Efendimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Efendimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Efendimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Efendimiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Ulu Allah (C.C.). kanatlarının biri doğuya, öbürü batıya uzanan ayakları yedinci kat yere inen bir kuş yarattı. Kuşun üzerinde bütün varlıkların sayısı kadar tüy vardır. Ümmetimden kadın - erkek herhangi bir kimse bana salât-ü selâm getirdiği zaman ulu Allah bu kuşa :
Arşın altında bulunan nurdan bir denize dalmasını emreder. Kuş denize dalıp çıkarak kanatlarını silkeleyince her tüyünden bir damla akar. Ulu Allah akan her damladan, üzerime kıyamete kadar selât-ü selâm getiren kul hesabına istiğfar edecek bir melek yaratır.»
Kaynak:İmam Gazali:Kalplerin Keşfi-Bölüm-1
Cennetü'l-Bakî, Medine'de müslümanların kurduğu ilk mezarlık.
Medine'nin Baki' veya Baklu'l-garkad adı verilen bu mezarlığı, şehrin güneydoğusunda Mescid-i Nebevî'nin yakınında, Kanunî Sultan Süleyman devrinde yapılmış ve günümüzde yıkılmış olan kale duvarlarının dışında bulunmaktadır. Eskiden buraya Baki' kapısından geçilirken bugün Mescid-i Nebevî ile arasında bina kalmamıştır.
Hz. Peygamber tarafından mezarlık olarak kullanılmasına karar verilmeden önce Bakî' "garkad" adı verilen bir tür çalılıkla kaplı bir yerdi. Resûl-i Ekrem ashabından vefat edenlerin defnedilmesi için bir yer arayarak Bakî' mevkiini mezarlık olarak kararlaştırdı. Türkler arasında daha çok Cennetü'l-Bakî' adıyla meşhur olan bu mezarlığa muhacirlerden ilk defnedilen Osman b. Maz'ûn'-dur. Hz. Peygamber onun baş ve ayak uçlarına kendi getirdiği iki taşı koydu; sonra da, "Bu âhirete ilk gidenimizdir" diyerek buraya Revhâ adını verdi. Daha sonra vefat eden bir kimsenin nereye defnedileceği sorulduğu zaman Hz. Peygamber, "Âhirete ilk gidenimiz olan Osman b. Maz'ûn'un yanına" buyururdu. Ensardan Baki'a ilk defnedilen ise Es'ad b. Zürâre'dir.
Hz. Peygamber, oğlu İbrahim vefat edince aynı yere defnedilmesini emretti; kabrinin üstüne su döktü ve buraya Zevrâ adını verdi. Bunun üzerine Medine'deki her kabile Cennetü'l-Baki'da kendileri için bir yer ayırdılar. Hz. Peygamber'in kızlarından Rukiyye ve Zeyneb de buraya defnedildiler; sonradan Hz. Fatma ile oğlu Hz. Hasan da Bakî'a gömüldüler. Kerbelâ'da şehid edildikten sonra Dımaşk'a götürülen Hz. Hüseyin'in başı Yezîd tarafından Medine'ye gönderilince annesinin yanına defnedildi. Hz. Peygamberin amcası Abbas ile halası Safiyye bint Abdülmuttalib ve bazı torunları da burada yatmaktadır. Bakî'a defnedilenler arasında, Hz. Peygamber'in "benim ikinci annem" dediği Hz. Ali'nin annesi Fâtıma bint Esed ile süt annesi Halîme, Resûl-i Ekrem'in zevcelerinden başta Hz. Âişe olmak üzere Hafsa, Ümmü Seleme, Zeyneb bint Huzeyme, Zeyneb bint Cahş, Safiyye, Reyhâne ve Mâriye bulunmaktadır. Cennetü'I-Bakî'a birçok sahâbî yanında Ehl-i beytin ileri gelenleri, tabiîn neslinden birçok kimse defnedilmiştir. Sahâbîlerden ise Halife Hz. Osman. Abdurrahman b. Avf, Sa'd b. Ebü Vakkas, Abdullah b. Mes'üd, Suheyb b. Sinan ve Ebû Hüreyre zikredilebilir.
