Al birde burdan bak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Al birde burdan bak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Al birde burdan bak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Al birde burdan bak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2014 Cuma

Ruh Kuru Çatlak Toprak Nemli ve Islak

Erken saatlerde yağmur başladı bu sabah..
Penceremi aralayıp dinledim sesini..
Düşündüm de..

İster hafif bir çiseleme olsun ister güçlü bir fırtına halinde gelsin ne zaman ki yağmur yağmaya başlasa veya başladığını anlasa mutlaka dışarıya çıkıp bakar insan.
Çıkamayan perdesini aralar penceresini hafifçe açıp sesini duyar...ama bakar..bakar.

Nedir kimdir ki gelen?..Bildiğimiz yağmur..milyonlarca damlacıklardan oluşan su topluluğu..çocukluğumuzdan tanıdığımız bildiğimiz bir durum..
Doğadaki ve dünyadaki en sıradan olaylardan biri..yağmur.
Rüzgar yağmur kar fırtına gökkuşağı gibi doğal bir çok fenomen var ama eminim ki bunlar içinde en çok sevilen yağmur olsa gerek.
İnsan yağmura dokunmayı yağmurda yürümeyi özellikle tercih ettiğine inanıyorum..
Yağmura dokunmak evet,damlaları altında ıslanmak,ne pahasına olursa olsun bazen gerekirse hasta olma riskine göz yummak ister insan..yeter ki yağmurla olsun.


Ağlayabilmek için yağmuru bekleyenler var,ıslanabilmek olsa da bahaneleri..

Yeryüzünde başı öne eğik olarak yürüdüğün ve bundan çok keyif aldığın bir gerçek değil mi yağmur?
Say ki;yağmur başına geleceğini bildiğin dertler kederler sıkıntılar ve günlük sorunlarındır senin..

Say ki;bilerek bunlara dalmış birisin..müminsin..
Say ki;yağmur olmayan bir dünyada yaşıyorsun şimdi..sıkıntısız tasasız,keyif dolu mutlu anların birbiri ardınca gelip sonu asla olmayan bir dünyada yaşadığını say şimdi..

Her yer gökkuşağı her yer huzur olur muydu?

Yağmursuz ve ıslanmadan hele ki yağmurda ağlamadan nasıl olurdu hayat?

Mümin yağmurda ıslanmayı göze alan insan gibidir.
Mümin yağmurda ıslanmayı bilinçli olarak seçmiş kişidir..

İnançsız insan yağmursuz yaşayan insan gibi olmaz mı böylece..ruhu sudan mahrum ruhu çatlak ve kuru çok kuru olmaz mı böylece..

Kurursa insanın ruhu ve çekilmişse gözlerinin ıslaklığı,nemi gitmişse gözbebeklerinin hele ki yüreğinin nasıl bulacak kendini..nasıl bulacak secdeyi..


...yazmak istediğim aslında bunlar değildi..yine de bu yazının ardından yağmur sesini paylaşmak  iyi gelirdi:tık tık

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Rol yapma



Bugün milli yasımız ve ümmeti muhammedin kanadığı bir günde Türk bayrağını ortalara indirilmiş vaziyette dalgaladırarak yasımızı temsil edip yanımızda olduğunu üzüldüğünü ifade eden kanalların böyle bir günde bile YAHUDİ ve İSRAİL mallarının reklamlarını yayınlayan tüm kanalları şiddetle KINIYORUM iki yüzlülükle açık açık suçlayarak üzüntümü dile getirmekle beraber nasıl bir düzen içinde olduğumuzu bir kez daha görüyorum.

Bu kanallar akşama Kadir gecesine özel yayınlar yapacak ve reklamlarda Yahudi mallarının ürünlerini sergileyecek.

Bunu TRT'nin Facebook sayfasında da dile getirdim..gözümüze baka baka ve gözümüze soka soka rol oynamasınlar..tiyatroya gerek yok oyunculara da..şu anda 'izlediklerimiz' bize yara olarak trajedi olarak yeter.

Daha fazla söze gerek yok..arif olan anlar insan olan kanar .

Son günlerde çok fazla insan görüyorum ama insanlığı çok az hissediyorum,kusursuz olduğumu iddia etmiyorum ama en azından sahtekar ve iki yüzlü değilim!

Bu kadar.





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

10 Haziran 2014 Salı

Hadi Kırlara Çıkalım!


Bir düş yolculuğu gibidir dünya bazen..ve hayat ilkbaharda öylesine güzeldir ki..
Ne gidesi ne ayrılası vardır insanın doğadan..her delik her köşe her çatlağı toprağın çekercesine seni içine hapseder yüreğini..


Aynı toprak aynı tanecikler nasıl olur..nasıl olur da çeşit çeşit güzelliği çıkartabilir yeryüzüne..? ve nasıl da durabiliyor bu su damlası böyle papatyanın üzerinde?


O yeryüzü ki merhameti azdır zayıflara karşı..o toprak ki anaçlığı tanecikleri kadar çok sayısız ve sonsuzdur belki de..


Uzanıp da dokunman için kaç çeşit güzellik var maliyeti sıfır olan!..
Ne para ne pul isteyen kaç değer bitiyor çevremizde zaman zaman..bazen tatlı bir rüzgar bazen bir dandelyon çiçeği..


Savruluşlar vardır bunun gibi doğada..endamlı,uyumlu ve daima toplu olunca güzel olan..birleşince güçlü olan ve ahenkle bizi alıp götüren..



Damlalar..ıslaklık..yağmur kokusu..incecik bir yaprağın üzerinde düşmeden sarsılmadan durmak...yaprağın analığı mıdır damlanın güzel serinliği midir yoksa onları birbirinden ayırmayan..bilmiyorum..


Harıl harıl çalışanlar..bir lokmacık bile olmayancanlıların yer altında kurdukları dünya..basıp geçtiğimiz altını düşünemediğimiz sonsuz kraliyetler gibiler..


Ve yeşil..acı yeşil..canlı yeşil..dünya yeşili..huzur yeşili..








Her üründen bir değil bin fayda çıkar..


Bir daneden bin sevap belki de..belki de sıcak bir ekmek..





Yürümek dünyanın üzerinde ve tüm bu güzelliklere bakmak,dokunmak içlerinde olmak..

Paha biçilemez oldukları kadar büyük bir nimettir..ve Allah'a hamd olsun ki bedavadır..ve hepsi biz insanlar içindir..

Dünyayı sürekli değiştirmek için yarışan,farkında olmadan bir çok doğallığı yok eden,orjinalliğimizi kusmak için içimizi yapay gıda yapay duygu yapay mutluluk ile doldurmaya çalışan..

Biz,bu dünyanın nesini beğenemiyoruz...anlamıyorum..



Sizden uzak kaldım nicedir..elimden bir iş çıksa başka bir iş yapışır..hamdolsun şikayetçi değilim..dolu dolu geçiyor günlerim..fidanlarım günbegün boy alıyor yükseliyor karşımda..üzerimdeki ağırlığı alıyorlar..

En güzel meyvelerim tomurcuklanıyor en güzel meyvelerim çiçek açıyor ve hiç ummadığım bir anında günümün o güzel çiçeklerin narin yapracıkları dökülüveriyor başımdan aşağı tam yüreğimin üzerine..

Sevgim de işte böyle..hayatımdaki güzel kalplerin üzerine dökülsün dilerim..kardeşlerim,dostlarım,güzel yürekli herkese selam olsun ..



not:Müzik kastıysa değiştirebilirim :)


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

8 Nisan 2014 Salı

Her Güzelliğin Arkasında Ne var?


Eğlenceli bol topraklı bol gülüşlü patatesli soğanlı bir gündü..herkes ilkbaharın erken dahi olsa gelişinden memnundu..bende memnundum..
Toprağa ve temiz havaya kendini bırakmıştı herkes..elbiseler etekler eşofmanlar toprak oldu o gün..
Daha yaşlılarımız toprakta kıldılar öğle namazlarını..bazıları yemek hazırlığı ile meşguldü..ben kahveleri pişirdim.

Kahvelerin ardından bağı bahçeyi dolaşmaya ilkbahara merhaba gönlüme günaydın,uyanma vakti dedirtmeye çıktım..
Her yıl ekilen karşımdaki arazi bomboştu bu yıl..otlarla dolmuş..ot dışında toprağa hiç bir müdahale edilmemişti.
Bu arazi çepeçevre kayısı ve şeftali ağaçlarıyla çevriliydi..güzel de bir duvarı vardı alçacık,ona dayadım dirseklerimi seyre daldım..

