Dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2013 Perşembe

Dünya Yazarları



Diyelim ki bir kitap yazmaya karar verdiniz..
Sayfaları olabildiğince kalın içeriği olabildiğince sürükleyici macera dolu veya bir aşk hikayesini kaleme alarak yüreklerin nasıl bir araya geldiklerini nasıl yakınlaşıp bir olduklarını dillendireceksiniz..
Veya yürek parçalayan bir konu seçerek kalpleri dağlayan gözleri ıslatan bir roman yazmaya karar verdiniz..

Bu kitap üzerinde saatlerce düşünebilirsiniz..daha henüz kalemi alıp yazmaya başlamadan evvel bir çok kurgu bir çok cümle veya terimi elinizin altında bulunan her tür yazılabilecek yüzeye not eder anlık gelen ilham ile yola çıkarak unutturmamak için muhafaza etmeye özen gösterirsiniz..

Filmler diziler hatta fikir almak adına bir çok kitap okumayı dahi denemeyi düşünebilirsiniz..
Kitabınızın insanlar tarafından çok okunmasını çok beğenilmesini istemek ve beklemek bir yazarın elbette istediği en doğal tepki ve davranıştır..

Kitap yazılmaya başlayınca önsözünü onun ardından belki sizin hakkınızda bir kaç paragrafa yer verebilirsiniz..
Hikayenizi başlatacak cümleler kitabın elbette okunmasına sebebiyet verecek tarzda anlaşılır ve akıcı olmalı..

Bir kaç bölüm yazdıktan sonra belki de ilk bölümün ardından yazdıklarınızı defalarca gözden geçirir defalarca bir çok yerini değiştirmek isteyebilirsiniz,değiştirirsiniz de..

Her seferinde daha iyi olması için gerekirse konuyu dahi değiştirebilir hatta yeni baştan yazmayı göze alabilirsiniz..
İnsanlara hitap etmesinden çok sizi ifade ettiği için,sizden bir parça olup iç dünyanızı yansıtacağı için küçük bir bebek gibi özenir üzerine titrersiniz..

Belki günlerce belki de aylarca hatta bir mevsim kimbilir belki de yıllarca sürer tamamlanması..ama nihayet kitabınız tamamlanınca ilk okuyucunuza sunulur..


Büyük bir heyecan ile..

Eseriniz başka biri tarafından okunurken aklınızdan o an düzeltilmesi gerekenler henüz bitmedi endişesi olabilir..
Henüz eklenecek kitabı daha çok ilgi uyandıracak noktaları olması gerektiğini hatta ve hatta sizin aylarca üzerinde çalıştığınız bu kitabın tam olarak yazmak istediğiniz şey olmadığı aklınızdan geçebilir..

Öğretmeni veya müdürü karşısında duran bir öğrenci bir memur gibi gözlerden onayı dillerden emeğinizin karşılığını aldığınızı ifade eden cümleleri duymak için dimdik beklersiniz..

Tık demeden..

En ufak kelimeyi ağzınızdan çıkarmadan..her tür olumlu olumsuz tepki ve yoruma hazır vaziyette herşeyi kabullenmeye hazır bir halde beklersiniz..

Gerektiği kadar..
Bıkmadan usanmadan..

Yeter ki emeğinize takdir gelsin..yeter ki takdir gelsin..yeter ki verilen emek karşılık bulsun..



Dünya yazarlarla dolu..
En cahil okumayı yazmayı bilmeyen insanlar dahi kitaplarını yazmakla meşguldurler her gün..

Sen de bir yazarsın..
Her saat her gün kitabını doldurmakta ve yazmaktasın..


İçine neyi nasıl yazdığını,kitabını nasıl yazdığına dikkat etmelisin bu yüzden..


Kitabın kesinlikle okunacak..bu yüzden konusunu çok iyi seçmeli onu çok iyi işlemeli kelime hazineni geliştirmelisin..

Güzel yazmalı..temiz yazmalı..kitap kesinlikle büyük bir ilgi büyük bir dikkatle incelenip okunacak..

