Anlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2014 Çarşamba

Sen Kimsin Bebeğim?



Burada bir abin bir ablan küçük bahçeli bir evin var..
Burada mahalle tabirine tamamen uyan ve tüm anlamıyla her günü yaşayan bir yer var.
Sabahları kapılarının önünü süpüren komşu annelerin var..balkonlarında yatak yorgan havalandıran teyzelerin var..
Senin akranın olacak birlikte sokakta oynayacağın bir kaç arkadaşın var..
Gün boyunca arabaların altında saklanıp hava kararmaya başlayınca sokaktan geçen ve mahalleli olmayana çılgınca havlayan köpekler var..

Alacalı siyah beyaz kül rengi hatta Van kedileri cinsi görünümlü kediler var..
Küçük mavi minaresi olan bir camii var..ezanını çoğunlukla çocukların okuduğu bir cami..

Yola çıkmış geliyorsun..
Geleceksin Allahın izniyle..
Bir düzenin içine bir düzenin üçüncü yavrusu..
Sen..

Sen kimsin bebeğim?
Kimin o eller kimin o ayaklar..bu hafif hafif tepinmeler,tekmelemeler kime ait?
Kimin canı çeker tatlıyı,tuzluyu?

Sana ne renk yakışacak ve senin bu mahallede bu evde bu dünyada en çok sevdiğin kim olacak en çok sevdiğin şey ne olacak bebeğim?..

Şu anda minik bir canlı..bir su damlasından yavaş yavaş anbean günbegün gelişen bir canlısın..
Önce başın sonra yavaş yavaş gövden ardından ellerin ayakların..yüzün..
Gözlerin dudakların burnun şekilleniyor..

Bunların yanısıra kişiliğin bunların yanısıra kaderin bunların yanısıra yaşayacakların ve yaşayacaklarımız..
Şimdilerde seni kimse bilmiyor..şimdilerde sen hiç birimizi tanımıyorsun henüz..
Oysa daha şimdiden çok zengin ve kalabalıktır etrafın..
Seni sevmek için kaç yürek hazır bekliyor bilir misin bebeğim?

Kaç göz merak ediyor gözlerini ve kaç kol bekliyor bilirmisin bedenini sarmayı?
Sen kimsin bebeğim?

Saçı lüle lüle bir kız mı yoksa bakışları keskin bir delikanlı mı?
Rabbine secde edecek güzel bir kul mu yoksa isyan edecek biri mi?

Tam zamanında geldin bil..
Bil ki hiç bir şey ayarlı planlı hiç bir şey düzenli olmadı..
Allah istediği anda ailemizin şu anki kıvamına ulaştırdıktan sonra sevgimizi ve bağlarımızı gönderdi seni..

Allahın planı Allahın lütfusun..
Ama kimsin henüz bilmiyorum bebeğim..

Tam olarak ne zaman gelirsin tam olarak nasıl olursun bilmiyorum..
Bilemem gözünün rengini bilemem teninin miskini bilemem bakışının derinliğini bilemem boyunu bilemem kilonu bilemem kaderini..

Yola çıktın geliyorsun bebeğim..
Bilemiyorum yolculuğunun nasıl geçtiğini.
Nelerden veya hangi evrelerden geçtiğini..bilip bilmediğini bizi..
Bilemem ne zaman tam olarak geleceğini..

Bildiğim bir gerçek var bebeğim..
Ben tanımıyorum henüz seni..
Sen tanımıyorsun henüz bizi..

Bildiğim bir gerçek daha var bebeğim..
Ne gözüne,ne yüzüne ve boyuna ne posuna,ne kaderine ne huyuna müdahale ediyor annen..

Havale ettim bu yüzden seni Rabbime..Emanet ettim..
Nasıl ki o seni bize emanet ettiyse..
Onun kadar mükemmel ve kusursuz olamayız belki ama..Burada bir abin bir ablan küçük bahçeli bir evin var..
Burada Allahın emaneti olan seni merak ve heyecanla bekleyenlerin var..
yatağını yorganını biz seçeceğiz bebeğim ..gerisini Allah bilir gerisini Allah seçiyor ve yaşatıyor gerisine Allah Kerim bebeğim..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

25 Eylül 2014 Perşembe

Güzel Gece


Sabahın ilk saatlerinde başlayan ve gün boyunca devam eden yüksek ateş ile savaştık dün..
İlaçlar,ağrı kesiciler,yemek derdi moral derdi sabır ihtiyacı ve azim gerekti bolca..

Çorbalar,uykular,düşünceler ve en çok yıpratan yönü endişeler..
İyileşir mi çocuk,ne zaman kendine gelir hangi doktora gidilir?..
Ki bilmediğim bir durum değildi daha evvel defalarca başbaşa kaldığım bir haldi içinde bulunduğum hal..

Gün böyle geçti..ağır ağır,ateşli ve tasa ile dolu..
Gece olunca erkenden bitap düştü gövdesi yavrumun ve kardeşi de yanına uzanarak saat dokuzu bulmadan uykuya daldılar..

Sessizlik bu saatte başladı..

Balkona çıkıp kafamı biraz toparlamak biraz nefes almak biraz dinlemek istedim geceyi ve kendimi..yorucu bir gündü benim için..Daha fazla dayanamayıp gözlerimi yumdum,uyudum..

Saat kaçtı..bir mi dört mü?bilmiyorum..
Oğlumun ateşi yine yükselmiş midir korkusuyla yataktan fırladım..Alnına bakınca korkum vucüt buldu..Oğlum yine ateşler içinde yanıyordu..yine ılık bir duş aldırıp çorba hazırlayıp ateş düşürücü ilacını verip yatırdım..

Evin kapısı açıktı,balkona çıkıp gökyüzüne baktım..

Yıldızlar nasıl da yakındı dünyaya böyle?
Rabbim semayı dünyaya yaklaştırmıştı sanki..sanki tüm yıldızlar evimin çatısı üstündeydi..
Kocaman bir kucak gibiydi gökkubbe..yıldızlarsa pırıl pırıl kah kırmızı kah sarı kah beyaza maviye dönüp durdu..