Arazideki boşluk,terk edilmişlik,ilkbahar çiçeklerinin dahi bitsem mi bitmesem mi düşündürecek kadar hissedilir boyuttaydı sanki..


Tam arkamda taze sulanmış çiçeklerimiz onlara konan kelebeklerimiz dururken kalakaldım boş arazinin karşısında..ne ileri gidebildim ne geri..ne kadar gerçek ne kadarı kurgu bilemem ama Osmanlı Padişahlarının geceleri nefislerini terbiye etmek için kazdırdıkları açık mezarlar geldi aklıma..
Bütün vucüdüm olmasa bile acaba bir elimi,toprağa gömsem kaç dakika kalabilirdim o şekilde?..
Elimin bir süreliğine toprağa gömülü oluşu bile telaş ve panik hislerimi tetikledi..
Bir saat gömülü tutabilir miydim ki elimi orada?



Eve gelince çektiğim resimleri bilgisayarıma yükledim..bu gün de karşıma bir hadis çıkınca elimi toprağa gömme düşüncesinin beni ne kadar çok etkilediğini,o hislerimin henüz daha çok taze olduğunu fark ettim..

''Rivayet edildiğine göre, bir gün Peygamber'imiz (s.a.v), bir "çöplüğün"başında durarak sahâbilere ;"Gelin dünyâyı görün" diye seslendi; sonra çöplükten çürük bir bez parçası ile kararmış bir kemik parçası aldı ve sahâbilere şöyle dedi;"Çöplük dünyayı temsil eder,şu paçavra dünyagüzelliklerinin bir gün çürüyüp onun gibi olacağını gösterir,dünyada gördüğüm canlı vücutlar da bir gün çürük kemiğe dönüşecektir."

Buraya aktarmak istedim..o hisleri unutabilirim,dünyaya dalabilirim demekten dahi çekiniyorum şu anda..Kelimenin tam ve kaba anlamıyla dünyaya dalmak toprağa dalmanın ta kendisi gibi geliyor bana..

Nasıl dalabiliyoruz dünyaya..

Resimlere baktım tek tek..her biri öyle güzeldi ki hangisini ekleyeceğimi bilemedim..sonra fark ettim ki her resimde toprak var arkaplanda..her güzelliğin arkasında,toprak var.


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

30 Mart 2014 Pazar

Evde Doğum



Sabah 05:00 suları..yatak odamın penceresini tırmalayan kedimize bakıp arkamı dönerek uyumaya devam ettim,birazdan kalkacaktım nasılsa namaza,okula biraz daha var diyerek sıradan bir gün diye düşündüm..

Değilmiş..

Pencereye tırmanmalar endişeli endişeli miyavlaması uyutmadı..yataktan kalkıp kahvemi yaptım..bu sefer mutfak penceresine geldi..henüz çocuklar uykuda oldukları için içeriye almak istemedim..son bir kaç gündür havanın ısınmasıyla birlikte geceleri dışarıda olması daha mantıklı geldi..hamile olup karnının ve memelerinin iyice şişmesi ise doğumun yavaş yavaş geldiğini gösteriyordu..evin içinde doğum olur diye paniğe kapılıyordum..
Bu yüzdendi belki de geceleri evden dışarıya çıkartmak sebebi..acıyor kıyamıyordum ama evin içinde de tutamıyordum..

Bu sabahki hali inanılmazdı..acıktığını sandım..halı hazırda verebileceğim bir şey yoktu..yoktan sütlü ekmek dahi iyidir diyerek kasesini önüne koydum..koklayıp uzaklaştı..
Sorun açlık değildi..

 Oğlumun odasında okul hazırlığı esnasında çocuk odasının penceresine geldi..bir sağa bir sola gidip duruyordu..
-Bu kedinin nesi var bugün! .demeden edemedim..

Yavrumu okula gönderdikten sonra bilgisayarımı açıp internetten kedilerin doğumları ile ilgili bilgi arayışına girdim..kedi hala pencerede camları tırmalamaya devam ediyor..ben hala anlam veremiyorum bu haline..

Kedilerin doğumları yaklaşınca kuytu sessiz ve olabildiğince az ışıklı sıcak bir yer arayışına girdiklerini,bu yerlerin yatak altları koltuk altları olabilir cümlelerini okuduktan sonra son iki gündür sürekli yatağın altına girip saklanma sebebini de çözmüş oldum..

Pencereyi açıp kedinin evin içine girmesine izin verip hareketlerini gözlemlemeye başladım..evet yatağa doğru yöneldi..kapıyı kapatıp girmesini engelledim..sonra başka bir yere gitti..Her halde burası onun için en uygun yerdi..

Doğum başlayacaktı..bugün olmasa da en kısa sürede..
Peki ne yapabilirdim ki!

Okuduğum bilgiler kediye sakin bir ortam hazırlamayı tavsiye ediyordu..evvela sakin ortam..kendimi kedinin yerine koydum..ister insan olun ister hayvan,bazı durum ve duygular aynıdır..

Boş bir koli vardı içini büyük bir naylon poşetle kapladım üstüne de eski havlular kesip yerleştirdim..
Pencereden giren ışığı azaltmak için panjurları indirdim kediyi kolinin içine yerleştirerek kolinin açık kısmını eski bir yastık ile kapattım..kapıyı çekip odadan çıktım..


Aradan yarım saat belki de daha fazla bir süre geçti..odaya girdiğimde ışık az olduğundan yastığı hafifçe çektiğimde kolide bir şeyler görür gibi oldum,ışığı açtım...yavrulamıştı..

Henüz yeni yeni olmalıydı..ışığı söndürdüm yastıkla kolinin ağzını kapatıp odadan çıtkım..
Doğum aşamalarından son anda az dahi olsa bilgim vardı..bu büyük bir nimetti..

Kediyi yavruları ve koli ile birlikte evin başka bir yerine taşıdım..çocukların ilgi odağı olacağını tahmin ediyorum,her anne gibi her şeyden çok özellikle ilk gününde onlarla baş başa kalmak isteğini ve yalnızlığı tercih edeceğini tahmin ediyorum..

Allah'ın kediye günlerce karnında taşıdığı yavrularını nasıl ne şekilde dünyaya getireceğinden hiç bir haberi olmayan bu canlıyı nasıl yönlendirdiği nasıl ilham ettiği nasıl yardım ettiği kesinlikle ve şüphesiz muhteşem bir gerçekti..

Bu muhteşem gerçek hemen hemen gözlerimin önünde gerçekleşti..





Bizim korkularımızı ve doğum öncesi endişelerimizi yersiz tasamızı her şeyi kontrol altına alma isteğimizi düşünüyorum bir yandan..
Bu canlı tamamen her şeyden habersizken doğum ile ilgili tecrübesi bilgisi yokken bir saatten az bir sürede yavrularını dünyaya getirdi,onları yıkadı temizledi..daha fazla detaylara girmek istemiyorum..her şeyi tek başına yaptı..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

19 Ocak 2014 Pazar

Yirmiyedi Senelik Bir Hülya



Yedi yıllık bir evlilik.
Bir çocuk.
Bugün altı yaşında.
Evliliğin ilk yılında baş gösteren hastalık.
Önceleri dişlerde veya diş etlerde bir sorun gibi göründü,kanserdi.

Altı yıl..
Önce ilaçlarla terapi..
Doktorlar ümitli.
Aile ümitli..

Sonra kemoterapi geldi.
Doktorlar yine ümit vermeye devam ettiler.
Sonra bir ara düzeldi gibi..
Gibi..
Hatta doktorlar bir çocuk daha yapabilirsin dedi.
Dedi..

Zaman geçtikçe hastalık ilerledi..
Operasyon..
Her ay ateş pahası ilaçlar ve terapiler.
Yaş yirmiyedi..

Dediler ki doktorlar..
Koluna akmış operasyondaki akıntılar.
Sızın ondan..
Bir operasyonla rahatlarsın dedi.


Rahatsızlanmıştı
Bir gün hastaneye gitti..
Bir gün iki gece orada kaldı..
Doktorlar koluna sızan akıntıya müdahale etmedi.
Doktorlar doğruyu gördüler.
Avutmak için yalan söyledirler,belki.

Hastanedeyken bir kiremit parçası istedi.
Teyemmüm etmek için.
Ailesi dışında kimseyi görmek istemedi.

Hastaneden Ahirete göç etti..
Hastanede olduğu ikinci gecesinde.
Aylardan Ocaktı..
Bir kaç gün evvel yani.

Gömdüler.
Evladına haberi veremediler.
Haber korku panik ve cevapsızlıktan dolayı
Bir kaç gün engellendi.