Hz. Âişe'nin rivayetine göre Resûlullah zaman zaman Cennetü'l-Bakl'a gider ve orada medfun bulunanlara dua ederdi. Bazı cenaze namazlarını burada kıldırırdı. Habeşistan hükümdarı Asha-me'nin gıyabî cenaze namazını da Bakî'da kıldırmıştı. Bazan ordularını buradan sefere uğurlardı.
Hz. Hasan ile Hz. Abbas'ın kabirlerinin üzerine 529'da (1135) Müsterşid-Billâh'ın emriyle, bir kapısı ziyaret için hergün açılan iki kapılı yüksek bir kubbe ve türbe yapılmıştır. Eyüp Sabri Paşa, Kubbe-i Ehl-i beyt adı verilen bu türbenin türbedarlık ve bevvâblık vazifesinin padişah beratı ile Şafiî müftüsü Seyyid Ca'fer b. Süleyman el-Berzencî nesline verilmiş olduğunu zikreder. Hz. Osman'ın kabri üzerine de 601'de (1205) Selâhaddîn-i Eyyûbi'nin emriyle bir kubbeli türbe yapılmıştır. Evliya Çelebi Baki'da türbesi bulunanların adlarını zikrettikten sonra sandukalarının altın işlemeli yeşil atlasla örtülü olduğunu, türbedarların "öd-i mâverdî" yakarak ziyaretçilere güzel koku sunduklarını, Hz. Âişe'nin türbesinin Kanunî Sultan Süleyman tarafından 1543'te yenilendiğini, ayrıca Hz. Peygamber'in, annesi Âmine'yi Ebvâ'dan buraya süt annesi Halîme'nin yanına hicretin 6. yılında nakletmiş olduğunu haber vermektedir.
1806 yılında Suûd b. Abdülazîz Medîne-i Münevvere'yi istilâ edince Cennetü'l-Bakî'daki mezar taşlarını ve türbeleri yıktırdı; II. Abdülhamid bunları yeniden yaptırmışsa da 1926'da Suûdîler'den Abdülazîz b. Suûd türbe ve mezarları yeniden yıktırmıştır. Bugün hiçbir türbe ve mezar taşının bulunmadığı Bakî' yine mezarlık olarak kullanılmaktadır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi
Kaynak:Filozof.net
Bu kabristanda, yaklaşık onbin sahabinin medfun olduğu rivayet edilir.
Zaman zaman bir çok kabir tahrip edildi,açıldı kazıldı taş atıldı toprağı kaldırıldı..
Kimileri Kur'an'i Kerim'de mezarların kaybolmasına dair ayet var böyle olması gerekiyordu zaten diyor,bu konuda bilgim olmadığı için buraya hiç vurgu yapmadan üzerinde durmadan geçmek istiyorum(Doğrusunu Allah bilir)
Benim tüm gördüklerim ve okuduklarımdan anladığım bir tek şey var ve ben bunu tutmak istiyorum..
Onlar hep tevazu içineydiler kimbilir belki de Allah onlara saygısından kabirlerinin o şekilde kalmalarını arzu etti.
Onlar daima dünya malından görkem ve ihtişamından uzak duranlardan idi..Dünya nimetleri içinde yüzerken dahi dünya evlerine girdi belki ama yüreklerine Allah ve Peygamberinden başkasına yer verilmedi,girmedi..
Kimbilir belki de mezarlarının da bu durumda olmaları bunu yaşatmak andırmak içindir..
Allah hepsinden razı olsun(amin)
Onlar ki Allahın kendilerinden razı olduğu bizler için her biri mükemmel bir örnek müslümandı..
Nitekim hadis-i şerifte Efendimiz buyurdu ki:“Ashabım gökteki yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz”
Onlar nerde olursa olsunlar bizim için birer yıldız birer pusuladır..
Efendimizin varlığı nasıl ki sürekli bizimle beraber ise onların da arkasında sürekli olacaktır..
Böyle düşünerek böyle bittirmek istiyorum bu yayını..
Doğrusunu Allah bilir..
Yukarıdaki resme bakınca o kadar çok şey anlatıyor ki sanki..karşımda duran ashabın kabirleri ve tam arkasında Mescid-i Nebevi..
Efendimizin (s.a.s) bu karede böyle yanlarında oluşu,o mutevazi kubbenin önünde sessiz ve tüm sadelikleriyle tüm şeref ve bıraktıklarıyla ebedi aleme göçmüş oluşları ve bunu bizlere bu şekilde göstermeleri muhteşem bir derstir.
