Portakal suyu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Portakal suyu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Portakal suyu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Portakal suyu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Su ve Osmanlı

 Cerrahhane,Şifahane ve bu gibi güzel adlar altında insana sağlık anlamında yardımda tıp dallarında katkıda hatta çoğu kez zamanımızda dahi yavaş yavaş tasdiklenen hak ettiği ilgiyi gören öncülükler ve başarılara imza atan Osmanlı döneminin sağlık hekimlerinin sağlık ile ilgili bir çok ipucunu ve yöntemlerini büyük bir coşku ile bulunduğu studyodan heyecanı evime kadar yansıyan bir bayanın konuşmasını ve anlattıklarını aklımda kalanlarla paylaşmak not düşmek istiyorum..

Osmanlı döneminde ilaçtan çok daha doğal yöntemlerle var olan rahatsızlığı ve hastalığı giderme ve iyileştirme yöntemleri oldukça ilginç ve bunun yanısıra mantıklı geldiği için bu konuya yer vermek istedim..

Hastalıktan yeni çıkmış insanlara Hippoterapi'yi yani ata binmeyi önermeleri vardı mesela..
Spora çok önem veren ve spor dalları arasında en çok Hippoterapiyi tercih etmelerinin sebepleri ise o kadar güzel ki..

Örneğin insanoğlu yapılan perhiz veya yaşadığı rahatsızlık ve hastalıktan iyileşmesinin ardından  ata binmesi gerektiğini ata binildiği takdirde bir çok faydası yanısıra insanın o  sarsıntı ve sallamalardan iç organlarının da tazelenmesi oksijen alıp daha iyi çalışmalarına sebep olduğunu duymak şaşırtıcı değil mi?

Günümüzde otizm çocuklarına önerilen bir terapidir ata binmek yani Hippoterapi.

Uyku ile alakalı söylenilenler ise uykusuzluk sıkıntısı çekenlere önerilen yöntemler de en az spor ile ilgili söylenenler kadar ilginç ve bir o kadar da güzel yöntemlerdi..
Akan su sesi ile uykuya hazırlanmak ve uyumak,yatağa uzanıldığında önce sağ tarafa yatıp midede kalan gıdaların hazmını kolaylaştırmak ardından sola dönüp iç organları ısıtmak ve sıcak tutmak..
Uyumadan önce alçak sesle konuşmak veya sohbet etmek veya monoton konuşmaların yapıldığı sıcak bir ortama girmenin ne denli etkili olduğu dikkatimi çekti..


İçilen su ise Osmanlı döneminde büyük önem ve dikkat verilen başka bir unsurdu..
Günümüzde yaptığımız gibi kaynak sularını tercih etmek Osmanlı döneminde yaşayan halk için özellikle de hekimler için kaçınılan bir tercih olduğu da çok ilginç..

Suyu kaynağından içmek kaynağa karışan toprağın veya başka şeylerin karışmış olacağından uzak durulmasına bir nedenmiş.
Suyu akan bir pınardan içmek her bir pınardan akan bir su içmek anlamına gelmeden sürekli akan güneş ışınlarının pınarın toprağına kumuna teneffüs edecek derinlikte olması içilecek pınarları tespit edip tercih etmelerine en büyük etken imiş..



Güzel osmanlı döneminden bir kaç damla bilgi bir güzel demet sunmak istedim..insanın dinlerken dahi orada o dönemde yaşamak arzusunu kaç kişi hissetti?
Bu arzu şahsen içimi yakıp aklımı feth etmiş bulundu..



Sevgilerimle..


..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

28 Nisan 2012 Cumartesi

Kendime iyi bakıyor(muy)um?

Öyle mi..Soralım kendimize..
Ne kadar iyi bakıyoruz kendimize..
Sabah kahvaltıyı kaçta ederiz mesela.?
Önce biz mi çocuklar mı yer?
Hasta olma lüksümüz var mı?
Hasta olunca istirahat etme lüksümüz var mı?
Hasta olunca ''İlacını iç,hapını al''diyenimiz var mı?
Tırnaklarımız kırılsa annemiz üzülür mü?
..hatta dikkat eder mi?
Ateşimiz çıksa ölçen olur mu?



Hepsine evet ya da hayır diyenler olabilir..ama anneler çoğunlukla bu sorulara yüksek ihtimal hayır cevabını verecektir.
İlk anne de benim bunlara hayır diyen..
Saçlarım ne zamandır dökülüyor..üzülüyor kahroluyorum falan filan..
Ama özenip takviye ilaç veya beslenmeme yoğunlaşıp vucüduma kendini toparlaması ve bunun saçlarıma yansıması için hiç zaman tanımadım fırsat vermedim..

Örnektir bu en üstte saydıklarıma..
Öyle çok kızdım ki kendime pazar dönüşü..
Neden bu denli özenirken çocuklarıma,neden onlara koşacağım ihtiyaçlarını karşılamak için elimden yapacağım'ın yanına öncelikle onların ve kısaca ailemin iyi olması için ''KENDİME İYİ BAKACAĞIM''diye dayatmıyorum?..
 

Girer girmez eve iki portakal attım narenciye sıkacağının içine bir kapsül bildiğin balık yağını(Omega3) bir adet demir hapı bir de demirin vucüt tarafından daha hızlı emilmesinde yardımcı olacak folik asit hapımı da alıp içtim portakal suyumu..

Tabii bütün bu ilaçları almadan önce komşum eczacımı da aradım..kafadan almak istemedim ki ben ilaç alan bir insan da değilim çok şükür..

Böyle işte sevgili anneler..
Kenar köşe koşuşturup çırpınıp dururken başka bir köşeden size bakan kalbinize gövdenize sahip çıkın ve çıkmalıyız da..

Yoksa ne mutlu oluruz ne sağlıklı..
Cildimize özendiğimiz gibi vucüdumuza da özenelim..hayır,selülitten bahsetmiyorum :)

Üzüldüm şimdi..üzüleyim..belki daha ciddiye alırım kendimi böylece..
Kendini tekmeler mi insan demeyin..
Şekil A yazımda gördüğünüz gibi önce kendimi sonra da sizi tekmeliyorum..
Harekete geçelim!..
Olmuyor öyle mız-mız'lanıp ''aay neden acaba''sitem etmek..

Önce elimizden geleni yapalım olmadı hep beraber toplu ağlaşma günü düzenler atarız içimizdeki kahrı ve kederi ..hem belki asmalar da yaprak verir dolma da yaparız teselli amaçlı :))


Bak Barış abim ne diyor:tık tık


Öneri-Tepki-Eleştiri kabul.


..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Recent in Recipes

SON YAZILAR