Cenaze günü.
Çocuk komşunun evinde pencereden bakıp:
-Bu insanlar nereye gidiyor?diye sorar.
Çocuk camdan uzaklaştırılır.

Evinden kişisel eşyaları toplanır.
Giysiler,başörtüler,ayakkabılar.
Çocuk eve gidince;Annemin eşyaları nerde dedi.
Çocuk verilen cevabı kabul edemedi.
Sustu.

Bir kaç gün sonra rüyada göründü.
Gören sormuş:Kabirdeki ilk gecen nasıldı?
Sana nasıl muamelede bulunuldu?
Dedi:O kadar güzel ki burası,
daha önce gelmek istedim.

Başımı açmadığım namazımı kıldığım için
Güzellikler içindeyim şimdi.
Bazı kadınlar görüyorum,perişan haldeler.
Onlara yaklaşmak istemiyorum,dedi.

Bir haftada iki cenaze.
Biri altmışı aşkın dayım birisi arkadaşım Hülya 27 yaşında hayattan ayrıldılar.
Hülya şehit de olabilir,olmayabilir de.

Ruhlarına bir Fatiha..






O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

11 Aralık 2013 Çarşamba

Bir Bulutun Ağırlığı



Büyüklüğünün sonsuz kudreti karşısında ne,kim ve hangi güç durabilir?

Gökyüzünde 300.000 tonluk bir kütlenin direksiz düşürülmeden durdurulması..

Belki de ilk defa işittiğimiz bu bilginin bundan 1400 sene önce Kur’an’ da nasıl haber verildiğini dinleyelim
“Rahmetinin önünde rüzgârları bir müjde olarak gönderen O’dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde, onları (kuraklıktan) ölmüş bir şehre sürükleyiveririz ve bununla oraya su indiririz de böylelikle bütün ürünlerden çıkarırız.”(Araf Suresi: 57)
“O, size şimşeği korku ve umut olarak gösteren, (yağmur yüklü) ağırlaşmış bulutları (inşa edip) ortaya çıkarandır.” (Rad Suresi: 12)
Hadis No : 1683
Ravi: İbnu Abbas
Tanım: Yahudiler, gök gürültüsünün ne olduğunu Hz. Peygamber (sav)'den sordular: "Bulutlara müvekkel olan melektir. Beraberinde ateşten kamçılar var. Bununla bulutları Allah'ın dilediği yere sevkeder" diye cevap verdi. Onlar tekrar sordular: "Ya şu işitilen ses, o nedir?" "Bu, bulutların istenen yere gitmeleri için onlara yapılan bir sevkdir" dedi. Yahudiler: "Doğru söyledin. Şimdi de İsrail'in [Yakub (aleyhisselam)] kendisine haram kıldığı şey nedir onu söyle?" dediler. Resulullah (sav) "Hz. Yakub (ırku'n-nesa denen) uyluk mafsalından başlayıp dize, topuğa kadar inen bir ağrıdan muzdarib idi. Deve eti ve sütü dışında kendine uygun gelen (ne yiyecek, ne içecek) münasip bir şey yoktu. Bu sebeple o da bunları haram etti" dedi. Yahudiler: "Doğru söyledin" dediler.

Kaynak: Tirmizi, Tefsir Ra'd, (3116) 




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

11 Ekim 2013 Cuma

Veda



Yürüdüğümüz yollar gibi olsa günahlar..
Bu yaşımıza kadar yürümüş olduğumuz her yolu her sokağın sayısını bilebilir aklımızda tutabilirmiyiz?
Hesabını bu şekilde yapmaya kalksak günahlarımızın hesaplayabilir tam bir sayı verebilirmiyiz?

Şurada başladılar diyebilirmiyiz?..
Kaç insan hatırlar ilk günahını..kaç insan hatırlayabiliri veya bilebilir en son işlediği günahını?

Defterimizdeki sevapların miktarını günahların ve kusurların sayısını bilebilirmiyiz?
Bilgimize sunulmayan bu tür bilgilerin yeri başka bir alemde verileceğini bilebilsek yürüdüğümüz zeminin kayganlığının farkına varmamıza kafi olabilir mi?

Ne zaman işlendi ilk günahımız,bilmiyoruz.
Ne zaman işlendi son günahımız onu da bilmiyoruz.

Değişebiliriz ama..
üzerimizdeki bu giysiyi değiştirebilirz..

Hemde çok güzel bir yola girebilir adımlarımızı saya saya ilerleyebiliriz..

Sırtımızı tüm günah ve hatalarımıza çevirebilir tümüne silgi çekebiliriz..
Alışmış kulaklarımız tövbelere..temizlenme ve arınmalara..

Diyelim ki günahlı yanımızı terk etmeye niyetlendi kalbimiz..
Bavullarımıza doldurduk tüm endişelerimizi,tüm günahlarımızı çekmecelerden çıkarttık odamızın ortasına attık.
Yer dolunca pencereyi açtık sokağa fırlattık.
Hepsini..
Kimimizin günahları odayı,evimizin önünü bulunduğumuz mahallenin sokaklarını,mahallemizin bulunduğu şehrin her yerini doldurdu..

Bu karmaşa ve bu dağınıklık içinden yürüyerek çıkıp utanan kalbimizi de o günahların içinde bırakıp veda edebiliriz yaşananlara..
 Tüm günahlarımıza,kusurlarımıza,açıklarımıza veda edebiliriz..

Çünkü..

Tövbe vedadır..
Utanç dolu mahcup ve korkutulmuş bir hayattan kopma isteğinin ve niyetin canlanması ve tatbik edilmesidir yanısıra..

Tövbe vedadır..
Günahkar bir elbiseden kalbi ve ruhu soymadır..

Tövbe vedadır..
Giderken ardına tonlarca rahmet suyu dökülen bir uğurlamadır..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

6 Ekim 2013 Pazar

Düş-ün..

 

Selamünaleyküm sevgili kardeşlerim.
Blogumu dolaşan yayınlarımı okuyan veya kuş bakışı izleyen güncel,biz kadınların hoşlanacağı yayınların yanı sıra zaman zaman aklımı zorlayan irademi harekete geçiren din hakkında görüşlerim endişelerim ve sıkıntılarımı paylaştığımı göreceklerdir.


HAYAT
Hayat çok yönlü ve renklidir islam ise hayatı tüm renkleriyle yaşamaktır..
Bir günün içine ibadet,muhabbet,sevgi,mutluluk,hüzün,gözyaşı,dert ve rahatlama bir arada yaşanabilir.
Hele ki maneviyata biraz önem verenler ne demek istediğimi anlayacaklardır ..

Sizinle bir video paylaşımında bulunmak istiyorum.
İzledim,oturup iki dakika düşündüm..
Düşüncelerime zaman zaman blogdan ve bloglardan genel bir bakış olmaları ve genel tablomuzuyansıtma sebebiyle beni mutlu eden noktalardan çok şimdi şu anda ne durumda olduğumuzu gösterdiği için soğumuş olmuştum.

ŞÖYLE BİR BAK DÜNYAYA
Hayatı anlamak için,insanların hayatı nasıl yaşadıklarını,önceliklerini üstünlüklerini meziyet ve eziyetlerini görebilmek için onları topluca izlemek lazım.
Bir mahallede bunu izleyebilirsiniz.
Bir köyde bir şehirde de bunu görmeniz mümkün..

Bloglarda da bunu görmek insanların neyi neden nasıl ve niçin yaptıklarını düşünmek ve anlamak mümkün.
Diyelim ki tablomuz bloglarımızdır..blogu olanlar tablonun içindekilerdir.
Gerçek hayat gibi..

Blog alemi veya sanal alem veya bir topluluğun bir parçası veya bu dünyanın ve bu imtihanın parçası ve muhatabı gören herkes için 3dk'lık kısa bir video yayınlıyorum..
 




Vakit darlığından sözü kısa kesiyor büyük bir arzu ve merakla yorumlarınıza ihtiyaç duyduğumu düşüncelerinizi yazmak için bir kaç dakikanızı ayırmanızı rica ediyorum.


Sevgilerimle..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

3 Ekim 2013 Perşembe

Değerli Bir Vazo

 


Çok arzulayarak istediğiniz..uzun zaman hayalini kurarak beklenen kıymetli bir eşyayı evinize aldığınızda..
Yerini daha önceden aklınızda hazırlamış olmanız muhtemel.
Konacağı odayı gerekirse yeni baştan düzenleyip tasarlamanız da muhtemel..