İstanbula gittiğimde muhteşem mezarlıklardan geçtik..hiç birinin üzerindeki adını şanını okuyamadık,orada kim yatıyor bilemedik..öylesine geçtik önlerinden bir Fatiha dahi zaman zaman okumayı düşünemedik..
öylesine müthiş olmalarına rağmen,öylesine ihtişamlı yaşamalarına rağmen ve akılda kalır unutlumaz olmalarını arzulamalarına rağmen kim oduklarını bilemeden hatta yaptırdıkları çeşmelerin akmadığı için su dahi içip sevaplarını artıramadan sıradan bir yerden geçer gibi geçtik önlerinden..
Allah onlara da rahmet etsin..
Kabrin görkemi,mezarın mermeri veya süsleri şüphesiz toprağın altına geçemez,toprağın altındaki fayda veremez..
Aslolan toprağın altı için yapılan güzellikler,süslemeler ve yatırımlardır..gerisi,dünya malı dünya süsü..
Dünya ise elbet,fani..
Sevgilerimle..
Bismillahirrahmanirrahim..
Akilli ve suurlu..iffetine sahip cikma gayretini gosterip ahlakli yasamak isteyen,gerek sanal alemde gerek gercek hayatta buna niyetlenen her kardesime ve oncelikle kendim dusunup kendime hisse cikartmam icin yayinladigim hadisleri okumaktasin kardesim.Daha okunakli ve belirgin olmalari icin her birini ayri resimler uzerine ekleyerek hazirladim..arzu ettikleriniz olursa sormadan alabilmeniz icin belirtmek istedim..
...ve sonuna gelip okudugumda bir koseye cekilip hepimiz icin sadece aglamak istedim.
Bizden ozumuzu ve orjinalligimizi aldiklari ve biz bunu gonul hosluguyla verdigimiz icin,bizlere nasil yasamamiz gerektigini emrettikleri ve bizim buna riza gosterdigimiz icin..
Elimizde yuzlerce sahabi modeli ve bunlardan once Efendimizin yasam tarzi ve sunneti mevcut iken biz o sanatcinin giyim tarzina,bu sarkicinin ev dekorasyonuna ,filanca boya firmasinin guzel renklerine,harika parfumlerine,zarif bas ortulerine,klas arabalarina sahip olmak icin anneligimizi,ev hanimligimizi,evlat olusumuzu,komsu olusumuzu sanki degersiz ve kiymetsiz bir seymis gibi elden cikartmayi goze alabiliyoruz..
Butun bunlar kimseyi suclama kinama ayiplamak icin soylemiyorum..ben bunlari kendime soyluyorum..
Rahat yasamak,sorunsuz yasamak..evimzde herseyin mutlak tam olmasi eksiksiz olmasi..
Her gun 3 ogun yemek..her gun temizlik ve zahmet..
Neden ve neye?..
Yemekler ve kiyafetler,giysiler ve suslenmeler nefsim icin..evdeki dekorasyon,esya ustune esya,ortu ustune ortu..tabak ustune tabak her birini ozenerek secerek almis ve hayatimi yonetmelerine yonlendirmelerine musaade etmisim..
Sanki kafatasimda yok beynim..sanki hucrelerimden gecmiyor oksijen..
Gafletimden dolayi utanabildigime mutlu olabiliyorum bir tek..bir tek seyden emin oldugum icin..
Bunu yapamayan kardeslerim de var cunku..
Utanamayan kardeslerim de var cunku..bugun sizinle guzel orgulu yastiklar ve orgu modelleri paylasimi yapacaktim ama inaniyorum ki o yastiklar ahiretimizden ailelerimizden iffettimizden daha onemli degildir..o yastik olmadan yasanabilir,peki ahlaksiz,dusuncesiz,iffetsiz ve ailesiz..samimiyetsiz bos amacsiz,gayesiz yasanabilir mi??..
Hepimiz icin Allahtan hayirlisini diliyorum..
Ebu Hüreyre'den şöyle bir hadis rivayet edilmiştir
Bir gün Efendimiz Aleyhisselam, Cebrail'e:
- Ey Cebrail! Kaç yaşındasın? diye sordu
- Ey Allah'ın Resulü, bunu pek bilmiyorum
Bunun üzerine Efendimiz Aleyhisselam şöyle buyurdu:
- Ey Cebrail! Rabbimin izzetine yemin ederim ki, o yetmiş bin iki defa doğduğunu gördüğün yıldız ben idim..