Şaşkın şaşkın merdivenden inip bahçemin ortasında durup baktım gökyüzüne..
Nasıl da yaklaşmıştı dünya ile gökyüzü birbirine..
Her bir yıldız her bir gezegen kendine çekiyordu sanki beni..her biri bir duaya karşılık sinyalleri veriyormuşcasına pırıldadı durdu saatlerce..

Bu yıldızlar kimin yıldızlarıydı bu gece kimin gecesiydi..bu parıltılar neyin işaretiydi..bu güzelliğin içimdeki yansıması kalbimdeki tabiri tercümesi neydi ne olabilirdi..düşündükçe şaşırdım izledim baktım doyamadım bu görüntüye..

Gece de nasıl karaydı..nasıl karaydı gökyüzü öyle..
Avuç avuç yıldızlar şehrin ışıklarını söndürürcesine parladılar sabaha kadar..İntikam alırcasına veya başrölde her daim Rabbinin yaptıkları ve yarattıkları vardır dercesine güzeldi dün gece..yaşanan o zor günü unutturacak sanki bu zor günü bu güzel gece ile telafi edercesine güzeldi..

Rahmet yağıyordu o anlarda belki de belki de mağfiret ediyordu Rabbim sevdiklerine..
İçimdeki endişe,korku,yalnız olup tek başıma çareler arayışlarımı unuttum bir anda..bir anda kulluğumu hatırladım..bu güzelliğin altında olup gökyüzüne bakan gözlerimi düşündüm,kalbimi,çırpınışlarını düşündüm..
Şükrettim..

Şükrettim yaşananlara şükrettim yaşatılanlara..

Rahmet yağdı sanki üzerime,rahmet süzüldü sanki çatımızın üzerine..
Allaha yaklaşmak,düşünebilmek için çok çok güzel bir sebepti..

Zilhicce ayının ilk gecesiydi..
Ömrümün  en güzel gecelerinden biriydi..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

12 Eylül 2014 Cuma

Anne Şefkati





Bir kadının fitratındaki anne şefkati..dünyaya gözlerini yeni açmış bir bebeğin hiç tanımadığı bilmediği bir ortamda hissettiği endişe ve sonrasında gelen güven hisleri..

Tarifsizsiz nimettir şefkat..sınırsız bir nimettir merhamet..Yüce bir lutüftur annelik..
Sevgi ise su gibi ışık gibi bazen isimsiz bazen kalıpsız çoğu zaman tanımsız bir güç ile çoğalıyor,gelişiyor ..Aslolan sevgiyi bulmak değildir aslolan sevgiyi vermektir..

Bitmesini istemediğim duygularımı hatırlattı bu video bana,çocuklarımın dünyaya geldiği ilk günleri..hani hapsetmek istediğimiz anlarımız olur ya hayatta..o çok özel anlardan biridir bu anlar..

Anne olmak için göğsü alev alev tutuşan ruhları şebnem şebnem heyecanla açılıp hazır olan kadınlar tanıyorum..
Anne olmayı sürekli olarak daha başka sebepler ve hedefler için erteleyen kadınlar tanıyorum..

Böyle bir güzelliği ertelemek bir kadının kendine yapabileceği en büyük zulümlerden biridir..
Duygularınız kalbiniz gençken daha canlı daha lezzetlidir sevinciniz bilgileriniz daha bir parlaktır daha etkilidir koşmalarınız gülüşleriniz daha can alıcıdır daha fazla çoğaltır sizi sevgi..

Anneliği ertelemeyin..evlat olma duygusunu takvimlerden bir tarih olarak yakıştırmayın doğacak yavrularınıza..Yavrunuz bir tarihten bir programın meyvesi düzenli bir hayatın bir sonraki adımı değil,Allah'tan belirlendiği zamanda gönderilmiş İlahi muazzam bir hediye olarak her gün bekleyin..isteyin..dileyin..

Bu paketin size ulaşması,size yakışması,sizin olması için toprağınızı ayrık otlardan ayıklayın..nemli tutun..güneş daima dolaşssın tarlanızda..ki..bahçenizde yetişebilsin bu güzel nimet..yakışsın bahçenize varlığı..

Dilerim ki bu mübarek Cuma gününde Rabbim yavrularımızı muhafaza edip bizlere bağışlasın..
Yavrusu olmayan kardeşlerime de hayırlısını nasip etsin yüreğini yumuşatsın..



Hayırlı Cumalar..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

8 Ağustos 2014 Cuma

Naciye ile Tosun Paşa


İki doğum ve altı yavrunun ardından geriye sadece bir yavru kalabildi..ilk doğumundan olan yavruları evde olmadığımız bir gün muhtemelen erkek kedi tarafından boğazlanarak öldürüldü..ardından bir kaç ay geçti..Naciyeyi her ne kadar dışarıya bırakmamak için özen gösteridysem de doğasına müdahale olduğunu okuduktan sonra çıkmasına izin vermeye başladım.. Tekrar hamile kalıp üç yavru daha getirdi dünyaya..bunlardan biri sabaha kadar gözlerini yummuştu..bir diğeri ise belki yeterli beslenmediğinden diye düşünüyorum kısa bir süre sonra öldü..
Sadece bir yavru hayattakaldı böylece..

Tosun paşa..


Evin bir köşesinde bakkaldan alınan bir sepetin içinde yaşıyorlar..doğduğu günden bu yana sepetin içinde tüy dışında başka hiç bir şeye rastlamadım..yavrunun dışkısı veya buna benzer bir şey görmedim..
Dikkatlice inceliyorum onları her gün..Naciye kendi diliyle temizliyor yavruyu..


Pencereler yaz olduğu için sürekli açık..dışarıdan gelen kedi seslerine karşı bazen dikkat kesiliyor bazenhemen pencereye fırlayıp dışarıya bakıyor..kimbilir belki de daha önceki yavrularını öldüren kedi bu kedilerden biridir diye düşünüyorum..inanılmaz bir telaş sarıyor Naciyeyi..yavruyu alıp evin içinde dolaştırıp farklı bir yere taşıyor..


Kendini güvende hissetmiyor sanırım..ne ettiysek bu endişesini gideremedik..bu günlerde yavru ayaklarında iyice sağlam bir şekilde durmaya başlayıp yürüyor sepetten çıkabiliyor..
Naciye zaman zaman ensesinden tutup bahçedeki nar ağacına kadar götürüp tekrar geri getiriyor..muhtemelen tuvalet eğitimi başlamış olmalı..