Hayat kitabımız..her insan amel defterini dünyada olduğu müddetçe yazacak,dolduracak..

Dünya yazarlarıyız biz..kitabını her gün yavaş yavaş yazan..

Kitabın ilk okuyucusu ise şüphesiz Allah olan..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

2 Kasım 2013 Cumartesi

İçimize Dünya Kaçtı



Neden..bu kadar ağır oldu yüreklerimiz..
Hangi koltuk hangi araba oturdu üzerine de donduruldu tüm hislerimiz..
İnsanlığımızın üstüne hangi tablo hangi sehpa hangi biblo çöktü de..
İnsafımızın kıpırdamasına müsaade edemez olduk..

Nedir gözlerimizi körelten?
Şu kalın perdelerimizmidir kalp gözümüzü örten..

Nedir sofralarımızı tatlandıran,çocuklarımızın ellerine ayaklarına hangi eşyamızı yükleyerek çocukluklarını,oyun oynama haklarını satın aldık?

Neden neşeli gülüşleri sadece resimlerdeki karelerde mevcut..
Ve neden bir başkası sevsin beğensin diye gülümsetir olduk yavrularımızı?

Neden tenceremizde sevgi kaynamıyor,sofraya herkes bir arada oturumuyor?
O pahalıyemek takımlarımıdır yoksa lezzetimizi kaçıran..
Nefsimizin peşinde koştuğumuz içinmidir karşılaşamamamız..beraber olamayışımız?

Tadı nerde insanlığımızın?
Hangi malzemeden yapılmış ki eşyalarımız kirletince çocuklarımız,çizince bir yerlerini,kazaran yırtılınca koltuğun kumaşı veya bir köşesi bir kumaş parçasına kıyamıyor olduk da çocuğumuzun narin tenine kıyarak şiddet sürer olduk vucütlarına..

Dostluklar hangi malzeme ile yapılmış ki daha kıymetsiz oldu bedava verilenden..
Canımızı nerelerde sergiledik ki paramparça oluşumuza sessiz kaldık şimdi?
Geri almak isteğini dahi duyamaz olduk..tekrar kazanma yüceliğini dahi kendimize yakıştıramaz olduk..

Özür dileyemez olduk..


Biliyorum..
Sır olsa da bunu sadece size söylüyorum..

İçimize dünya kaçtı..
İçimize dünya kaçtı..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

4 Ağustos 2013 Pazar

Kendimizi tanımak-Yemen


İkindi vakti TRT_TÜRK kanalının yayınladığı İstanbul Şehirleri belgesel tadında programını izlemek bir kaç gündür tutku haline geldi bende..
Yemek programların zirvede olduğu bu saatlerde kaçırmamaya özen gösterdiğim bu programda her gün Türklerin gelip geçtiği yerler Osmanlının bıraktığı izler dinimizin ortak güzelliklerini ve ana çizgilerini yansıtan ve yaşatan şehirlerin tanıtımını izlerken kendimi bazen uzak doğuda bazen arap ülkelerinde dolaşırmış gibi hissediyorum..
Ne yazık ki bir çok arap ülkesindeki haberlere ve ülkelerle ilgili bilgilere baktığınız veya kısa bir resim araması yaptığınız zaman karşınıza kan şiddet öfke kin İslamı karalayan cümleler ve yayınlarla karşılaşırsınız..

Batının bir planı mı bizim eksikliğimiz mi bilemiyorum.
Şahsen bir çok İslam ülkeleri hakkında bilgim çok az..üzülerek bu yayınıma zengin bilgiler eklemediğimi belirtmek istiyorum..

Batı o kadar işlemiş ki içimize ve biz buna o derece müsaade etmişiz ki nerden bakılırsa bakılsın şu anki yaşam tarzımız ve hatta günlük yaşantımız çocukları yetiştirme metodlarımız dahi onlara dayanıyor onlardan ilham alınıyor onlar taklit ediliyor..