Beklenen eşya beklenen gün evinize ulaştığında pür dikkat hareketlerle hazırlamış olduğunuz köşesine yerleştiğinde evdeki sesler,hareketler eşyaya göre değişmiyor mu?

Kıymetli bir vazoysa beklenen şey..konacağı raf veya masanın sağlamlığı önceden kontrol edilir..rüzgarlı veya rüzgarın vazoyu devirebileceği yerleri eleriz önce..çocukların olabildiğince ulaşamayacakları güvenli bir yer bulununca vazo da ele geçince gözler onun üzerinde olur gelene gidene sergilenir belki ama dokunulmaz olduğu kaş ile göz ile mutlaka belirtilir..

Sahip olunan bu vazonun bir emanet olduğunu düşünelim..
Belirli bir süre muhafızları biz olmak üzere bizlere güvenilerek teslim edildiğini düşünelim..

Olabildiğince temkinli olabildiğince dikkatli olmak zorunda olduğumuzu kimsenin söylemesine gerek kalır mı bu durumda..

Emanetin muhafızları olan bizler emanete gelebilecek her tür tehlikeleri daha önceden tahmin etmek tespit etmek olmaz mı vazifemiz..

Ya kırılırsa?

Ya açık bir pencere açık bırakılır da düşerse..
Paramparça olursa..
Masa devrilirse,deprem olursa raf kırılırsa yamulursa..
Vitrin devrilirse başkabir eşya düşmesine sebep olursa..

Verebileceğimiz cevabımız yerli yerinde bir açıklama yapma imkanımız olsa bile bunu yapabilir miyiz?

Mahcup olup omuzlarımızı indirip başımızı öne eğmez miyiz vazoyu bizlere güvenerek emanet edenin karşısında?

Vazoların yerine koysam çocuklarımı..
Allah'ın bana verdiği emanetler olduğunu hatırlatsam kendime..

Çocuklarıma aşağıdakilerini yapmaya ne kadar hakkım olabilir?




-Onları incitebilir miyim?
-Aşağılayabilir?
-Ulu orta bir şeymiş gibi sergileyebilir miyim?
-Soğukta bırakıp ciğerlerini üşütmelerine göz yumabilir miyim?
-Aç bırakabilir miyim?
-Kıyaslayabilir miyim?
-Umudunu kırabilir kişiliğini sıfırlayabilir miyim?
-Onların üzerinden  ticaret yapabilir miyim?

-Hele hele dövebilir miyim?
-Eğitimlerini engelleyebilir miyim?
-İstemedikleri bir şey haklarında kötüyse müsaade edebilir miyim?
-Razı olmadıkları biriyle örneğin evlendirebilir miyim?
-Allah'ın emirleri dışında yetiştirebilir miyim?
-Başka bir kültüre başka bir yetiştirme tarzına göre yetiştirebilir miyim?
-Sünnetten uzak tutarak x bir yazarın ve yine x bir psikoloğun veya bir pediatristin veya bir kitap yazarın tavsiyeleri üzerine gelişmesini sağlayabilir miyim?
-Dini bilgileri öğretmeden namaz kılmıyor oluşuna veya kılmıyor oluşumuzu söz ve göz ardı ederek işleyeceği günahları önleyebilir miyim?
-Yediğine içtiğine müdahale etmeyebilir miyim?
-Zararlı ortamlara girmesine zararlı görüntülere maruz kalmasına kalbini ruhunu kirletecek sözlerin içine sızmasına göz yumabilir miyim?
-Örnek olmadan ben örnek bir insan olmasını bekleyebilir miyim?

Tüm bunları kendi çocuğuma yapamayacağım gibi..evime gelen başka bir çocuğa başka bir insana bir arkadaşa bir komşuya bir damada bir geline mesela yapabilir miyim?

Allahın birbirimize verdiği emanetleriysek..
Riayet etmemiz gereken ince çizgileri yok sayabilir miyim?
Kul hakkından çok emanete hıyanet edebilir miyim?

Hıyanet edebilir miyim?

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

9 Eylül 2013 Pazartesi

Şeytan Doldurur!




Boş anlar..
Boş anlar insanın hayatındaki delikler gibidir..
Bir çuval dolusu incirin birer birer yerlere düşüp ezildiği kaçınılmaz olduğu gibi boş geçen zamanları da geriye almak tekrar dolu yaşamak için bir daha yaşamak telafi etmek pek mümkün değil..

Boş durmak sessizlik ve sakinlik olabilir..
Yapılacak işlerin nerdeyse yok olduğunu düşünebilir sadece öncelikli işleri yapıp bir kenara çekilip dinlenmek olarak düşünülebilir..işte tam da böyle düşünülen bir anda..Şeytan kollarını sıvar..

Boş olanı Şeytan doldurur çünki..

Üzerimize yönlendirir en tecrübeli yardımcılarını..
İnsanlardan veya şeytanlardan olanları işte o zaman yaklaşır bize sinsice..

Şeytan boş duranı çok seviyor olmalı..çok seviyor olmalı ki zemini uygun görünce üst üste yatırım yapar.

Boş duran eliyle,olmadı gözleriyle yetmedi beyniyle farkında olmadan şeytana itaat eder..
Gözler gördüklerinden yola çıkarak fısıldayan şeytana uyar..
Diller yine aynı şekilde uyum sağlar..
Beyin boş,el boş,vakit boş olunca tohumlarını serpiştirir şeytan..

Allah kutsal kitabimizda O Halde) Bir İşten Boşalınca Hemen (Başka) Bir İşe Koyul. (İnşirah, 7) buyurmuştur..

Bunu düşünerek ve bu güzel ayetten yola çıkarak yazıyorum satırlarımı..
Dolu ve yoğun bir insan boş insan gibi olmadığı gibi boş ve müsait bir insan da dolu ve yoğun bir insan gibi değildir..

Ahireti ailesinin rızkı evinin düzeni vs işlerle meşgul olan hem dünua hayatı için hem de ahiret için çalışıyor demektir..

Şeytan bunu bizden iyi biliyor..bilmez ki..
Şeytan Kur'an'i Kerim'i bizim bildiğimizden daha iyi biliyor..
Allah'ın neye daha çok yoğunlaşmamızı neyi daha çok yapmamızı kısaca Allah'ın bizden ne beklediğini ne istediğini hepimizden daha iyi bilen değil mi?

Buraya yatırım yapılır işte..
Şeytan boş duranı ideal kurban olarak görmektedir..

Anneler gün boyunca çocukların bitmek tükenmek bilmeyen istekleri ve talepleri hakkında bir çok kez butrun kıvırsak bıksak hatta bunalsak bile aslında en şanslı kişilerden olduğunu düşünüyorum..

Bizi sürekli meşgul eden,sürekli bir şeyler isteyen yavrularımız nasıl büyük bir tehlikeden alıkoyup ayağımızın kaymasına dünyamızdaki hayattan çok ahiretimiz için yaptığımız yatırımların yanmasını nasıl da önlemiş oluyorlar böylece değil mi?

Oflamamız aslında şükür olmalı..
Bir dakika oturtmayan,hiç rahat vermeyen,sürekli bir şeyler isteyen çocuk ne kadar büyük bir lutüftur oysa..

Çocuklarımız da sürekli meşgul olunca şeytan yavrularımıza da yani bizim tohumlarımıza da yatırım yapamaz..


Annelik ne kadar yüce bir şey Allahım..
Anne yani kadın yani eş bu vasiflara sahip bir insan evin ve ailenin kalbi en sağlam motoru en büyük çekim gücü ve kesinlikle en önemli kaynağıdır..

Şeytan annede veya çocukta ikisinden birinde yatırım yapınca her birine yansır her birini etkiler..
Domino gibi birbirini etkileyen şeyler birbirine dokunduğu birbirine yakın olduğu için de biri yıkılınca biri hata verince..hepsi ard arda birden yıkılır..bu kaçınılmazdır..

Sen güzel anne..
Bırak dağıtsın evi çocuğun..birak ıslatsın bırak bozsun bırak kirletsin..
Çocuk meşgul anne yoğun olduktan sonra şeytan yaklaşır mı bu iki cana?

Müsait bir zemin bulabilir mi yatırım yapmaya fitne çıkarmaya?

Değil mi ilk vazifelerimizden biri emanet olan çocuklarımızı yetiştirmek?

Her zorlukta bir hikmet her çıkmaz yolda elbet bir yok bir çare vardır diyen Rabbimiz göğüsleri genişleten ve ferahlatan Kur'an'i Kerim'in en güzel surelerinden birinde bu güzel emrini bir de böyle düşünmek nasıl olur acaba?