Onları izlerken Allahın merhametini görebiliyorum..birbirine sarılarak uyumaları,oynamaları..
Yavru evin içindeki köşelere saklanıp bulamadığı zamangözlerindeki endişeyi..
Sepetten çıkmayı öğrenme esnasında yavruya hafiften yardım etmesi..

Her ikisi de pırıl pırıl tertemiz..durmadan yavruyu yalıyor,temizliyor..yavru tatlı tatlı isyan eder gibi miyavlıyor..sanırım banyoyu sevmiyor :)


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

25 Temmuz 2014 Cuma

Bir Yürüyüş Miktarınca Huzur


Öylesine sakindi ki her yer..bütün dünya öğle uykusundaydı sanki..kuşların cıvıltılarını işitebiliyor sokaklardaki kedileri görebiliyordun..onlar da mahmur mahmur sana bakıp tekrar başlarını yaslayıp sokak taşlarına uyumaya devam ediyordu..


Herşey doğal ve sade..ses yok gürültü yok araba yok trafik sıfır..


Duvarlardaki menülerde kahve seçenekleri ve önerilerine baktım..bu mahallede bu sokaklarda bu sessizlikte ne güzel olurdu bir kahve ile dost sohbetini yudumlamak..



Duvarlara asılmış saksılar panjurlar ve içindeki çiçekler nasıl da mutlu ederdi eskiden beni.


İçimin buruk olduğu ve neşemin kabuğuna çekildiği bu günlerde güzel olan ve mutlu eden herşeyi reddeder oldum sanki..Çok az iftara katıldım ve iftar sofrasına kimseyi davet etmedim bu Ramazan ayında..
Sevdiklerimi bir arada görmek onlarla bu güzel günleri paylaşmak nedense öyle değersiz kaldı ki gözlerimde..
Gazze'de iftar sofraları bizimkiler gibi değil Gazze'de sahurlar bizdeki gibideğil..bayram telaşıymış temizliğiymiş alış verişiymiş eskisi gibi değil bu sene..

Hangi yürekle alış verişe çıkıp çocuklarıma bayramlık alacağım hangi sevinçle tatlılar yapacağım hangi sevinçle evim mis gibi oldu dostlarımı sevdiklerimi ağarlayacağım diyebilir bu sene?..

Çocuğumun camiden çıkıp elimi öpmesi kadar hiç bir şey heyecanlandırmıyordu beni bayram sabahlarında..benim oğlum camiden çıkıp elimi öpecek biliyorum..peki benim gibi çocuğunu kaybetmiş Gazze'li annenin elini kim öpecek bu bayram sabahında?..

Gazze'deki zulüm,oradaki perişanlık ve acı susturdu içimdeki heyecanı..bir yürüyüş süresi boyunca unutabildim herşeyi..ve ardından kızdım yine kendime neden bu yürüyüş boyunca kendimi biraz mutlu ve huzurlu hissettim diye..


Anlamakta zorlanıyorum insanları bu yüzden..hayat böylesine kolay sade ve sakin olabiliyorsa nedir bu zalimlerin insanlıktan istedikleri ve nedir bu dünyadan beğenmedikleri ve nedir gerçekten sahip olmak istedikleri ve nedir onları gerçekten mutlu ve tatmin edecek olan..

Hayırlı cumalar kardeşlerim..duaya devam..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

18 Temmuz 2014 Cuma

Başlık:Çaresizlik




El bağlı kol bağlı dil bağlı .
İmkanlar belli .
Parasal durumlar,jeografik konumlar,medeni durumlar belli.

Bir adım uzağına gidemem evimin.
Çocuklarımı bırakıp evimi bırakıp hiç bir yere gidemem.
Neyi nasıl yapacağımı bilemem,kime gideceğimi,başımı hangi dize dayayacağımı bilemem.

Bir haykırış patlar durur içimde.
Her gün.
Televizyonu açtığım her gün,internete girdiğim her gün.

Etrafıma bakıyorum,evimdekilere bakıyorum.
Mutfağım,çamaşırlarım,çocuklarım,karnımdaki bebeğim.
Nereye gideyim?

Buradan kardeşlerime ne göndereyim nasıl yardım edeyim.
Kimdir elimi böyle bağlayan nedir ayaklarıma bu prangaları vuran?.
Eminim ki bir çok anne ve bir çok kadın bu düşüncelerle boğuşuyor son zamanlarda.


Gazze yine ölüm kuyusu.
Filistin,suriye yine cesetler bankası..

Sürekli bir neden sürekli çığlıklar sürekli acılar ve karşıdan izlemekle mahkum olan biz müslümanlar ne yapabiliriz..

İnternette Yahudi mallarını boykot dışında başka bir tavsiyeye rastlamıyorum.
Boykot çare mi bilmiyorum..
Evimde elbette onların ürünleri malları var.
Size bu satırları yazmak için onların ürettiği bilgisayarı o bilgisayarın olmazsa olmazı Windows'ları onlar tarafından yapılmış ve yine size ulaşması için satırlarımın onların kurduğu sistem olan interneti kullanıyorum..

Salçaları çorbaları deterjanları attım diyelim.
Televizyonu da kaldırdım diyelim.
Didik didik ederek evimdeki herşeyi şüpheli olanları dahi kaldırdım bir şekilde yok ettim diyelim.

Yahudilere böyle zarar verebilir gücünü kırabilirmiyim.
Bak bu kardeşlerime vurmaya devam edersen yoğurdunu yemem diyerek etkili olabilir miyim?

Boykot çare değil bu yüzden..
Onları daha sinsi planlara daha şeytani yöntemlere başvurdurabilirim..

Peki ne yapacağım*..

Allahım ne yapacağım?

Diğer yandan da televizyondakiler..sürekli konuşanlar..
Bıdı bıdı bıdı bıdı yok dua ile yok görüş bildirimleriyle saatlerce yayını dolduranlar..kimileri ezan okunana dek kimileri diğer programın başlamasına dek..

