mahalle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mahalle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mahalle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mahalle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2013 Perşembe

Büyük lokma ye ama..


Her akşam kapısı önüne toplanan gençler hakkında kılık kıyafetine,konuşma şekline tavırlarına ve hareketlerine söyleyecek bir sözü mutlaka olurdu Hilmiye hanımın..
her ne kadar da gün boyunca havanın iyi olmasına rağmen kapı önüne çıkma fırsatı olsa da,özellikle de bu saatlerde sokağın sakin ve sessiz oluşu dışarıda oturmaya daha müsait gibi görünüyor olsa bile akşam vakti sokağa çıkmayı mahalle gençleri gibi kendisinin de tercih ettiği bir şey olurdu..

-Özlem hanımın kızı soyunabildiği kadar soyunmuş yine.
-Hanifenin kızları da ne hikmetse en kısa eteklerini giyerler en dar bluzları geçirirler sırtına baksana
-Münirenin kızı her çiğneyedurur sakızı,sanırsın ki onunla uyur onunla kalkar mübarek kız.
-Oğlanlar en yakınmahallelerden en uzak köylerden gidecek başka yer bulamaz sadece buraya gelmek için yaşarlar..türünde yorumları olurdu..

Kapısı önü bakkalın tam karşısıydı gençler her akşam orayı mesken etmiş yiyeceklerini içeceklerini ellerine alır gecenin geç saatlerine kadar sokağı çiğdem çöpleri içecek kutuları cips paketleriyle kirletir konu komşudan bolca azar işiterek hacı ile hoca amcalara nutuk çektirerek hadisler hatırlatarak yola getirilme eylemleri yaz mevsimi boyunca devam ederdi..

Hilmiye hanım tümünden en çok rahatsızlık duyandı bu duruma..
Bazen su ile ıslatırdı gençleri uzaklaştırmak için kapısından..
Bazen yüzlerine söylerdi en ağır sözleri.
Çoğu zaman aşağılar çoğu zaman küfrü basardı hiç çekinmeden..

Sırtını döndüğü gibi bir kaç dakikalığına susturulmuş gençler arasında kendisi hakkında olumsuz yorumlar alaylı gülüşmelerin sesleri kıs kıs gülmeleri işitebiliyordu yakınlarda olanlar..

Her yaz her akşam süregelen bir haldi bu..
Hiç bir kızı beğenmez hiç bir oğlana hoş söz söylemez..
Yüzlerine hakaret gözlerine aşağılama oklarını fırlattı durdu..

Hilmiye hanımın iki erkek çocuğu vardı o zamanlar..
Harun ile Beşer..
Mahallede vucüt bulan tüm bu olaylar yaşanırken torunları henüz çok küçük yaştalardı..

Büyüğü sekizine yeni girmişti..
Hilmiye hanıma göre mahallede olan tüm çocukların tüm gençlerin mutlak bir kusuru mutlak bir hatası edebi bir boşluğu ahlaki bir bozukluğu vardı.

Ta ki çocukları büyüyene dek..
Ta ki çocukları evine kendisine danışıp sormadan en açık saçık giyinen,Hilmiye hanımın en çok kınadığı ve yadırgadığı tarzda giyinen ve davranan utanma ve edebin çok uzağından büyüdüğünü yetiştiğini haykıran davranışlara sahip gelinleri kapısından içeriye girene dek..

O derece açık saçık giyinirlerdi ki..gözlerini kaldırıp bakmak zor güç belaydı herkese..
Hilmiye hanımın hatrına selamları alınırdı Hilmiye hanımın hatrına halleri sorulurdu sorulmasına amma..

Çocuklarını kapısı önünde büyütenler,Hilmiye hanımın ağır hakaretlerini çocuklarına söylediklerini duyanlar kıs kıs güler kalplerinde büyük bir memnuniyet hissiyle ''İyi akşamlar Hilmiye hanım'' diyerek adaletin yerini çok güzel bir şekilde yerini bulduğuna inanarak mutlu oluyorlardı...


