Allah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Allah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Allah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Allah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Eylül 2013 Pazartesi

Cennetül Baki-Baki Olmak İçin Öyle Olmalı Demek ki


Cennetü'l-Bakî, Medine'de müslümanların kurduğu ilk mezarlık.

Medine'nin Baki' veya Baklu'l-garkad adı verilen bu mezarlığı, şehrin güney­doğusunda Mescid-i Nebevî'nin yakının­da, Kanunî Sultan Süleyman devrinde yapılmış ve günümüzde yıkılmış olan ka­le duvarlarının dışında bulunmaktadır. Eskiden buraya Baki' kapısından geçi­lirken bugün Mescid-i Nebevî ile arasın­da bina kalmamıştır.

Hz. Peygamber tarafından mezarlık olarak kullanılmasına karar verilmeden önce Bakî' "garkad" adı verilen bir tür çalılıkla kaplı bir yerdi. Resûl-i Ekrem ashabından vefat edenlerin defnedilmesi için bir yer arayarak Bakî' mevkiini me­zarlık olarak kararlaştırdı. Türkler ara­sında daha çok Cennetü'l-Bakî' adıyla meşhur olan bu mezarlığa muhacirler­den ilk defnedilen Osman b. Maz'ûn'-dur. Hz. Peygamber onun baş ve ayak uçlarına kendi getirdiği iki taşı koydu; sonra da, "Bu âhirete ilk gidenimizdir" diyerek buraya Revhâ adını verdi. Daha sonra vefat eden bir kimsenin nereye defnedileceği sorulduğu zaman Hz. Pey­gamber, "Âhirete ilk gidenimiz olan Osman b. Maz'ûn'un yanına" buyururdu. Ensardan Baki'a ilk defnedilen ise Es'ad b. Zürâre'dir.

Hz. Peygamber, oğlu İbrahim vefat edince aynı yere defnedilmesini emret­ti; kabrinin üstüne su döktü ve buraya Zevrâ adını verdi. Bunun üzerine Medi­ne'deki her kabile Cennetü'l-Baki'da ken­dileri için bir yer ayırdılar. Hz. Peygamber'in kızlarından Rukiyye ve Zeyneb de buraya defnedildiler; sonradan Hz. Fa­tma ile oğlu Hz. Hasan da Bakî'a gömül­düler. Kerbelâ'da şehid edildikten son­ra Dımaşk'a götürülen Hz. Hüseyin'in başı Yezîd tarafından Medine'ye gönderilince annesinin yanına defnedildi. Hz. Peygamberin amcası Abbas ile halası Safiyye bint Abdülmuttalib ve bazı torunları da burada yat­maktadır. Bakî'a defnedilenler arasın­da, Hz. Peygamber'in "benim ikinci an­nem" dediği Hz. Ali'nin annesi Fâtıma bint Esed ile süt annesi Halîme, Resûl-i Ekrem'in zevcelerinden başta Hz. Âişe olmak üzere Hafsa, Ümmü Seleme, Zey­neb bint Huzeyme, Zeyneb bint Cahş, Safiyye, Reyhâne ve Mâriye bulunmak­tadır. Cennetü'I-Bakî'a birçok sahâbî ya­nında Ehl-i beytin ileri gelenleri, tabiîn neslinden birçok kimse defnedilmiştir. Sahâbîlerden ise Halife Hz. Osman. Abdurrahman b. Avf, Sa'd b. Ebü Vakkas, Abdullah b. Mes'üd, Suheyb b. Sinan ve Ebû Hüreyre zikredilebilir.

Hz. Âişe'nin rivayetine göre Resûlullah zaman zaman Cennetü'l-Bakl'a gi­der ve orada medfun bulunanlara dua ederdi. Bazı cenaze namazlarını burada kıldırırdı. Habeşistan hükümdarı Asha-me'nin gıyabî cenaze namazını da Bakî'da kıldırmıştı. Bazan ordularını bura­dan sefere uğurlardı.