O Halde) Bir İşten Boşalınca Hemen (Başka) Bir İşe Koyul. (İnşirah, 7)


Rabbim şeytanın şerrinden cümlemizi muhafaza etsin..
Sevgilerimle..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

21 Temmuz 2013 Pazar

Anneni paylaşırmısın?




Akşam vakti balkonumuzda eşimle otururken bir yandan kahvemizi içiyor bir yandan sohbet ediyor arada bir de eşimin cepten okuduğu haberlere yorum yapıyorduk..
Kısa bir süre sonra eşimin sessizliği dikkatimi çekti..az geçmeden derin bir iç çekerek ekranı yüzüme tuttu..

Arkadaşına bak!

Ekrana yaklaşınca pek net göremediğim mesafeden daha yakına geldiğimde ekranda ayna karşısında gelişigüzel poz vermiş olan arkadaşımın resmiyle karşılaştım..
Eşime bana ben eşime baktım..
Bir derin iç çekiş de benden çıktı haliyle..

Aradan bir kaç gün geçtikten sonra annemi ziyarete gittik..
Sohbet esnasında bir araba sesi ardından da konuşmalar sevimli gülüşmeler ve tatlı yönlendirmeler işittik..
Arakadaşım da çocuklarıyla birlikte annesini ziyarete gelmişti anlaşılan..

Arkadaşım tesettürlü bir bayan değildi lakin eşi her namaz vaktini cemaatle kılmaya özen gösteren biriydi bu anlattıklarımsa ne hikaye ne kıssa ne de kurgudur arkadaşlarım..


Kendisine resmi hakkında mutlaka bir şeyler söylemek istedim..uygun bir şekilde uyarmak belki biraz nasihat etmek gibi..

Sokağa çıkıp elinde cep telefonuyla oynayan oğlunu görünce çocuğu yanıma çağırıp annesine seslenmesini rica ettim..
Annesi hemen kapıda belirdi..
Hal hatır sorduktan sonra kısa ve öz olarak şu cümleler çıktı ağzımdan..

Zehra,sana bişey söylemek istiyor ama hem çekiniyor hem de söylemeden edemeyeceğim için söylemeliyim..

Facebook'taki aynaya poz vererek çekildiğin resmi gördüm..

Sessizlik..

Ben ona,o bana baktı bir süre..

Ben öyle bir resim paylaşmadım ki dedi..

Bende kendisine peki kim paylaşmış olabilir diye sordum..

Oğluna seslenip yanına çağırdı..

Oğlum sen benim her hangi bir resmimi facebook'ta yayınlayıp paylaştın mı?diye sorunca..

Evet anne paylaştım,hoşuna gitmedi mi?dedi..

Arkadaşım vereceği cevabı aramaya başladı,önce ellerine baktı sonra sokağın sonuna doğru sonra oğluna daha yaklaşarak ses tonunu indirerek gözlerinin içine baka baka ''Bu yanlış bir şey oğlum''deyince oğlunun verdiği cevap ikimizin de kanını dondurmaya yetti..

Annecim sen bizim resimlerimizi her zaman payaştığın için bunun yanlış bir şey olmadığını düşünerek paylaşmıştım..




Herşeyin paylaşılabilir,herşeyin ortaya dökülebileceği,herşeyin herkese açık olabileceğini düşündüğümüz ve bunun asla yanlış olmadığını düşündüğümüz bir zamandayız..

Rabbim kalplerimizi,gözlerimizi,ekranlarımızı örtmeyi çocuklarımıza doğru model olmayı nasip etsin..

Hayırlı sahurlar..





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Coca-Cola&Bumerang-İki Zehir Bir Arada

 

Selamünaleyküm dostlar..
Ramazan ayından önce değinmek istediğim bir çok konu vardı..
Hatta bu konular hakkında o kadar net ve açıklayıcı olmayı istedim ki zaman emek verdim..
Emeklerimin bir kısmı saatlerce takdir ederek feyz aldığım din konusunda bilgisi çok ufku geniş bir alimimizinsohbetlerini bunun yanısıra köşe yazılarını yetmedi verdiği fetvaları dahi okuyarak emin olmak ve gönül rahatlığı ile yazmak adına huzurlu yazmak istedim yazımı..

Ne taraf tuttum ne de kişi belirledim..
Buraya yazdıklarımın bir tek amacı tek amacı ancak bu amacı vardır diye bilinmesini vurgulanmasını arzu ediyorum.

Satırlarım kimseye gözdağı vermek kimseyi incitmek veya üzmek için yazılmıyor..
Evet belki bazı kardeşlerim alınacaklar,belki bazı kardeşlerim çekip gidecekler lakin..onların hoşnutluğundan çok dilimdeki doğruyu açığa sürerek Allahı razı kılmaktır çabam..

Öyle de olmalı değil mi?

Sevgili dostlarım Ramazan ayından evvel kulaklarımıza çokça giren gözlerimizi çokça dolduran ve coşturan Coca-Cola mevzusuna değinmek istiyorum herşeyden evvel..

Bu gün bu yayınımın tam da bu gün yayına girmesine sebep olan Mefküre blogu vesile olmuştur..
Rahman razı olsun..

Kardeşlerim..
Kültürümüzü çok iyi anlayan ve kavrayan,kardeşliğimize benzer kardeşlik manzaraları pek az yerlerde yaşanan bir ülkenin insanları dışından Sevginin ve Merhametin Anlayışın ve Kenetlenmenin bir başka ismidir bizleri birlik eden İslam..

Konunun çokçadetayına girip sizi yormayacağım..
Bu satırları okuyan evinin yemeğini içeceğini hazırlayan temin eden ablam kardeşim ağabeylerim..
Ramazan ayı boyunca en azından melekler görmeli küçük dahi olsa çabalarımızı..

Melekler niyetimizi kaydetmeli en azından Ramazan ayı boyunca..
Susmayı çok güzel öğrettiler,dayatmayı da ne güzel enjekte ettiler kanımıza dedirtmemeliyiz..

Dileğim o ki..
Bir içecek bir giyecek dahi olsa..
Girmeyiversin evimize,oturmayıversin masamıza,dokunmayıversin tenimize..


 COCA_COLA

Coca-Cola ile ilgili önce www.gencdoku.com adresinden devamını okuyabileceğiniz aşağıdaki satırları paylaşmak istiyorum..

''Bilindiği üzere Filistin 64 yıldır işgal altındadır. İşgalci siyonist İsrail devletinin önemli gelir kaynaklarından önemli bir kalemi, kolaları da içine alan içecek firmalarıdır. Bu firmalar çekinmeden her yıl gelirlerinden azımsanmayacak miktarlarını işgalci İsrail devletine bağış olarak veriyorlar.

Geçtiğimiz yıllarda Gazze’ye uygulanan ambargoyu delmek için yola çıkan ve yapılan baskınla 9 yardım görevlisinin şehit edildiği Mavi Marmara’nın ardından yapılan boykot çalışmaları sonucu bu firmaların gelirleri %30 oranında düşüş göstermiştir. Hediye ürünlerle eski gelirlerine ulaşmaya çalışan bu firmalar, reklamlarında özellikle ramazan ayında İslami motifleri kullanarak bilinçaltına oynamaktadırlar. Bu durumda takdir edilir ki bir Müslüman’ın, bu firmaların ürünlerini, varsayalım helal sertifikalı olsa dahi kullanması düşünülemez. Çünkü kapitalist bir zihniyete verilecek en güzel cevap, onların anladığı dil olan ekonomi ile olacaktır. Tüketimleri düştükçe elleri bağlanacaktır.

Bizler kardeşler topluluğu olarak birbirimize destek olma ve birbirimizi koruma mecburiyetindeyiz. Yapılan zulme maddi veya manevi destek veremeyiz. Biz bir ümmetiz ve kardeşlerimize sıkılan merminin parasal kaynağı olamayız. Bu bir ateştir ve buna sessiz kalan herkese bir gün bu ateş ulaşacaktır. Bunu bilmek zorundayız.

Unutmayalım!

“Kim bir kavme benzerse, o da onlardandır.”[5]

Unutmamalıyız ki kola, enerji içeceği ve benzer ürünler, Türk-İslam kültüründen uzak ürünlerdir. Emperyalist güçlerin desteğinde yürütülen kampanyalar, renkli reklamlar, batının çarpık yaşam tarzına gençlere özendirme çalışmaları yoğun bir şekilde yürütülmektedir. Kültürümüze ait olmayan bu tür içecekler de bu güçlere hizmet etmek için kullanılmaktadır. Bu bağlamda Müslümanlar olarak bu planlara karşı özellikle dikkatli olmak zorundayız. Çünkü kendi nefsimizin yanında neslimizle de açık bir imtihan içerisindeyiz.