İçim öfke ve acı dolu.
Zehirleniyorum her gün.
Kardeşlerim yavrularını gömüyorlar.
Büyük adamlar ve sözü geçenler 'diyaloga'sığınıyor..


Rabbim çaresizliğimizi görüyor.
Bu durumda çocuklarıma anlatabilirim ancak ..
Dünya kurulan bir düzenden ibaret ve hiç bir şey an itibari ile şirin ve sempatik değil..
Renkli değil,anı yaşamak amaç değil..

Bu kadarını yazabiliyorrum.
Bu noktada tıkanıyorum.

İlk kez hayatımda ciddi ve tam anlamıyla nefret ve öfke hissediyorum.
Reklamlardaki teyzelere ninelere dahi kızar oldum..

Yiyin diyerek şirin gülümsemenle tavsiye ettiğin o cipsiin arkasında kim var..
Kimin reklamını yaptığını biliyormusun teyze?!

Başına taktığın ipek eşarp gözünü koruduğun yüksek UV'li gözlüğün arkasında kimin geleceğini örtüyorsun katlediyorsun biliyormusun anne?!

Diyemiyorum..

Rabbim bu durumda hangi hal daha makbulse onu nasip etsin hepimize..
Hangi hareket uygunsa onu ilham etsin..
Hangi dua kabul olmaya layıksa onu kabul etsin Rabbim..

Bu satırları yazıp sizinle paylaştım ama yine acı içim,yine anlatmak yazmak çare değil..



Hayırlı cumalar kardeşlerim.











O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

11 Mayıs 2014 Pazar

Bir Hayalperestin Gezdiği Mekanlar



Şehrim tarih ve antika eşyalar kokan yerlerle dolu..
Eski konaklar eski evler eski dükkanlar eski kahvehaneler eski kütüphaneler..
Yokuşlar,kıvrımlı daracık sokaklar ve yenilenmiş yapılar..


En sevdiğimiz pastaneye gittiğimizde çocuklar orayı o kadar benimsediler ki geniş minderlerin üzerinde ayaklarını uzatıp eski ortamın büyüsünde saatlerce oturmaktan zevk alıyor oldular..


Tarihi mahallenin bir cafenin görüntüsü..çiçekler gerçek,çitler beyaz onlar da gerçek..taş duvar ise hepsinden daha gerçek daha yaşlı daha fazla güzel..


Turkuvaza boyanmış bir atölye..en sevdiğim köşelerden biri..eski evlerin bulunduğu bu bölgeyi gençler ve öğrenciler tabii ki turistler de ziyaret etmeyi seviyor..şehrimden görüntüler içeren bir video paylaşmayı çok istiyorum ancak Youtube yasağının kalkıp kalkmadığını bilmediğim için izleyebilir misiniz ondan emin değilim yine de her halükarda bir video ekliyorum dostlar.


                                               Batı Trakya/YUNANİSTAN İskeçe Şehri






Şehrime uğrayanlar kahvemi içmeden gitmemeleri rica olunur..





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

#Tag Tek Kelime Etme


Öylesine..
Keyfim için..
Bir fincan kahveyi yazın geldiğini sabahın kokularından aldığın anlardaki hisler gibi..
Hafiflik için..
Göstermek için kendime..

Bak bu güzellikler de var diye içinde..güneşin altında olduğum bu günleri buraya hapsetmek için..
Fakirane oluyor ama..
Hayatı hiç bir yere hapsedemiyor insan ne yazık ki..



Anların içindeyiz anlar da sadece bizim içimizde..
Duygular ve yaşananlar hiç bir kutuya saklanamıyor.
Hiç bir yede muhafaza edilmiyor hayat.
Gün gelsin kutuyu açıp tekrar yaşansın o anlar diye bir lüks yok..

Hayat ve an şimdidir.
Yarın olmayacak
Dün zaten yoktu..

Şimdi.
Hayat şimdi..

Bir mim gelmiş..Yemek de Yemek sahibi Hakkı bey'e teşekkür ediyorum hemen tek kelimeyle cevaplıyorum..



# telefonun nerde ? → Yanımda

# partnerin ?→ Derken?

# saçların ?→ var

# annen ?→ Tek

# en sevdiğin eşya ?→ Not defterim

# son gece gördüğün rüya ?→ çiçekler

                                          # hayalindeki araba ?→Nissan Qashqai

# içinde bulunduğun oda ?→ Mavi

# korkun ?→ hastalık 

# 10 sene içinde ne olmak istiyorsun ?→ 

# sen ne değilsin ?→ Nankör

# üzerinde ne var ?→ Hırkam

# senin hayatın ?→ doğrularım

# moralin ? → güzel

# şu an ne düşünüyorsun ?→ soruyu

# senin bilgisayarın ?→ Dizüstü

# bira ?→ .....

# aşk ?→ Allah






Hakkı bey'e tekrar teşekkür ederim..
Güzel günler güzel anlar dilerim..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

13 Şubat 2014 Perşembe

Kuzeye doğru



Seni bu hafta sonu kaçırayım diyorum.
Şöyle uzaklara yukarılara doğru bir yolculuğa çıkalım.
Tren ile gidelim diyorum.
Hızlı tren falan olmasın olur mu?..
Olabildiğince eski hatta var mı bilmem kömür yakanlardan olsun.
Yanına az eşya al..
Sürekli hareket halinde olacağız belki ama senin üstünü değiştirmen gerekmeyecek pek fazla,benim de.
Yanına başka şeyler almalısın.
Eski kitaplarını al istersen el işini al istersen müziğini al istersen fotoğraf makineni al.
Ben sıcaklığını,hayaller kurma yeteneğini,beni avutma azmini yüzümü güldürme gücünü almanı istiyorum.
Havalar soğuk olabilir Kuzey'de..yanına hırka mutlaka al.
Ben yanıma sadece kahve alacağım.
Nasıl olsa sen gelirsen.
Herşeye sahibim demektir.
Başka bir şeye ihtiyac duyacağımı eminim ki düşünmeyeceğim.