Guzel gecsin gununuz..
“Hac sırasında bir sahabe hasta annesini omzuna alarak Kâbe’yi tavaf ettirmişti. Sonra Resulullah'ın (asm) yanına gelerek:
“Ya Resulallah, annemi sırtımda taşıyıp tavaf ettirerek hakkını ödedim mi?" diye sorunca, Resülullah (asm):
“Hayır, sana hamile iken alıp verdiği bir
nefesin hakkı bile değildir.”
(Kütüb-i Sitte)
“Allah’ın rızasını kazanmak, anne-babasının rızasını kazanmakla olur. Allah’ın gazaba gelmesi ise ana-babanın öfkelenmesine bağlıdır. (Onları kızdırmak, Allah’ı gazaplandırmaktır.)” (Hâkim, Taberânî)
Annen kizarsa bil ki Allah sana kizmistir,annen sana gulduyse bil ki Allah sana gulmustur..annen senden raziysa bil ki Allah senden razidir..
Evinden,dert,bela,musibet,hastalik,kavga ve huzursuzluk eksik olmuyorsa..islerin yurumuyorsa..bereketsizlik var ise ..
bu guzel sozler asagidaki video'da mevcut olan sohbetten alintidir..dostlarim..dinlemenizi tavsiye ederim..
Allahim anne babalarini razi eden ve boylece yuzlerine Allah'in gulumsedigi ve razi oldugu kullari olmak duasiyla..hayirli sabahlar..
Efendimiz (s.a.s) ashabi kirama donerek mescide uc gundur gelmeyen Hz.Ebu Bekir'in hatirini sormak icin evine gitmelerini soyler.
O esnada sirtina bir mutaf(keci kilindan dokunmus elbise)giymis Hz Cebrail belirdi..Efendimiz (s.a.s) Cebrail'i bu halde gorunce mubarek sekli degisti.
Ya Cebrail,bu ne haldir? diye sordu.
Hz Cebrail dedi ki Ya Resulullah! malumunuz olsun ki yedi kat gokde,ars ve kurside butun melekler butun Kerubiyun boyle mutaf giydiler.
Efendimiz (s.a.s) bu isin asli nedir,ya kardesim,bana acikla dedi.Hazreti Cebrail dedi ki:Ya Resulullah!Hazreti Ebu Bekir,Allahu Tealanin askina ve senin dinin ugruna seksenbin altin sadaka verdi.
Kirk bini aciktan kirk bini gizliden.
Simdi giyecek elbisesi kalmadigi icin uc gunden beri mescide onun icin gelemedi,namazini evinde kildi.
Menakib-i Cihar Yar-i Guzin kitabindan okudugum,okuyunca bedenimin titredigi,kalbimin urperdigi kendimden utandigim..34 yasima gelmis degil Allah'in gozunde kendi gozumde dahi yerden goge dogru 2 cm dahi yukselemedigimi dusunerek kahroldugum bir kissaydi sizinle paylastigim..
Sahip olunanlarin asil onemli olmadigini,verdigimiz kadar oldugumuzu dusundum..
Ne kadar yuce ve muhtesem bir seydir ki o;Hz Ebu Bekir'in verdigi sadakadan dolayi uzerine giyecek elbisesi olmayisi ve bu durumu bilen haberdar olan melek evliya ve Allah'in sevgili dostlari Ebu Bekir'in kiligina girmeleri..
Bu nasil muhtesem bir muhabbet..ne kadar yuce bir lutuftur..
Rabbim onlardan razi olsun sefaatlerine mazhar olmayi nasip etsin..Kelimeler kesinlikle az..kesinlikle ifadesiz kalir ve kesinlikle ashab-i kiram'in Efendimize (s.a.s) olan bagliliklari,sadakat ve muhabbeti tarifsizdir..
Sen ne hissediyorsun?
Herkese hayirli cumalar diliyorum dostlarim..
Sevgilerimle..