Ümeyre Özdemir / Gençdoku 49. Sayısı (Haziran 2013 – Recep 1434) ''


Coca-Cola ile ilgili Mefküre blogundan aldığım yazı ise şu şekilde:

''ABD’li site Coca Cola’nın sır formülünü açıkladı. Açıklanan formülle birlikte Coca Cola’da alkol olduğu da ortaya çıktı. İşte açıklanan o formül…



Muhafazakar kesimin yıllardır İsrail bağlantısı nedeniyle tepki gösterdiği ve dolaylı yollardan ambargo uyguladığı Coca Cola ile ilgili şok bir iddia daha gündeme geldi.



ABD’nin önde gelen bir sitesi Coca Cola’nın sır formülünü belgeleriyle açıkladı. Yıllardır yılan hikayesine dönen ve Coca Cola’nın, mahkeme kararlarına rağmen şirket sırrı gerekçesiyle yıllardır açıklamaktan kaçındığı ya da belli bir kısmını açıkladığı formülün içinde önemli miktarda alkol bulunduğu ortaya çıktı.



Şirket, sitesinden duyurduğu haberde Coca Cola’nın formülünü tam olarak bulduğunu belirtirken, iddiasını da 1979 tarihli bir gazete makalesine dayandırdı. Söz konusu makalede, kolayı üretmek için geçerli içerik maddeler ve miktarları bulunuyor.



Thisamericanlife.org adlı site, haberinde Atlanta Journal-Constitution gazetesinde 8 Şubat 1979 tarihinde yayınlanan makalenin resmine de yer veriyor.''
tamamı burada:Mefküre



Hürriyet-BUMERANG
Blogumu ilk açtığım dönemlerdeydi..
Nacizane bir plan kurmuş bir blog açmış..zevkime göre tasarımını görsellerini düzenlemiş ve yayınlarımı paylaşmaya başlamıştım..
İçimdeki arzu ve niyet yükselmek popüler olmak kısaca bütün çabam şan için şöhret için değildi..hala da değil,öyle olacağı günleri de dilerim ki göstermesin Allah..

Ziyaret ettiğim takibe aldığım bloglarda hiç seçici davranamıyordum,blog anlayışını tam olarak anlayamamış biriydim nihayetinde..
En samimi yaklaşımım ve içtenliğimle yorumlar yazdım yardım ettim el uzattım ve el uzatılmasını istedim..

Günler geçtikçe yavaş yavaş çevrem oluştu,yavaş yavaş kimin ne amaçla neden burada olduğunu anlamaya başladım..
Severek okuduklarım zaman zaman Bumerang reklamlarını yayınlayan bloglardı..

Onlar Bumerang'ı araştırmama ve onların bu denli büyük desteği,Bumerang tarafından aldıkları küçük şirin hediyeleri sebebiyle benim de bu kitleye girmem gerektiğini düşündürmeye başladı..

Amma ve lakin Bumerang nedir..durup düşünemeden güzel de bir kampanya gündemde olduğu bir zaman diliminde üyesi bulunmuş oldum..

Üyeliğim gerçekleşene dek..
Bir çok aşamadan yani bir çok sayfadan geçtim..

Öncelikle Hüriyyet gazetesine sıcak bakamama rağmen(Anasayfası bakılacak gibi değil)anasayfasına girmek zorunda kaldım..

Anasayfadan diğer sayfalara ve aşamalara geçişim sağlanana dek gözlerime sayısız çıplak kadın resimleri,dedikodu haberleri,kumar reklamları,faiz destekleri dolmuş oldu..

Henüz daha üye olmadan bütün bu görüntüler içime girdi.
Üyeliğim tamamlandıktan sonra içimin rahatsız olacağı ve her görüşümde kaldırmayı şiddetle arzuladığım halde blogumun bir köşesinde duran logosunu tutma mecburşyeti ilk reklam teklifi gelene kadar mevcuttu..

2 lira değerinde bir reklam için ben:
Ahlaksızlığa DESTEK
Kumara EVET
Faize NEDEN OLMASIN
Zinaya ZATEN YAPILACAK
Dinime ihanet TÖVBE KURTARACAK
Peygamberime(s.a.s) saygısızlık ...
Kişiliğime(kadın ve müslüman olarak)sömürüyü KİMSE YADIRGAMAYACAK

Mesajını onayını tasdiğini vermiş olacaktım..

Bütün bunlar içimi kemirdi..
Hafifealınası bir şey olduğunu düşünmüyorum..
Bir gazeteye yukarıda sıraladıklarımın desteğini mümin olarak ben nasıl verebilirdim..
Kaldı ki o gazeteyi değil alıp okumak,satıldığı büfenin önünden çocuğumu dahi geçirmek istemiyorum.

O gazete Ramazan ve Kutsal gecelerimizde dinimizi hatırlayan değil midir?

O gazete Ramazan Bayram ve Kandillerde satışlarını artırmak için hediyeler-yemek tarifleri-kalemler-kitaplar veren değil midir_?

O gazetenin yazarları dahil onca ahlaksız haber ve dedikodu içinde dini yazılar yazmayı göze alanlarla dolu değil midir?

Bankaların reklamını yapan,faizin haram olduğunu son hutbesinde üstüne basa basa haykıran Peygamberimiz (s.a.s) sırf gündem olsun diye cinselliğini eşlerini yani annelerimizi,ashabını ve bunun yanı sıra kutsal kitabımız Kur'an'i Kerim'i malzeme eden ihtilafa düşüren düşüncelerimizi inancımızı sulandıran gazete değil midir?

O gazete ve onun gibi olan gazeteler..

O gazete ve o tür gazeteler..ahlakıma,imanıma,namusuma hatta ve hatta çocuğumun ahlakına namusuna iffetine gözlerine ve kalbine salgıladığı zehirli görüntülerini engellemek değil midir benim vazifem ve görevim?

Nasıl o logoyu taşıyabilirim?
Nasıl destek verebilirim?
Nasıl yer açabilirim..

..diye düşündüm ve hemen aynı gün logoyu kaldırdım blogumdan..

Bumerang 2 liralık bir reklam blogumuzun bir yerini süsleyen bir logodan ibaret değildir..

Bumerang,içeriği inancımızla,davamızla hassasiyetimizle tamamen zıt olan bir kavramdır..
O gazeteye destek vermek..günaha,zinaya,kumara,faize,ahlaksızlığa,şirke,küfre puan vermektir,öne çıkarmaktır ve dolayısıyla bunların çoğalmasına sebebiyet vermektir..

Böylece işlenecek olan günahlardan payımızı amel defterimizde bilmemiz gerekmez mi?
Hafife alınan sadece blogumuz,beynimiz,kapasitemiz olsaydı keşke..

Ancak öyle görünüyor ki..hafife alınması çalışılan şey..

İnancımız..

Davamız...

Bilincimiz..

Dinimizdir..

Blogdaki Bumerang logosu sadece bir logodan ibaret değildir kardeşlerim..
O ahlaksızlığa sevkeden bir kapı,harama yasak ve günaha götüren bir yoldur.
O logo vesilesiyle gazeteye uğrayan ve ziyaret eden gözler adedince,görünen görseller adedince belki de daha fazla günah miktarını amel defterimize aktarılmasına sebep olan bir araçtır.

Bize bu kadar ters olan ve ters işler içinde olan bir mantık ve kuruma değil destek vermek Allaha olan saygımızdan dolayı blogumuzda bu ikisini bir araya getirmemeye özen göstermemiz gerekmektedir..


İşin enteresan yanıysa Bumerang kelimesinin sözlük anlamı olsa gerek

BUMERANG:Kıvrık bir sopaya benzeyen ve atıcısına geri dönen bir av aracıdır..

Günahların ve veballerin geri gelmemek üzere atılmış olmasını dilerim..

Harama desteğin haram olduğunu da hatırlatmakta fayda var..

Allah bizi affetsin..



Sevgilerimle..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

10 Haziran 2013 Pazartesi

Camasirlarimiz



17'nci asirda Istanbul'u ziyaret eden ve uzunca bir sure kalan Fransiz bir gezginin not ettigi hatiralarindan:

''Gunlerce Istanbul'da kaldim..sokaklarini dolastim,mahallelerini gezdim..cocuklarin oynadigi yaslilarin oturdugu mekanlarda vakit gecirdim..
Gunlerce Istanbul'da kaldim..
Sanirim Istanbul kadinlari hic camasirlarini yikamiyor..zira hic evlerin ve bahcelerin hic bir yerinde gunlerce kalmama sabah ogle ve aksam disariya cikip dolasmama ragmen hic bir zaman kurumaya birakilmis kadin camasirina rastlamadim..''