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

26 Aralık 2013 Perşembe

Gece Yazıları-Hasret



Kapının eşiği hasretlik
Takvimin bir sonraki yaprağı hasretlik..
Kocaman birr gezegen dolusu yarım kalmışlık..
Günleri damlatan her güç..zamanı azaltırken çoğaltan her hız..
Düşmanın olur.
Bekleyişin kokusu hep yanık bütün yüzeyler kaygan,ıslak.
Dokusu kalbinin daima pürüzlü daima hayallerle süslenir sağı ve solu,uçuruma götüren bir merdiven gibi..
Yürüyen haftalar,yürüyen aylar..koşan yıllar..
Mendil sallayamadıkların..
Andırır sonra..
Duvarlardan çok suretler andırır sevdiğini sana..
Duvar sensin genelde..
Bekleyen sen olduktan sonra..
Tavansızbir oda kadar yüreğin..
Bekleyen her yürek yola düşen her can..Allahım..ne büyük bir güçtür büyütür içinde..
İki ayak üzerinde duran bu canlının bedenine en büyük delikleri en derin yaraları hasretlik değilmidir açan?..
Umutla beslediğin herşey zamanla inceliyor ve damlıyor gözlerinden..
Güçsüz düşen her beden ve her bekleyen kavuşunca sevdiğine..
O güçsüz varlıklar bir an içinde ne büyük bir güce dönüşürler..
Değil mi?


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

5 Aralık 2013 Perşembe

Serçeler ve Cam Kırıkları


-Bir türlü yerine oturtamıyorum yardım etsene!
-Defalarca denedin olmuyor işte boşver..
-Ya nasıl soğukta mı duracağız,peki ya çocuklar?
-Çocuklar battaniyenin altında üşümezler nasılsa..

..annem kendisi de yanımıza sokularak sinirden evin alçak tavanından fırlamaya hazır babamı bu cümlelerle sakinleştirmeye çalışıyordu..

Hava nasıl soğuk dışarısı nasıl rüzgarlı ve ne gariptir ki..rüzgarı en çok çatısı alçak evler hisseder..belki küçük oluşları rüzgarın azametini ve büyüklüğünü daha da çok hissettirir hatta büyütür de bazen..

Hele çocuksan ve soğuktaysan ve seni ısıtmak için bir sobanın başında yüzü gözü isten kararmış anne-babanın konuşmalarına şahit olduysan..

Hem tebessüm ettiren hem de özlem uyandıran durumlar..

Sobanın boruları bir türlü yerine oturmuyor,oturtursun kenarından ekleme yerinden duman kaçırır..ev duman kokar is kokar..soba çekmez..rüzgar çevirir evin içi duman olur soba çekmez odunlar ateş almaz gaz dökersen kağıt koyarsın çamakla kibritle tutşturmaya çalışırsın ancak sonuç hep hüsrandır..

Bahçede bir nar ağacı bir şeftali ağacı bir de çeşmemiz vardı..nar ağacının yaprakları küçük oldukları için bahçenin her yeri bu yapraklarla dolardı..
Çıplak dallarına serçeler konardı..saksağanlar konardı bazen..bütün kuşlar aç gelir bahçemizden tok bir şekilde ayrılıyordu..

Kapıyı ne zaman açsan evin içi sararmış yaprak dolardı..ve rüzgar tekrar tekrar evimize girmeyi bir şekilde başarıyordu..

Ne zaman kar yağsa odun yığının üzeri beyaz yastıklarla dolardı..dokunmaya kıyamazdım ordaki karlara..
Annem odun getirmemi istediği zaman o beyaz yastıkları bozmamak içindi belki odun getirmeyi hiç sevmeyişim...yoksa soğukta dışarı çıkmayı istemediğimden değil..

O küçük karlı bahçeye ne ceylanlar,ne alageyikler ne küheylanlar uğrardı..hayallerim o kadar çoktu ki..
Dünyanın her yeri her karlı ülkesi her tüten bacası her kibritçi kızı o bahçeye uğrardı..

Giriş kapısının rengi en son turkuvaz mavisiydi..
Giriş kapısının üzerinde cam kırıkları var..kıymetli ev eşyalarımız yoktu..lüks denilecek hiç bir şeyimiz yoktu aslında ama kapının ve evin bahçesini muhafaza eden duvarın üzerinde beton harcına batırılmış cam kırıkları vardı..
Güvencemiz buydu..alarmımız polisimiz buydu bizim..

Ne kadar da güvenliydi ama..gece bir ses duysan aklına hemen o cam kırıkları gelirdi de sakin bir şekilde yatağında yer değiştirip devam edebiliyordun uyumaya..rüzgar sesi de uyutuyordu ya seni ..

O ev yıkıldı yıllar sonra..
Yerine üç katlı bir apartman dikildi..
O evin yıkılmasını istemezdim sorulsaydı fikrim ..betonu hiç sevmezdim..hala da sevmiyorum..
İçimi sızlatan tek şey o evin elimde çok az resimleri oluşu..
O evi tekrar görebilmek için şimdi..bu gün..neler neler..vermezdim..

Neler neler..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

21 Kasım 2013 Perşembe

Çay..


 

Bilgeliğin sıvı hali mi?
Misafire hoşgeldin deme şekli mi?
Yorgunluğu atma sebebi mi?
Dostu görme vesilesi mi?

Açık mı kapalı mı?
Az şekerli-Şekersiz-Orta dengeli mi?

Çay..

Kokusundan mı
Buğusundan mı?
Demini alması zaman istediğinden mi?

Arzuyla beklenir..
Aşk ile içilir?..

Belki ikisi de..belki de hiçi biri..

Belki daha fazlası..belki daha da ötesi..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

19 Kasım 2013 Salı

Uymadın Kimsenin Yüzüne



Ömrüm boyunca bakışımı sığdırabileceğim bir çift göz aradığım yalan değil..
Kalbime gizlenen yaşım ilerledikçe itiraf etmekten,kendime bile zaman zaman dahi olsa hatırlatmaktan çekindiğim gövdem kadar kalbim kadar yaşı olan bir gerçektir bu.
Saklayamam.
O gözleri arayıp durdum o gözleri yüzbinlerce gözün içine yerleştirmeye çalıştım.
Uymadı kimsenin yüzüne..