Detaylar:
ashabi guzin,
Ashabi kiram,
cebrail,
Efendimiz,
hz ebubekir,
melekler,
Meleklerin muhabbeti,
Muhabbet,
Nur odası,
Tefekkür
Efendimizin(s.a.s) sogani yikadigini duyunca bir an duraksadim..duygulandim,sevindim..burnumun diregi sizladi..genelde sogani kullanmadan once bende yikiyordum cunki..cunku boylesi bana daha dogru geliyordu..ardindan yemegin ardindan tatli yeme aliskanligim geldi bunun ardindan kiyafetlerimi cikarir cikarmaz katlamak..
Bunlarin hepsi sunnetmis meger..hepsini her gun defalarca veya en az bir kez yapiyoruz..
Rabbimin hikmeti merhameti ve sevgisi degil midir bizi bu guzel elcisiyle terbiye etmesi,yol gostermesi ve en ufak davranisindan dahi sevap kazandirmasi..
Oku bak neler yaparak farkinda olmadan sevap kazaniyomusuz meger..
Akşam bulaşık bırakmamak
Yerde yemek yemek
Kıyafeti katlamak
Su içerken kıbleye yönelmek
Suyu üç yudumda içmek
Çatlak bardaktan su içmemek
Gunluk yaptiklarimiz ve adetimiz olanlar da var mesela..
- Kibirlenmemek, hediyeleşmek
- Birbirinin kusurunu örtmek
- Arkadaş ziyaretinde bulunmak
- Çalışmak
- Hal hatır sormak
- Pazarlık yapmak
- Artık bırakmamak
- Misafire ilgi göstermek
- Birbirini sevmek
- Çocukların başını okşamak
- Sevdiğini söylemek
- Yastıksız yatmamak
- Sohbet etmek
- Affetmek
- Sessiz ağlamak
- Yerde yemek yemek
- Ekmeği elle koparmak
- Kıyafeti katlamak
- Koşmamak
- Koku sürmek
- Çalışmak
- Teşekkür etmek
- Yemeklerin ağzını kapatmak
- Yünlü güzel elbiseler giymek
- Saç uzatmak
- Saç kısaltmak
- Saç örmek
- Sadaka vermek gibi..
Guzel anlamli ve faydali bir listedir..buraya tiklayarak tumune bir goz atmanizi kesinlikle tavsiye etmek istiyorum canlarim..
..
Düşündüm de..
Allah Kuran'i Kerim'de şehitlerin ölü olmadıklarını haber veriyorsa..
Ve iman etmiş kullar olarak biz..şehitlerimizin ve şehitlerin ölü olmadıklarını düşünecek olursak..
Allah dostlarının Allah'a yakınlıkları ve imanları inançları sebebiyle yüksek mertebelere ulaşmış kulların ölümden sonra bir hediye ve mükafat olarak dünya üzerinde aklın akıl edemeyeceği hayalin de şekillendiremeyeceği araçlar ile evrende istedikleri zaman istedikleri kadar dolaşabileceklerini ve kalabileceklerini öğrendiğimde aklıma şöyle bir soru geldi....
Yüksek mertebelere manevi hayatlarındaki derinlikten dolayı ulaşan bu zatlar..gerek bildiklerimiz örnek olarak Hz Mevlana ya da sevgili Efendimiz olduklarını düşünecek olursak eğer..ve mademki şehitlerde yüksek mertebelere ulaşmış kimselerdir ..
Aynı mükafatlara onlarda laik görülmüşlerse başta Efendimiz ardından da bilmediğimiz veya adları Allah katında olan şahısların her gün,günlük hayatımızda aramızda dolaşmadıklarına yanımıza gelmediklerinden ne kadar emin olabiliriz?
...................
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Recent in Recipes
YENİ YAYINLAR E-POSTA ADRESİNE GELSİN+ABONE OL!
SON YAZILAR
Extra
BU HAFTA POPÜLER
- Senin mubarek ruhun icin..
- Sen ol vesile..(KANDIL GECESI)
- Anne yapimi kiz cocugu pantolonu
- Yirmiyedi Senelik Bir Hülya
- Cıvıl Cıvıl Bir Gün&Zor Bir Ayrılık
- Vagon Tekeri Motifi Yol Aldi
- Eski İstanbul'u Şöyle Bir Dolaşalım Mı?
- Guanajuato'ya da gideceğim..
- Kayısı yağı ve kayısıya takma nedenim
- Okuma ve dusunme kosem