Hz. Hasan ile Hz. Abbas'ın kabirleri­nin üzerine 529'da (1135) Müsterşid-Billâh'ın emriyle, bir kapısı ziyaret için hergün açılan iki kapılı yüksek bir kub­be ve türbe yapılmıştır. Eyüp Sabri Pa­şa, Kubbe-i Ehl-i beyt adı verilen bu tür­benin türbedarlık ve bevvâblık vazifesi­nin padişah beratı ile Şafiî müftüsü Seyyid Ca'fer b. Süleyman el-Berzencî nes­line verilmiş olduğunu zikreder. Hz. Osman'ın kab­ri üzerine de 601'de (1205) Selâhaddîn-i Eyyûbi'nin emriyle bir kubbeli türbe ya­pılmıştır. Evliya Çelebi Baki'da türbesi bulunanların adlarını zikrettikten son­ra sandukalarının altın işlemeli yeşil at­lasla örtülü olduğunu, türbedarların "öd-i mâverdî" yakarak ziyaretçilere gü­zel koku sunduklarını, Hz. Âişe'nin tür­besinin Kanunî Sultan Süleyman tara­fından 1543'te yenilendiğini, ayrıca Hz. Peygamber'in, annesi Âmine'yi Ebvâ'dan buraya süt annesi Halîme'nin yanına hicretin 6. yılında nakletmiş olduğunu ha­ber vermektedir.

1806 yılında Suûd b. Abdülazîz Medîne-i Münevvere'yi istilâ edince Cennetü'l-Bakî'daki mezar taşlarını ve tür­beleri yıktırdı; II. Abdülhamid bunları yeniden yaptırmışsa da 1926'da Suûdîler'den Abdülazîz b. Suûd türbe ve me­zarları yeniden yıktırmıştır. Bugün hiç­bir türbe ve mezar taşının bulunmadığı Bakî' yine mezarlık olarak kullanılmak­tadır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi
Kaynak:Filozof.net



Bu kabristanda, yaklaşık onbin sahabinin medfun olduğu rivayet edilir.

Zaman zaman bir çok kabir tahrip edildi,açıldı kazıldı taş atıldı toprağı kaldırıldı..
Kimileri Kur'an'i Kerim'de mezarların kaybolmasına dair ayet var böyle olması gerekiyordu zaten diyor,bu konuda bilgim olmadığı için buraya hiç vurgu yapmadan üzerinde durmadan geçmek istiyorum(Doğrusunu Allah bilir)

Benim tüm gördüklerim ve okuduklarımdan anladığım bir tek şey var ve ben bunu tutmak istiyorum..



Onlar hep tevazu içineydiler kimbilir belki de Allah onlara saygısından kabirlerinin o şekilde kalmalarını arzu etti.
Onlar daima dünya malından görkem ve ihtişamından uzak duranlardan idi..Dünya nimetleri içinde yüzerken dahi dünya evlerine girdi belki ama yüreklerine Allah ve Peygamberinden başkasına yer verilmedi,girmedi..
Kimbilir belki de mezarlarının da bu durumda olmaları bunu yaşatmak andırmak içindir..
Allah hepsinden razı olsun(amin)
Onlar ki Allahın kendilerinden razı olduğu bizler için her biri mükemmel bir örnek müslümandı..

Nitekim hadis-i şerifte Efendimiz buyurdu ki:“Ashabım gökteki yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız hidayet bulursunuz”



Onlar nerde olursa olsunlar bizim için birer yıldız birer pusuladır..
Efendimizin varlığı nasıl ki sürekli bizimle beraber ise onların da arkasında sürekli olacaktır.. 
Böyle düşünerek böyle bittirmek istiyorum bu yayını..
Doğrusunu Allah bilir..
Yukarıdaki resme bakınca o kadar çok şey anlatıyor ki sanki..karşımda duran ashabın kabirleri ve tam arkasında Mescid-i Nebevi..
Efendimizin (s.a.s) bu karede böyle yanlarında oluşu,o mutevazi kubbenin önünde sessiz ve tüm sadelikleriyle tüm şeref ve bıraktıklarıyla ebedi aleme göçmüş oluşları ve bunu bizlere bu şekilde göstermeleri muhteşem bir derstir.
İstanbula gittiğimde muhteşem mezarlıklardan geçtik..hiç birinin üzerindeki adını şanını okuyamadık,orada kim yatıyor bilemedik..öylesine geçtik önlerinden bir Fatiha dahi zaman zaman okumayı düşünemedik..
öylesine müthiş olmalarına rağmen,öylesine ihtişamlı yaşamalarına rağmen ve akılda kalır unutlumaz olmalarını arzulamalarına rağmen kim oduklarını bilemeden hatta yaptırdıkları çeşmelerin akmadığı için su dahi içip sevaplarını artıramadan sıradan bir yerden geçer gibi geçtik önlerinden..
Allah onlara da rahmet etsin..
Kabrin görkemi,mezarın mermeri veya süsleri şüphesiz toprağın altına geçemez,toprağın altındaki fayda veremez..
Aslolan toprağın altı için yapılan güzellikler,süslemeler ve yatırımlardır..gerisi,dünya malı dünya süsü..
Dünya ise elbet,fani..