Konuşmasına konuşur insan,yargılamasına yargılar belki ama..
Arkasına bakmadan,yanında yetişeni hesaba katmadan büyük konuşmadan büyük lokmayı ağzına sokmayı da ihmal etmemeli veya en doğrusu usulüne göre uyarmalı veya sonsuza dek susmayı bilmeli...




Dipnot:Hikayede geçen olay gerçek karakter isimleri ise hayali üründür.

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

1 Nisan 2013 Pazartesi

Yukseklerdeki yalnizlik


Anneme her gidisimde devasa binalarin arasindan gecerim..bunlarin arasinda henuz insaata donusmemis eskiligini ve guzelligini koruyan kucuk bahceli mustakil evler de mevcut..
Goruntu olarak oldukca zit oldukca da rahatsiz edici huzursuzluk verici bir manzara cikiyor ortaya..
Yavas yavas sehrin merkezi korkunc bir hal almaya basladi..bu devasa yapilar daha fazla insan daha cok aile daha rahat yasam daha konforlu daha modern bir hayati vaad ediyor..insanlar da bunu dusunmeden tercih ediyor.

Ne zaman annemin yolunu tutsam cocuklugumun o semte gectiginden olsa gerek eski anilarim gectigim her sokakta yasananlar canlanir..
Bazen arar gibi olurum aksam saatlerindeki oyunlarimizi,kapi onlerinde oturan anneler teyzeler ninelerin sohbetlerini duymayi arzularim,bakkal manav kucuk bufeyi belki yine yerinde gorurum diye umitlenirim ama hic bir sey eskisi gibi degil..

Bir kac mustakil ev kaldi geriye..ve devasa binalarin altinda kahramanca savas veriyorlar..sanki gucleri olsa uzerlerine abanan bu kocaman yapilari iterek devirecekmiscesine sakin sakin oturup uygun ani ve zamani beklermis gibi bir halleri var..

Devasa binalari ihtisami ve gucu tartisilmaz..ama bu mustakil demir kapili evlerin sicakligi,yasanmisligi hic bir yapiyla yarisamaz..

Bu kucuk evlerin sahipleri cok sukur ki henuz mutehaitlere pazarlik mahal vermemis olanlardir..evlerini yasadiklari surece beraber onlarla yasamalarini ayakta durmalarini isteyenlerdir..
Pencerelerinde isik gormek,o evlerde hala birilerinin oturdugunu bilmek inanin ki cocuklugumdaki anilari muhafaza etmemde o kadar yardimci oluyor ki..

Yanlarindan gecerken evlerin ici gorunur..
Pencere kenarinda oturan bir kediye rastlarim bazen..bazen alelacele toplanmis govdesine igneler batirilmis her an ele alinmaya musait el islerini gorurum..bazen koltugun hemen yaninda duran masanin uzerinde acik ve tam ortasina gozluk birakilmis bir kitap gorurum..

Yasanmislik..

Bazen mutfak isigini gorurum,ocakta tavanin basinda yemek hazirlayan patates kizartan bir teyzeyi gorurum..bazen evlerin icin kalabalik olur..ellerine el islerini almis sohbet eden birbiriyle latifelerde bulunan elini agzina getirerek orten bayanlari gorurum..

Bunlari gormek hayati ve yasamin kucuk guzelliklerini gormek degil midir?
Yuksekkte olmak,konfora samimiyeti degistirmek,her kisinin ozel bir alani yeri olmasi aileyi,birlikte olmayi,komsulugu konusmayi sohbeti ve kisaca paylasmayi kaynasmayi yitirir..

Devasa binalar istedikleri kadar muhtesem istedikleri kadar modern oladursun..
Bunlardan hic biri kucuk bir ev kadar sicak kucuk bir ev kadar insancil,yasamaya musait ve uygun olamayacaktir..

Nihayetinde insan topraga yakin oldugu kadar hisseder insan ve toprak oldugunu..
Yukseklik hasretlik,konfor yalnizlik getirir ancak..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Recent in Recipes

SON YAZILAR