Sehvetin ulu orta dolasmadigi,bu denli cazip olmadigi iffetin doruk noktalarda oldugu kadinlarin kadin olmaktan cok kisilik sahsiyet anne olarak buyutuldugu yetistirildigi ve bu kadinlarindan buyuk sahsiyetler unutulmaz kahramanlarin dogdugu zamanlar..

Elbet camasirlarin ulu ortada asili olmasi gunumuzde cok fazla bir sey ifade etmiyor bizim icin..
Lakin soyle bir balkonumuza cikip veya penceremizden baktigmizda camasiri asilmis evlerin icindekini nasil da gozlerimizin onune seriyor..

Camasirlardan anlar insan..
O evin ekonomik durumunu,evde yasayan kisi sayisini,erkek veya disi oluslarini..nerelere gittigini,kiyafetlerin nerelerde giyilmek uzere alindiklarini..

Yaslisi var mi bebekleri yeni dogmus mu..hamilesi calisani,emeklisi sporcusu herseyi anlatir camasirlarimiz..
Biz de saniriz ki camasirdir ucusan,saniriz ki kuruyan sadece bez parcalaridir..oysa ki o ipe neleri dizmisiz farkinda olmadan..farkinda olmadan neleri sergilemisiz..

Asili camasirlar degildi iplerde sallanan..asili duran biziz oralarda,camasirlarimiz degil iffetimiz edebimiz hayamizdir havalanan..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

8 Haziran 2013 Cumartesi

Reklam ister misin?


Yillar once cocugunun egitim masraflarini karsilamak icin alnina unlu spor giyim firmasinin amblemini dovme yontemiyle kazitarak belirli bir ucret alan anne vardi..
Alnindaki amblemi belirli bir sure (20 yil)kazdirmamaya bu sekilde yasamini surdurmeye oglunun egitimi icin goze almisti.
Bu olay hatta haberlerde konu olmus annenin fedakarligi dile getirilmisti..haberi dinleyenlere ''yok daha neler''dedirten bir seydi bu suphesiz lakin imkansiz veya yapilmayacak bir sey olmadigini da,yasamin zorluklari ve cocuklarimizin almasi gereken egitimi kendilerine vermek veya sunmak icin bir cok seyi goze almanin bir noktadan sonra gayet dogal hatta gerekli oldugunu itiraf etmislerdi.

Bu haber yillardir beynimden neden silinmedi icimde neden yer ettigini bir seyin hikmetini arar gibi dusunmedim degil..bu haberin icimde canli kalmis olusu bir seye isaretti..herkes bilir ki gereksiz bilgi nasil ki beyinden silinebiliyorsa cogu zaman gerekli bilgiler dahi beynimizden gidebiliyor.

Pazara gittim dun..
Rastladigim tanidik anneler yavrularini ellerinden tutmus yazlik kiyafet bakiyordu..ben de oyle.
Her cocuk kendisine alinan kiyafeti giymek icin uzerinde mutlaka bir cizgi film karakterine ihtiyac duyuyor..
Duz sade bir bluzu veya bir sortu kolay kolay begendiremezsin cocuklara..
Sanki giysi giymek kotu bir seymis gibi..sanki ciplak dolasmak en dogal hakkiymis gibi mutlaka giyecegi giysinin uzerinde bir kedi bir kopek bir araba bir canavar bulunmak zorunda.

Cocugumun dolabini actim eve gelince..
Nerdeyse her kiyafetinde mutlaka bir baski vardi..bir prenses,bir kedi,bir kopek bir tac bir balik vs..
Carsaflarinda da boyle..perdelerinde de..su ictigi bardagina,dislerini fircaladigi fircasinda da..

Neden?

Bir cocugun giydigi bir kiyafetin uzerinde bulunan baskiyi baska bir cocuk gorunce en etkili yol degil midir o cocugun ruhuna karakterlerin islemesi ve yer etmesi,o karakkterin yaptiklarini kopyalamasi,yaptiklarini yapmak istediklerini yapmak istemesi?..
Hele ki cocuk bu karakterleri gunluk hayatta kullandigi en gerekli veya en basit objeler uzerinde de goruyorsa bu karakterlerin cocugu etkilememesi mumkun mu?..

Banyoda,mutfakta,yataginda,cantasinda,tabaginda,oyuncaklarinda arkadaslari uzerinde izledigi cizgi filmlerde okudugu kitapta yedigi cikolatada dahi bunlar var..

Neden?

Cocuklarimizin icine sizmak..bu zamanda oldugu kadar kolay olmamistir ..
Kaldi ki cocuklarimizin icine bati anlayisinin kacmis olmasina en buyuk katki ve destegi biz anneler sagladik.
Ben sagladim..bunu ben yaptim evet..

Musluman bir cocuk yetistirmek istedigimi defalarca soylememe ragmen cocuguma verdigim ornekler dinime ve inancima ters dusen orneklermis..

Bir fare veya bir ayi ne kadar yardimci olabilirdi ki bu niyetime?..

Cocuguma bakinca yavrumu degil sanki yillar evvel haberlerde duydugum o kadinin bir kopyasini gorur gibi oldum..
Cocugumun her yerinde ve bulundugu her alanda mutlaka ornegin Disney'in kahramanlarindan birisi yerini almisti..

Reklam panosuna donusmus cocugum..bunu kendi ellerimle ben yapmistim hic bir ucret talep etmeden hic bir amac ugruna degil ustelik!

Kocaman bir poset cop cikti evimden..onumuzdeki gunlerde daha da cikacak..
Ayilar,kopekler,ince bacakli bebekler..uzun sacli prensesler..arabali,fareli,kedili kopekli,ordekli bluzlar etekler coraplar ..

Buyuk bir zevkle cope gonderdim hepsini..
Varsin yeni bastan giysiler alayim..varsin yeni bastan masrafa girip dunyanin parasini vereyim..
Baska bir cocuga vermeyi de dusunemeyecegim gibi..cop posetine doldurdugum herseyin yeri mutlaka cop kovasidir diyerek ardima bakmadan bir an bile tereddut etmeden evime geldim.

Carsiya,alis verise cikacaksan bu gun eger..bir bak bakalim..
Baskisi olmayan ozellikle Disney karakterleri olmayan cocuk kiyafetine kolay kolay rastlayacak misin..pazarda,veya mahalle magazalarinda ucuz fiyata satilan tum cocuk giysilerinde mutlaka baski vardir..

Disney gibi dev bir sirket buna nasil musaade ediyor?..
Musaade ediyor olabilir mi diye de dusunme..

Keske en buyuk paralara carptirilacaklarini kocaman yazilarla beyan etselerdi..keske bu baskilarin heryerde kullanilmasi kesinlikle yasak olsaydi..

Merdiven alti konfeksiyonlarda dahi Disney kahramanlarinin sirin resimleri basiliyor neden?

Nasil koreletecek anneyi..cocugu kendi tarafina nasil cekecek..?


Cikan yeni bir filmin bir haftayi bulmadan neden cikiyor bardagi,defteri,kalemi veya perdesi?..

Disney karakterleri kotu bir sey mi deme..
Bunun ne zarari var Disney'e neden taktin ki bu kadar..onu da deme..

Disney'in sahibi an itibari ile karisini bosamis Amerika'nin luks bir semtinde erkek(!) arkadasiyla evlilik hayati hayallerinin gercege donusmesi icin gun sayiyor..yasadiklari luks hayatin parasi da nerden geliyor nasil elde ediliyor kimler satin aliyor kimler katkida bulunuyor dusun..
Disney denen bu firmanin bir cok filmi ve cizgi filmlerinde cocuklarimizin beynini yikayan,cinselligi ince mesajlarla asilayan goruntuler ve mesajlar var..

Bir disi bir de erkek fare mutlaka var neden?..
Bir kedinin gozleri baska bir kediye bakarken neden suzulsun neden edali edali baksin?

Bu ve buna benzer onca sey onca goruntu ve onca mesaj ve uyari yavrularimizin beynine sinyaller gonderiyor..cinselligi daha kucucuk yastayken tertemiz ruhlarina kaziyor da ondan..

Beni icim rahat bence bu sorun degil..rahatsiz olmuyorum diyorsan..O ayri..

