çocukluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocukluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocukluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocukluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2014 Pazartesi

Gece yazıları-Çocuk Pusulası


Ocak ayı en soğuk kış ayı olmasına rağmen Ağustos'dan bile daha sıcak yansıyor içime.
Dumanından mıdır sıcak evlerin buğulu pencerelerinden midir bilemiyorum..
Çocukluğumu en çok hatırlatan aylardan biri olduğu için olsa gerek..
Sabahın erken saatlerinde okul yolu yön itibariyle rüzgarı daima karşımıza almayı gerektiriyordu.

Okul yolu,okul,okul çatanm ve asla sevemediğim okulun bir kısım öğrencileri.
Her gün karşımda görmek zorunda olduklarım.
Kafamdakil seslerin hışmına uğradığım yıllarımdı ..
Ne kelimeye ne resme dönüştürülmediğim dönemlerde onları sürekli işiterek büyümeye sanıyorum ki sancılıydı..

Şuram kanıyor veya şuram acıyo deyp hani neren dediklerinde hiç bir yeri gösteremeyecek kadar zor bir durumdu..

Bir yerlerim kanıyor bir yerlerim kanıyor ama gösteremem diyebilirmisin?
Diyemezsin..


Haliyle bu konuyu ne açıyorsun ne anlatıyorsun..
Dinlemeye,işitmeye devam..

Ama öyle sağlam gerçekleri işitiyor ki insan çocuk kafasında..
Öyle büyük gerçekler ve farkındalıkları seziyor ki yıllar sonra dahi aklın not almış olduğu o seslerin gerçekleri hayatın bir çok yerinde can simidi gibi faydalı ve kurtarıcı olabiliyor..

Şimdi..Farkındayım..
Çocukken öğrendiklerimiz bir klasikler tepki ve seçim listesi oluşturuyor beynimizde.
Klasikler ve vazgeçilmememiz gereken gerçekler listesi
Farkındalıklar listesi de denebilir adına..
Aklımızda tutabildiklerimiz yön almamıza sebep olan şeylerdir kimi zaman..
İnsanlarla olan ilişkilerimizde seçimlerimizde baş rol oynayan faktörler buna dahildir mesela..

Tüm yaşantımız boyunca verdiğimiz kararların çoğu o kanayan ve gösteremediğimiz sancılı yerlerimizin beynimize kazıdığı pusulalardır..
Çocuk kalbimiz kadar doğal..
İçimizde büyüdükçe alınan tecrübelerin yanısıra en doğal olan yerlerimiz..

Diyebiliriz ki bir bakıma..
Çocukluğumuz hala var içimizde..ve hala bizim için karar verip seçim yapabilme gücü gün gibi ortada..
İçimizi kanatanlar içimize kazınan unutmamamız dersler gibidir..
Herkes için olmayabilir belki ama benim için mutlaka..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

5 Aralık 2013 Perşembe

Serçeler ve Cam Kırıkları


-Bir türlü yerine oturtamıyorum yardım etsene!
-Defalarca denedin olmuyor işte boşver..
-Ya nasıl soğukta mı duracağız,peki ya çocuklar?
-Çocuklar battaniyenin altında üşümezler nasılsa..

..annem kendisi de yanımıza sokularak sinirden evin alçak tavanından fırlamaya hazır babamı bu cümlelerle sakinleştirmeye çalışıyordu..

Hava nasıl soğuk dışarısı nasıl rüzgarlı ve ne gariptir ki..rüzgarı en çok çatısı alçak evler hisseder..belki küçük oluşları rüzgarın azametini ve büyüklüğünü daha da çok hissettirir hatta büyütür de bazen..

Hele çocuksan ve soğuktaysan ve seni ısıtmak için bir sobanın başında yüzü gözü isten kararmış anne-babanın konuşmalarına şahit olduysan..

Hem tebessüm ettiren hem de özlem uyandıran durumlar..

Sobanın boruları bir türlü yerine oturmuyor,oturtursun kenarından ekleme yerinden duman kaçırır..ev duman kokar is kokar..soba çekmez..rüzgar çevirir evin içi duman olur soba çekmez odunlar ateş almaz gaz dökersen kağıt koyarsın çamakla kibritle tutşturmaya çalışırsın ancak sonuç hep hüsrandır..

Bahçede bir nar ağacı bir şeftali ağacı bir de çeşmemiz vardı..nar ağacının yaprakları küçük oldukları için bahçenin her yeri bu yapraklarla dolardı..
Çıplak dallarına serçeler konardı..saksağanlar konardı bazen..bütün kuşlar aç gelir bahçemizden tok bir şekilde ayrılıyordu..

Kapıyı ne zaman açsan evin içi sararmış yaprak dolardı..ve rüzgar tekrar tekrar evimize girmeyi bir şekilde başarıyordu..

Ne zaman kar yağsa odun yığının üzeri beyaz yastıklarla dolardı..dokunmaya kıyamazdım ordaki karlara..
Annem odun getirmemi istediği zaman o beyaz yastıkları bozmamak içindi belki odun getirmeyi hiç sevmeyişim...yoksa soğukta dışarı çıkmayı istemediğimden değil..

O küçük karlı bahçeye ne ceylanlar,ne alageyikler ne küheylanlar uğrardı..hayallerim o kadar çoktu ki..
Dünyanın her yeri her karlı ülkesi her tüten bacası her kibritçi kızı o bahçeye uğrardı..

Giriş kapısının rengi en son turkuvaz mavisiydi..
Giriş kapısının üzerinde cam kırıkları var..kıymetli ev eşyalarımız yoktu..lüks denilecek hiç bir şeyimiz yoktu aslında ama kapının ve evin bahçesini muhafaza eden duvarın üzerinde beton harcına batırılmış cam kırıkları vardı..
Güvencemiz buydu..alarmımız polisimiz buydu bizim..

Ne kadar da güvenliydi ama..gece bir ses duysan aklına hemen o cam kırıkları gelirdi de sakin bir şekilde yatağında yer değiştirip devam edebiliyordun uyumaya..rüzgar sesi de uyutuyordu ya seni ..

O ev yıkıldı yıllar sonra..
Yerine üç katlı bir apartman dikildi..
O evin yıkılmasını istemezdim sorulsaydı fikrim ..betonu hiç sevmezdim..hala da sevmiyorum..
İçimi sızlatan tek şey o evin elimde çok az resimleri oluşu..
O evi tekrar görebilmek için şimdi..bu gün..neler neler..vermezdim..

Neler neler..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Recent in Recipes

SON YAZILAR