Sevgilerimle..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

30 Ağustos 2013 Cuma

Kalp Odana Girme Vakti Gelmedi Mi?


Bu çalabilir bir yandan :Elissa


Hayatı çiçeklerle süsleyebilirim
Bolca renk tonlarını da püskürtebilirim
Hatta bulamaç yapıp duygularımı hislerimi de katabilirim .
Kalplerin rengi çarpınca paletime
Ben dışında bir ben olabilirim
Kelimelerle saatlerce oynayabilirim
şekillerini bozabilirim sözlükleri utandırabilirim..
Susabilirim renklerin ve hayatın karşısında ya da
Uzunca bir süre susabilirim
Bu yaşıma dek çıkarttığım her sese her kelimeden böylece
Güzel bir intikam alabilirim..


Konuştuklarımın hakkını verebilseydim
Bilebilseydim kelimelerimin değerini 
Vuruşlarını ve duruşlarını daha küçükken sezebilseydim
Diyorsan..
Hayat..
Gördüklerinden mi görebildiklerinden ibaret mi olacaktı?
Ama bana olur mu faydası?
Anlık zevkler dışında
Kısıtlı bir tatmin karşısında tüm bunlar
Beni etkiler kalbimi döndürür mü?
Aylarca yapılan hatamın ucundan tutup
Tozlarını atmama sebep olur mu?
Şart şart yaşadığım gibi
Karış karış azalmam da şart
Koşa koşa yorulduğum gibi
Tükenmeyi hissetmem ilahi kanaat
Dönüp dolaştıklarım
Heveslenip tutamadıklarım
Hayal edip rüyasını gördüklerim
Ahiretime yansıması faydası var mı?
Varsa sıyrılabileceğim bir gövdem
Bitap düşmüş kalbim çarpıyorsa eğer
Çölde kalmış gibi
ıslak zeminlerde dahi susuyorsam eğer..
Gelmiştir kalp odama girme vakti..
Bir kalp odası olmalı insanın çünki
Dünyanın köşelerine her sıkıştığında
Kalbine ışleyen kirleyi yıkayıp
Arınabileceği bir kalp odası olmalı
Bir kalp noktası olmalı insanın
İlerlemek için ilk adımı atabileceği
Yükselmesi için bir yere basacağı
Bir kalp noktası olmalı..
Seccadenin ucu..
En güzel uçurumlara atlamaktır..
En yüksek tepelerden aşağıya bakmaktır..
Etini kemiğini,gövde ve beden olarak bildiklerini
O uçurumdan aşağıya bırakmaktır..
Seccadenin ucu..
Allaha'a en yakın yerden bakmaktır..
O'nun yanında nefes almaktır..
Meltemlere karıştırmaktır ruhunu..
Tüm duygularını rüzgara bırakıp
Yalnız olmayışının farkına varmaktır..
Seccadenin ucundan uzaklaşmışsa alnın..
Ne kalp odanın olur değeri..
Ne de ruhunun..
Neden yükseklerden aşağıya atlıyor bazen insanlar?
neden toplumdaki yerleri sıfırlanıyor bir anda?
Bir anda neden değer kalmıyor onların avuçlarında..

Yüzbinlerce seveni olan bir insan
Nasıl olur da bir anda dünyadan sıyrılıp
Ccehenneme yuvarlayabiliyor kendini?

Kendini atarken dünya uçurumlarından aşağıya
Bir el uzatanı olmuyor mu yanında?
Çağrısını duyan kulaklar yok mu etrafta?

İnsan..
Nasıl bir anda sıfırlar kendini
Nasıl arzulayabilir yok edilme meylini?

Kalp ne ile doluysa o tür renkler yansıtır
Ne ile besleniyorsa
Teninde o meydana çıkar
Dilindekiler o yönde şekillenir
Kelimeleri onlarla cümleleşir,bütünleşir..

Uçurumdan atlamanın bir tek sebebi olabilir
Dünya uçurumlarından atlamanın bir tek nedeni olabilir..

Kalpde değer yoksa..
Kalp değerli bir şey taşımıyor barındırmıyor
İlahi aşka ev sahipliği yapmıyorsa

Uçurumdan atlaması ne ki..

Boşluğun boşluğa düşmesi neyi değiştirebilir
Ne ifade edebilir ki?


Kalbinde Allah'a yer açmayanın ne ehemmiyeti olabilir ki?

Kalp odana Girme Vakti Gelmedi Mi?