Basit bir örnek olarak evimiz ve evimizdeki tarzımız eşyalarımızın seçimi düzeni..
Mutfağımız banyomuz yatağımızın yeri..
Banyomuz kıbleye doğru olur genelde ki tuvaletin kıbleye doğru olması asla uygun değildir dinimizde mesela..mutfağımız bir ordu besleyecek kadar olabildiğince geniş ferah ve gıda dolu..

Yatak odalarımızda televizyon ve benzeri elektronik cihazlar mevcut..
Her alanda kendimizi kaybettiğimize şiddetle inanıyorum..
Her alanımızda kendimizi oyalamak için mutlaka bir şeyler koyduğumuzdan anlıyorum bunu.




Köyüme gittiğim zaman köy olmasına rağmen dışarıdan beton bir binaysa görünen içi saray gibi döşenmiş bir ev olduğunu gördüğüm zaman el ayak uzatmak zor dahi oluyor..köy kavramından dahi utanır olduğumuz için köydeki evlerimizi dahi dizideki evler gibi döşer olduk..


İslam ülkelerine baktığım zaman onca güzellik ve köklerimizin şiddetle karalandığını ezildiğini yok edildiğini görüyorum..bunu herkes fark edebilir.. 
Fark ediliyor evet fark edildiği anda içi cız ediyor insanın..
İzledikçe ve onları gördükçe içi yanıyor insanın..
Evet o yapılarda o camiilerde o sokaklarda bize ait bir parçamız var..kayıp bir yanımız oralarda sanki düşüncesi hakim oluyor.


Yukarıdaki kare sadeliğin doğallığın insanın derinlik ve rahatlıkla yaşayabileceği bir alanı gösteriyor..
Evlerimizdeki onca eşya ve süsü tek tek inceleyecek olsak her biri orada neden var orada bulunmasının sebebini sorsak sanıyorum ki mantıklı bir cevabımız olmayacaktır...


Üzülerek tekrar belirtmeliyim ki kardeşlerimizin çocukları kardeşlerimizin eşleri anaları babaları kültürleri yaşam tarzları hakkında çok az bilgiye sahip olduğum için içim acıyor..
Hani bir hayal yaşatırım ya heğ içimde..
Durumum el verse bir gün mümkün olsa gezmek isterim dünyanın bir çok yerini diye..
Bu yerlerden ilki kesinlikle Fas olacaktır sonra Yemen olsun isterim sonra Türkmenistan olmalı vs..

İçimde ne Fransa hayali ne Londra izleri ne de batı ülkelerinin sembolleri yapıları binaları inşaat devleri yatıyor..





İçimde uyandırılmayan,katledilen..boğazlanan yeşermesine ve filizlenmesine müsaade edilmeyen İslam kültürünü öğrenmek arzusu yatıyor..
Nasıl ki küçüklüğüüzden beri aşılanıyorsa bazı şeyler,nasıl ki kanımıza karıştırılıyorsa işte onların yerine değiştirmek isterim gördüklerim ve bildiklerimi..
Kulaktan dolma öğrenmemeliydik alimlerimizi..
Büyük din alimlerimizin sayısının milyonlarca olduğunu duyunca insan üzüntü değil gurur ve onur hisleriyle kabarmalıydı..


Kendimi tanımıyorum..
Nasıl bir hayat yaşadığımı biliyorum..günlük neler yaptığımı neler ettiğii neyi nasıl yapacağımı biliyorum..
Bildiğim bir şey daha var bunların yanısıra duran büyük bir gerçek daha var..
Biz bu değiliz..
Bu yaşadığımız hayat tarzı yaşam stili bizim değil,kültürümüz değil bize ait değil..

Osmanlı döneminden kalan mezarlıklarımız var..bütün taşlardaki yazılar Arapça yazılmış..
Orada kim yatıyor bilmiyoruz..
Atalarımızın ölülerimizin mezar taşlarını dahi okuyamıyorsak..Onlar için bir fatiha dahi okuyamıyorsak..
Bu hale gelmişsek eğer üzülerek bir daha kendime şu cümleyi söylemek zorunda kalıyorum..

Kendimizi tanımıyoruz..


Sana bir mesaj gönderdim..
Aldın mı?


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Recent in Recipes

SON YAZILAR