Bir ömür sürer mi bir arayiş?
Elbette..
Ömrümüz bir adet arayışlarımız bin ve fazla ise ve bunların yanısıra her geçen yıl bizi biraz daha değiştiriyor biraz daha şekillendiriyorsa nasıl bilinebilir arayışlarımızın türü arayışlarımızın tam olarak ne olduğu.
İçimizde olgunlaşmanın zorluğu..
Budur beni düşündüren..
Tutanak tutmak isterdim bu yüzden..

Ruh kıvrım kıvrım ruh patika patika ruh pınarcıklar ve çöl,çöller vaha ve yılan cıyanlarla doluyken ..
Mantıklı değil midir bunu istemem?
Bir çift gözün peşinde koşmanın yorgunluğu taze pişmiş bir kahvenin yardımıyla geçmiyor arkadaş.
Senin içine her gün süzülen ve sızanları nasıl ki kaleme alıp listeleyemiyor ve tanımlayamıyorsan o gözleri de gelişigüzel bulmak ve 'işte bu gözler,o gözler!''demek kadar zordur bu işte..
Akıp giderken her gün hayat ve her gün daha çok sararıken yaprak ve ruhumuz daha çok çocuklaşmayı arzularken büyümenin ve yaşlanmanın kaçınılmaz olduğu baltası iniveriyor kalbimizin gövdesine.
Tam üstüne hemde!..

Bir çift göze gözlerimi yerleştirmek istiyorum.
Bir çift gözde görmek istiyorum kendimi.
Senin gözlerinde ve seni benim gözlerime almak istiyorum şimdi.
Benim olana kadar sen..
Yön değiştirmeden renk değiştirmeden,bukamunleşmeden baktığım gözlerin ne kadar da ben kokuyor şimdi..

Ne kadar da değdi seni aramak diyebiliyorsam şimdi...bunca zamanın gayreti hataları diz kanama ve iç kopmaları unutturup siliyor suyun..
Sen ömrümde hep beklediğim gözlerin ıslaklığı bakışlarımın yaşısın.
Tuzluluğunla tatlı tatlılığınla ferahlatıcı ve doğal..

Sen öyle güzelsin ki şimdi gözlerimde..tohumlarımı ekip ıslaklığında fidan olup varlığınla çatlamak istiyorum mutluluktan şimdi..


Gözlerinizi yerleştireceğiniz yüzü bulmanız dileğiyle..

Bunun eşliğinde..





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

13 Kasım 2013 Çarşamba

Acı&Tatlı



Mevsimlerin her biri..
Çılgın yeşilliklerin ve narin fidanları taşıyan dallarıyla ilkbaharın tazeliği,güneşin gücünü ve hayatımızdaki güzelliği yansıtan denize olan arzumuzu tetikleyen suya olan ihtiyacımızı hatırlatan yaz,gönlümüzdeki yanıkları ve ıslak günleri kuru yaprakları ve uzun yürüyüşleri tatlı bir nostaljiyle yaşatan sonbahar,ömrümüzün de bir sonunun olacağını,barınmanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu dünyanın giyebileceği en güzel ve saf elbisesini gözlerimiz önüne seren kış mevsimiyle her biri ayrı güzel..

Her biri güzel dünyanın ve her bir güzellik ancak güzelliğin derecesinde bir zorluğu içerdiği sürece anlamlı ve bir o kadar kıymetlidir..

Ama bilemiyoruz..

Kolayını hızlısını hemen ulaşılabilir anında sahip olunabilir güzellikleri yaşamak ve tatmak istiyoruz..
Bütün saflığı orjinalliği ve kalitesiyle üstelik..

Okul yolunu kışın soğuğunda yürümüş bir öğrenci zorluğuna ve soğuğun çetinliğine rağmen otobüsle ulaşan bir çocuğun hatıralarından daha güzel hatıralar saklar yüreğinde..

Uzaklarda bulunan bir dostun hasreti ve onunlabirlikte vakit geçirme arzusu hemen yanında kapı komşun olan bir dostundan daha kıymetlidir..
Anında ulaşılabilenin emeği ne kadar olabilir ki..içinde ne kadar sabır ne kadar azim ne kadar arzu barındırabilir ki..

Böyle ve buna benzer hallerdir bizden anlamı alan,çalan vegeri vermeyen..
Biz izin verdiğimiz müddetçe dostluklar dostluk değil,konfor ve lüks gerçekten şart değildir..

Düşünüyorum da;bir sonbahar akşamı dost ile içilen bir kahvenin yerini ne alabilir?
Sesinin içine karışan sesimiz,sözlerine karışan sözlerimiz,gözlerimizin karşılaştığı ve içimize geçtiğimiz her anın yerini ne alabilir?

Aylarca alınması istenen bir ayakkabıya sahip olunan anda hissedilen duygunun yerini ne alabilir ki?
Kutusuna dahi bakmadan,eskiden yaptığımız gibi kokusunu dahi koklamadan çoğu zaman dokunamadan ona sahip olmanın güzel bir şey olduğunu düşünmüyormuyuz?

Yerine ne konabilir aylarca ana karnında taşınan bir bebeğe kavuşma anının yerini?
Uzun yıllar olmasa da artık,uzun aylar beklenen sevgiliye kavuşmanın haz ve huzurun yerini ne alabilir?

İniş ve çıkışlarımız..sevinç ve gözyaşlarımız birbirini tamamladığı ve takip ettiği sürece güzel olur hayat..

Acısı ve tatlısıyla derler ya..

Sarısı ve yeşiliyle..
Siyahı ve beyazıyla..
Meltemi ve fırtınasıyla..

Baharı ve kışıyla güzelleştiği gibi dünya,kolaylık içeren her şey ama her şey zorluğunu kaldırmakla sanmıyorum ki kaybettiğimiz mana ve derinlikler kolaylıktan daha değerli daha güzel ve daha eğitici olabileceğini..






Resim:Değmesin Yağlı Boya
Manken:Sararmış çiçeğim
Mekan:Penceremin saksısı


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

6 Kasım 2013 Çarşamba

Akşamdır..


Akşamdır..
Sertlerin yumuşadığı yumuşakların sertleştiği andır.
Çökme,çekme,gitmedir.
Anlardan bir tutamdır.
Akşamdır diyorum.
Günün örtüsünü yavaş yavaş soyunduğu zamandır.
Dakikaların kum saatini yarıladığı,güneşin renklerini attığı,soğuğun yaklaştığı zamandır.
Fas'ta pilavın piştiği,çöllerde kandilin yakıldığı,Yunanistan'da akşam kahvesi içildiği,Türkiye'de akşam yemeği hazırlandığı,Almanya'da işten çıkış vaktidir.