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

30 Mayıs 2013 Perşembe

Ruzgara Dogru


 Mayis'in son gunleri..
Geceden hazil ol'a duran bulutlar serin bir sabahin zeminini olusturmus,namaza kalkmak icin uyandiran melekler nurlu bir yagmura donuserek havaya dagilarak dunyaya dokuldu sanki..

Karanlik uzaklasirken yavas yavas gunes en yumusak isinlariyla canlandirdi renkleri..dingin,sakin,zorluksuz bir gun olacagini dusunuyor  insan..Allahin planini bilmeden..

Belki de en cok sevdigim gunlerden bir gun olur demistim.. gunesli,hafif ruzgarli,serin bir sicaklik ve bugu ile surmesini arzulayarak..

Ogleye dogru islerim biter bitmez balkona cikmistim o gun..yaz mevsiminin sicak olusu sebebiyle nescafemin yerini soguk kahve aliyor haliyle ancak o gun serinlikten faydalanarak ozlemini cekecegim nescafemi,ummadigim anda cat kapi gelen dusuncelerimi not ettigim defterimi alarak hic bir sey yapmamak icin oylece oturdum koseme..

Kulagimda nar agacinin yaprak hisirtilari,tellere konmus yuva kurma ve yer secme telasi ile civildasan kuslarin sesleri var..

Deflaraca evlerin balkonlarina,catilarin ic kisimlrina ugradilar..en guvenli,en muhafazali yere kurmak istiyorlar yuvalarini.



Ufka dogru baktigimda bulutlara hapsedilmis gunes isinlari gozlerimi kamastiriyor..

Serinlik..

Bir lutuf..buyuk bir armagan..



Bu ruzgarin hafifligine ve gucune,hacmine ve seffafligina birakircasina ruhumu Allah kelimesini ilistirdim gokyuzune sanki..ruzgara yonelerek defalarca sayiklamak uzere..




Allah..Allah..Allah..sayisiz guzelliklerin ve tecellilerinle..Subhanallah..
Ne yapragin ne cicegin,ne dagin ne bitkinin,hic bir rengin hic bir gunun guzelligini kimse Allah kadar guzel edemez ozel kilamaz..her gun defalarca trilyonlarca canlinin rizkini temin edemez..hic bir sey ve hic kimse bunlari kopyalayamaz yerine baska bir sey koyamaz ..
Ayni ortamda bulunan ve ayni zamanda ayni gokyuzune bakan iki insanin gordugu renk,algiladigi isigin miktari hissettigi duygulari asla ayni olamaz.. Hersey ozel hersey farkli hersey uyumlu..

“Allah semâyı yükseltti ve mîzânı (ölçüyü) koydu. Öyleyse, sakın taşkınlık edip ölçüyü bozmayın.” (er-Rahmân, 7-8)

Saygi duymamiz duasiyla..

Allah sizi cok cok sevsin..

Sevgilerimle..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

27 Nisan 2013 Cumartesi

Ne oldu bize?

 

Youtube'da izledigim ve kelimeler ile tanimlamak yorumlamak istemedigim bir video'yu paylasmak istiyorum..
Kelimle ve satirlarla videoya dair bir seyler yazamayisimin sebebi ise en basta utaniyor olmam..sonrasinda soyleyecek sozumun olmadigimin farkina varmam ..


Videonun icerigi cok onemli..basi sonu tamami cok onemli..ama bana gore en onemli bolumu sonunda sorulan sorudur?..
Daha onemlisi ise..o soruya cevap veremeyisim..


Video suresi: 3:50




Cevap veremeyecegimi biliyorum,cahilligimi de biliyorum,bilgisizligimin de farkinda olarak an itibari ile "bir cevap bir sebebi olmali!"beynimdeki-kalbimdeki sesleri susturabilmek icin arayisa girmis olabilirim ama icimde burukluk ve uzuntu var..derken,asagidaki resim karsima cikti..


Herseyden Once herseyden Ustun ve herseyden cok Allah'a oncelik tanidiklari icin mi o kadar ilerlediler,gelistiler?
2013 ..ve biz..en sona biraktigimiz icin mi Allah'i bir adim ileriye gidemez olduk?>..


Kurtuba Medresesi hakkinda bir kac satirlik bilgim var paylasmak istedigim..