Gozlerini cevirip sayfami kapatip alis verisine cikabilirsin veya cocugunun odasina giderek tertemiz hijyen bir ortam saglamak adina cop posetinle Disney gibi dev bir firmaya inanilmaz bir darbe vurmak adina cocugunu cocuk olarak saf ve temiz buyutmek beynine ve kalbine SENIN istediklerini ekmek ve yetistirmek adina en onemli adimi atabilirsin..

Disney demisken..






Sizleri bu tur goruntulerle karsilastirdigim ve gosterdigim gozlerinize bunlari baktirdigim icin hakkinizi helal edin kardeslerim..lakin unutmayin ki annelerin bunlari gorup ortadan kaldirmasi cocuklarin gorup ileride yapmasi veya yapmaktan utanmamasi gayet dogal seyler olarak algilamasindan efdaldir.

Sevgilerimle..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Sen bilemezsin


Kimse kimsenin defterini okuyamiyor.
Kimse kimsenin gozlerinden bakamiyor.
Kimse kimsenin agzindan konusamiyor.
Kimse kimsenin kulagindan duyamiyor.
Kimse kimsenin kalbiyle yasayamiyor,hissedemiyor,beyniyle algilayamiyor ve baskasinin suurunu tasiyamadigi icin..her hangi biri icin ben onu kesinlikle oldugu gibi tanidigimi iddia edebilir miyim?

Edemedigim gibi bilemem..
Bilemedigim icin de sonuc cikartamam,karar veremem hukum veremem.

Dolayisiyla..

Kardesimin kalbindekileri bilmem asla mumkun degil.
Dusuncelerini bilmem mumkun olabilir bir nebze belki ama kalbinin icini bilmem mumkun degil..

Baktim da carsiya indigimde kardesimin etegi uzun bluzu kisaysmis..
Sac gorunecek gibi topuz biraz fazla abartilmis gibi..

Boyle gordugum anda ben Seytan yaklasir yanima..
Ilk Seytan yaklasir olur yanima bilirim..

Neden?

Neden kardesimin kaslari gozleri batarken gozume gayri muslimin veya kafirin ki sirin gorunuyor?
Hatta neden onlarin yaptiklari hem cazip hem kolayca kopyalanabilecek hemen hayatima tatbik edilebilecek tarzda seyler oldugunu dusunuyorum?..

Caizligini uygunlugunu dinime ve inancima binbir zorlukla Islami bir hayati tasarlama cabamin sonucundaki zorlugu es gececek derecede guzel gosteriliyor bana acaba?

Neden o kardesimin daracik etegine takilip kaldim dakikalarca?..neden her ayrintiyi inceleme zahmetine koyuldum neden oyle bir ruh haline burundum acaba?..

Neden carsi pazardayken gozlerim ozellikle 'tesetturlu' kardesimin goruntusu mesgul eder beynimi?..

Neden..

Benim oldugunu,benden oldugunu,ortak noktalarimizin mevcut oldugu ortak inancimiz BIR Rabbimiz,ayni onderimiz ayni kutsal kitabimiz oldugunu o zaman hatirlarim?..

Sinirleniyorum..

Alevleniyor,parliyorum..

Neden?

Allah bizi birbirimizi ortmek,korumak,savunmak,duzeltmek onarmak SEVMEK ve yukseltmek icin yarattigi gibi elbet bizleri birbirimiz ile de imtihan edecektir..

Seytan da ayagimizi kaydirmak icin,fitme cikartmak icin,bolmek icin,parcalamak icin o sevmedigim giyim tarzini,o benim hoslanmadigim sac ve bas baglama tarzini  gozume soka soka nefsimle ve nihayetinde kardesimle cetin bir savasa suruluyor beni..

Yanlisi gosteriyor..
Dogrulari fark ettirmeden orterek.
Ters gosteriyor..
Aynayi kendime cevirmeme musaade edip dusundurmeyerek.

Cirkin gosteriyor..
Guzelliklerini sifirlayarak,her kardesimin ben uzantim oldugunu unutturarak..kardesimi sevmeden Cennete girmemin asla mumkun olmadigimi beynimde silerek..

Fitneci..
Fesatci..

Boyle yapar Seytan..boyle calisir belki..

Kardesimin..en kucuk kusurunu gorunce veya fark edince buyuk ayibini duzeltmesi icin temiz suurumu cevrimdisi birakarak beni bloke ediyor..
Kardesimin yanlislarini,kusurlarini,hatalarini ZOOM'layarak icime dusuruyor,bizi birbirimize dusuruyor bizi birbirimizle kirip geciyor..

Guzel gecsin gununuz..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

9 Mayıs 2013 Perşembe

En nefis elbise




Inaniyorum ki..bir insana cok yakisan bazi davranislar vardir..
Bunlarin uzerine bir cok hadi bir cok menkibe bir cok makale yazi veya siir yazilmistir..
Bir cok kez defalarca ustune basa basa agirligini ve guzelligini derinligini ve onemini alimler,din adamlari vurgulamistir..
Efendimizin (s.a.s) haya ve edebi ile ilgili hadilserin cogunda,gelinlik bir kizdan daha edepli ve haya sahibi oldugu anlatilir..

Bu konuya deginmemin ve sizinle paylasmamin sebebi ise okudugum bir kissadir dostlarim..

Soyle ki Menakib-i Cihar Yar-i Guzin Kitabinda:
Resulullah (s.a.s)buyurmuslar ki:Israfil her gun yetmis kere yuzunu kendi kanadi ile orter ve der ki,ya ilahelalemin!Ne yapabilirim ki,herkes gibi sana layik bir secde bir ruku etmeye kadir degilim...


Bir melegin..en buyuk dort meleklerden biri ustelik hayasi ve edebidir okudugumuz..

Melekginki bu sekilde..

Bir tane daha var paylasmak istedigim..



Resulullah (s.a.s) buyurmustur ki:Bir mumin gunahkar kul kabirden kalkar,Sirat koprusu heyecani ve Cehennem korkusu ile mahsere gelirken iki yol basina erisir.Korkarak,aglayarak,sukunet ve karar ileyolun birisine girer.Kimse ondan soz sual etmez.Dosdogru Cennet kapisina erisir.
Sag ayagini kapidan iceriye koyup.sol ayagini yerinden kaldirmazdan evvel,Allahu Teala o kulun sag eline bir name verir.
Kulum,sen al bu nameyi oku ve o name icindekileri ogren.
Ondan sonra,hukum senin hukmundur.
Ebedi Cennete gir ve ondaki senin himmetin ve muradindir.Orada ebedi olarak kal,buyurur.
O kul name'ye bakar gorur ki, (ey kulum,sen ne yaptin ise,gordum ve bildim.Lakin yaptigin isleri tekrar sana gostermeye haya ettim)yazilmistir..

Allah!...Rab..haya ettim diyorsa..kul..bizler..sayili gunlerin sahipleri,bir tek..
Yasadigimiz an'in icindekilerle ve yaptiklarimiz ve ahiret icin caba gostererek yatirimlarimizla ..kisaca acizligimizle dusunuyorum da..aframiz taframiz kime..

Kusmeler..begenmemeler..kabullenmemeler..

Bir kissa daha var kisa ve dusundurecegine inandigim..



Cebrail aleyhisselam, aklı, hayayı ve imanı Adem aleyhisselama getirdi ve dedi ki: *Ya Adem! Allahü teala hazretleri selam eder, sana getirdiğim şu üç hediyenin birini kabul etsin* dedi. *Adem aleyhisselam aklı kabul eyledi.

Cebrail aleyhisselam, iman ile hayaya; *Siz gidin* deyince, iman dedi ki: *Allahü teala bana emreyledi ki, akıl nerede ise, sen de orada ol!* Ondan sonra haya da aynı şekilde, Allahü teala tarafından emrolunduğunu beyan ederek, her ikisi de akıl ile beraber Adem aleyhisselamda kaldı. Allahü teala kime akıl verirse, haya ile iman da onunla beraberdir. Aklı olmayanın ne hayası, ne de imanı vardır. (Süleyman bin Ceza) 


Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Allah bir kimseyi helak etmek istediği zaman ondan utanmayı kaldırır. Utanması kalkınca hep kötülük işlediğini görürsün. Kötü kişiye kimse güvenmez. O zaman hep hainlik yapar ve hainliğe uğrar. Bu defa da acıma duygusundan mahrum olur ve lanetlenerek kovulur. Böylece o kişi İslâmdan uzaklaşır."

Rabbim muhafaza buyursun utanamamaktan..hayasiz olmaktan..edepsiz yasadigimizi fark edememekten..


Guzel gecsin gununuz..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Recent in Recipes

SON YAZILAR