Ne saz çalabiliyorum ne de gitar.
Ama akşamdır ve her akşam beni en ince yerlerimden yakalar.
Kimi zaman Hamburg'un martılarını ekmek artıklarıyla beslerken buluyorum kendimi.
Kimi zamanÜsküdar iskelesine yeni yanaşmıştır gemi.
Kız kulesinde tek başıma çay içme hayallerini kurarak yakalıyorum kendimi.

Gelecek uzayan ömür değildir,kısalan daralan bakışımızdır aslında.
Ufkun kadardır herşey..
Burada sadece kalbim,ufkum ve ben varım.
Hiç bir engel giremez bunların arasına.
Saçmalıyor dilim sürçüyor da olabilir.
Kalemim kağıdım beni bağışla çünkü;akşamdır..
Bilemiyorum gece ne çıkarır karşıma..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

2 Kasım 2013 Cumartesi

İçimize Dünya Kaçtı



Neden..bu kadar ağır oldu yüreklerimiz..
Hangi koltuk hangi araba oturdu üzerine de donduruldu tüm hislerimiz..
İnsanlığımızın üstüne hangi tablo hangi sehpa hangi biblo çöktü de..
İnsafımızın kıpırdamasına müsaade edemez olduk..

Nedir gözlerimizi körelten?
Şu kalın perdelerimizmidir kalp gözümüzü örten..

Nedir sofralarımızı tatlandıran,çocuklarımızın ellerine ayaklarına hangi eşyamızı yükleyerek çocukluklarını,oyun oynama haklarını satın aldık?

Neden neşeli gülüşleri sadece resimlerdeki karelerde mevcut..
Ve neden bir başkası sevsin beğensin diye gülümsetir olduk yavrularımızı?

Neden tenceremizde sevgi kaynamıyor,sofraya herkes bir arada oturumuyor?
O pahalıyemek takımlarımıdır yoksa lezzetimizi kaçıran..
Nefsimizin peşinde koştuğumuz içinmidir karşılaşamamamız..beraber olamayışımız?

Tadı nerde insanlığımızın?
Hangi malzemeden yapılmış ki eşyalarımız kirletince çocuklarımız,çizince bir yerlerini,kazaran yırtılınca koltuğun kumaşı veya bir köşesi bir kumaş parçasına kıyamıyor olduk da çocuğumuzun narin tenine kıyarak şiddet sürer olduk vucütlarına..

Dostluklar hangi malzeme ile yapılmış ki daha kıymetsiz oldu bedava verilenden..
Canımızı nerelerde sergiledik ki paramparça oluşumuza sessiz kaldık şimdi?
Geri almak isteğini dahi duyamaz olduk..tekrar kazanma yüceliğini dahi kendimize yakıştıramaz olduk..

Özür dileyemez olduk..


Biliyorum..
Sır olsa da bunu sadece size söylüyorum..

İçimize dünya kaçtı..
İçimize dünya kaçtı..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

1 Ekim 2013 Salı

İki Gece



Gece şarkısı..
Nerden hatırladıysam..
Yunanca..
Ayak üstü tercümesini yapmaya çalıştım..
Şarkı sözlerinin altına da şarkının orjinalini ekledim..
Belki kulak anlamaz sözleri ama..
Derinliği sürükleyecektir birilerini..
Gece güzel..
Bazen özlemek,acı çekmek de öyle..
Bazen arzumuz ısıtmakken birilerini
Çaresiz görürürüz ya eridiklerini..
Böyle bir şey..
Gibi..
İnsanlığımızdandır ..


***

Gözyaşlarımın üzerinde..
Karşılaşan iki gece..
Seninle tanıştığım gece ile
Seni kaybettiğim gece..

Hayallerim ağlıyor şimdi..
Kalbimi boğacaklar..

Sevgin olmasaydı yalnız olurdum
Hüzün,acı,boğacaktı beni..

Dünyanın anlamını gözlerinde gördüğüm...

Yazıklar olsun sevmeyenlere
Yazıklar olsun yazıklar olsun
Yazıklar olsun gözleri yaşarmayanlara
Hayat..
Güzelliğini tanıyamadılar hayat..

Gün her yere yayıldı
Gökyüzünün şarkısıdır bu.
Gece derin,çok derin ruhumda..

Hüzün soğukluk ve yalnızlık örtü üstümü..

Neden aniden çıktın hayatımdan?

Ağlamaktan korkmasaydım..
Yazmak isterdim bu gece sana

Gözyaşlarım hıçkırıklarım yordu beni
Kapatıyorum pencerelerimi
Yalnız kamalıyım şimdi..

Hıçkırıklar boğacak bu gece beni..

***

Orjinali:ΔΥΟ ΝΥΧΤΕΣ


Ayşem dinle..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

27 Eylül 2013 Cuma

Konuşan Resim midir-Gerçekler midir?


Dur bir dakika..

İnatlaşmaya ne gerek var..

Hayat bize istediğimiz kadarını değil,Allahın takdir ettiği kadarını verecektir..



Hayatın tamamını kabul etmektir aslolan..
Yani evin varsa şükret..boyası yettiği yere kadar olsa da olur..

Çoğu zamansa boya değil,arzuladığımız yükseklere göre yaratılmamış ellerimizin küçüklüğü kollarımızın kısalığıdır yetmeyen oysa..




Fıtratımızda olmayanı arzulasa da nefs..
Nefsin arzusunu değil..insan olmanın sınırları içinde yaşamayı kabullenmek olsa gerek doğallık..


Yüz dayadığımız kapılar ses verdiğimiz pencerelerden cevap gelmeyebilir her zaman..


Evine dönmeyi bilmeli insan..
Kapısı dar..girişi eğri duvarları penceresiz olsa bile..

Sahip olduklarımız gerçekten çok fazla..

İçini doldurmamız dileğiyle..

Gözlerimin içine bakarak gülümse bana :)

Hayırlı cumalar ..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

4 Eylül 2013 Çarşamba

Aynam


Aynam..
Geldim otuzbeş yaşıma..ulaşamadım halasana
Ne ismini ne cismini bilir dilim,işte bu yüzden 'aynam'dedim sana.
Sancılarım gün geçtikçe artmakta,gün geçtikçe beynimin sokaklarındaki lambalar tek tek göz kırpmakta.
Kendimi bilmiyorum ki bileyim seni de
Yerimi seçmedik ki çağırayım seni de
Hangi uzak alemlerdeyim ben,hangi alemlerdesin sen?
Sen nesin 'aynam'?
Özmüsün söz müsün mana mısın bana dava mısın 'aynam'.
Yok..nefes  ve beyinden şuur ve kemikten hele ki kelimelerden oluşmaz sadece insan.
Ruhuma takılan şeffaf bir yular gibidir seni arayışım,varlıım,seslenişim.
Henüz renklendirilmemiş resim gibiyim 'aynam'..
Tamamlanmayı bekliyorum sabırla.
Ressamımı görmeden varlığının suretsizliğine yokluk demeden,cismine şekil vermeden böylesine özlem dolu bir o kadar da aciz bir o kadar sevgi dolu..
Bekliyorum seni odalarda 'aynam'..
                                                                                                                                                    Ayşe'me..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

3 Eylül 2013 Salı

Anne,ben çok yalnızım



İşimin tam ortasında ve en yoğun anımda..
Ellerim köpük içinde mutfak tezgahında bir badak koyacak yer bulunamayacak kadar bulaşık birikmiş yıkanması için sıvanmış kollarım bir yandan oturma odasından gelen televizyon sesi bir yandan ayaklarımda dolaşan naciye kedi..

Derken cep telefonu çalıyor bir yandan da açık pencereden komşumun seslendiğini işitiyorum..
-Seeevgiii..

Diğer yandan kızım
-Anneeeee

Kedi hala ayaklarımda eteklerime dolanmış tırnaklarını batırarak sallanmaktan zevk alıyor.
Bir yandan ellerim köpük içinde bir yandan telefon hala çalıyor aklımda bulaşıktan sonra yapılacak işlerim var..

-Anneeee..

Kızım sesleniyor,komşum bekliyor..

Ellerimi kurulayıp kızımı biraz bekletmek için susturduktan sonra dışarıya çıkıp komşuma baktım.

-Bir yumurtan var mı?
-var..

Yumurtayı verdikten sonra kızıma dönerek ne istediğini sordum

-Süt istiyorum anne..

Mutfağa girdim sütünü hazırlayıp verdikten sonra ellerim tekrar bulaşıklara uzandı,ilk tabağı alıp süngeri üzerine sürecekken yine telefon çaldı..

Telefonu unutmuştum!

Tekrar ellerimi kurulayarak telefona cevap verdim..

Çok şükür ki telefondan bir istek gelmedi o anda zira oldukça telaşa kapılmış stres yapmıştım..
Bulaşıkların ardından evin diğer odalarını toplamaya geldi sıra..
Evin bisıkıntısı yok,kiri pası da yok sadece eşyalar ait oldukları yere konacak hepsi bu..

Oyuncaklar koliye,beşiktekiler dolaba,çamaşırlar dürülecek yerleştirilecek yatak yorgan kaldırılacak belki makine çıkartılıp süpürülecek ama araya hep bir şeyler giriyor arada hep bir istek bir talep oluyor böylece kahvaltı saati uzadıkça uzuyor..

Hele bir de bulaşık makinesini deterjanı veya tuzu bittiği bir günde!..
nerden nasıl nezaman ve ne kadar tarzından hesaplamalar yaparak yaşamak gibi oluyor bazen günler..

Saat onikiye kadar kahvaltı bitecek bulaşık yıkanacak ev toparlanacak..
Tüm bunlar sadece sabah dilimine ait durumlar..


Böyle bir telaş içinde sizi donduracak tüm planları alt üst edecek,programladığınızı sıfırlayacak bir cümle herşeyi bir anda bittirmiş oluyor.

-Anne,yanıma gel ben çokyalnızım..

-Anne benimle oynasana
-Anne ben kiminle oynayacağım?



Bulaşık yeni başlamış olmasına rağmen o anda biter.
Çamaşır asılmış veya toplanmış dürülmüş veya yerleştirilmiş o anda gerekliliği bitiyor.

Bütün bunları bir yana atarcasına elinle itersin tüm yapman gerekenler..

Bir patates bir sivri biber doğramak için dolmuş olan tezgahta yer açar bıçağını tabağını alarak yere bağdaş kurup oyun oynarsın..

Günü başında ortasında veya sonunda veya en telaşlı anında veya tam da şimdi olacak şeymi bu dediğin bir durumda..

Niye?

Bir cümle bu denli etkiliyor..
Bir cümle anne kalbine böylesine tehsir edebiliyor demek ki..

Ne yaşın önemi kalıyor ne işin..

Evet işler çok önemli..
Kadına bakar kadını bekler belki ama..

-Anne ben yalnızım,cümlesine ne cevap verilebilir?



-Mutluluğun sınırlarından birisi,şeylerden olduğu gibi hoşlanmak ve onları daha iyisi ile karşılaştırmamaktır..

-insan oradan biriktirdiği bilgelikle hayatı seyreder..

-Modern hayat bize ilişkinin değil işin öncelikli olduğunu söylüyor.

-Bebekler en tuhaf ortamlarda bile,kendilerine yeterince dikkat gösterilirse,serpilirler.

                                                                                                           Kemal Sayar-YAVAŞLA kitabından.


Bütün bunlar ve bütün yaşanan koşuşturmacanın asıl gayesi ne olduğuna bağlıdır elbet..
Anneysen ve benim gibi yoğunsan çok sıkıştığın zaman  kısa ve güzel bir formül uygulamanı nacizane tavsiye edebilirim..



Önemli olanı değil,acil olanı yap..

Böyle yaparak için rahat olacaktır..
Böyle yaparak belki yükün biraz hafifleyecektir..


Herkese kolaylıklar dilerim,özellikle de annelere :)

Sevgilerimle..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Recent in Recipes

SON YAZILAR