Abbasi Devleti yıkıldıktan sonra Abdurrahman bin Muaviye tarafından Kurtuba merkez olmak üzere 756 yılında kuruldu.
Endülüs Emevi Devleti askeri alanda değil, bilim ve kültür alanında ileri gitti.
En parlak dönemini III. Abdurrahman zamanında yaşadı.
Endülüs Emevileri zamanında yapılan Kurtuba Medresesi dünyanın en ünlü medresesidir.
UYARI : Bu medrese Avrupa Üniversiteleri’nin temelini oluşturmuştur. Buradan eski Yunan ve Roma dönemine ait eserler hakkında da Avrupa’ya ilk bilgiler yayılmıştır.
Franklar’ın saldırıları sonucunda zayıfladı ve 1031 yılında yıkıldı.
Endülüs Emevi Develeti’nden sonra bölgede Beni Ahmer Devleti kuruldu.
Beni Ahmer Devleti 1492′de yıkıldı..

Metin kaynagi:Sanal Kaynak


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

23 Nisan 2013 Salı

Annesini sırtına alıp tavaf ettiren sahabe



“Hac sırasında bir sahabe hasta annesini omzuna alarak Kâbe’yi tavaf ettirmişti. Sonra Resulullah'ın (asm) yanına gelerek:
“Ya Resulallah, annemi sırtımda taşıyıp tavaf ettirerek hakkını ödedim mi?" diye sorunca, Resülullah (asm):
“Hayır, sana hamile iken alıp verdiği bir

nefesin hakkı bile değildir.”

(Kütüb-i Sitte) 

“Allah’ın rızasını kazanmak, anne-babasının rızasını kazanmakla olur. Allah’ın gazaba gelmesi ise ana-babanın öfkelenmesine bağlıdır. (Onları kızdırmak, Allah’ı gazaplandırmaktır.)” (Hâkim, Taberânî)

Annen kizarsa bil ki Allah sana kizmistir,annen sana gulduyse bil ki Allah sana gulmustur..annen senden raziysa bil ki Allah senden razidir..
Evinden,dert,bela,musibet,hastalik,kavga ve huzursuzluk eksik olmuyorsa..islerin yurumuyorsa..bereketsizlik var ise ..

bu guzel sozler asagidaki video'da mevcut olan sohbetten alintidir..dostlarim..dinlemenizi tavsiye ederim..
 

Allahim anne babalarini razi eden ve boylece yuzlerine Allah'in gulumsedigi ve razi oldugu kullari olmak duasiyla..hayirli sabahlar..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

1 Ocak 2013 Salı

Yetersizligimi düsünerek..

Yüzümü avuçlarcasına yapışacak olan evren ağırlığındaki elin korkusu..
Gömülmek..Toprağa gömülmek gelir aklıma.
Bir daha çıkmamak üzere mi diye düşündüm sonra..
Asla!..belki asla..
Çıkacaksınız,ey gövdemin elleri,gövdemin ayakları,parmaklarımın dizilişi duruşu dahi aynı olacak vaziyette kaldırılacağım kabrimden,yattığım yerden.
Topraktan,toprağın benden zamanla aldıklarından bir daha geri vererek gövdeme gücünü ve yükümü birleştirilecek omuzlarımı.
Bir kez daha birleştirileceğim..bir kez daha tek parça halinde ayakta duracağım.
Kimbilir belki de güneş suretimi yere yansıtıp şu bastığım toprağa düşüremeyecek derecede yakın olurum ona.
Düşünüyorum da..
Bana biri dokunmuş ki ben benim..Beni biri dilemiş ki,emrime şefkati,güzellik ve kulluk ile itaat etmeyi iğnelemiş olmalı ki fıtratıma ben var olmuşum.
Düşünüyorum;BENİ RUHUNDAN RUH VERİP AYAĞA KİMDİR DİKEN?


Kimdir,suskun dilime kelimeleri,ciğerlerime nefesi,kimdir kemiğimi sertleştirip ona etimi tenimi giydiren?
Kimdir,cansuyu misali tüm azalarım ve organlarımı sürekli olarak yenileyen,kan ile ter arasında,tuzlu su ile acı su içinde kuruluğun ıslaklığı içinde,derinlik ve yüzeysellik arasında kalbimi çarptıran kimdir?
Kimdir gövdemi yerlerde sürüklenirken adım adım toprağın üzerinde dimdik yürüten?

Ben bu toprağı dünyam yerine koyup cennet huzuru ve güzelliğiyle dopdolu bir kalp ve gözlerle santim santim dolaştım üzerinde..
Düşünüyorum da;Bunların ne kadarına şükrettim bu günüme kadar ben?
Mahluklar arasındaki en üstün en şerefli varlık olmayı kim diledi,kim istedi..
Bu rutbeye varmak için ben ne yaptım?..ne yaptım ki bunca canlı içinde en muhteşemi ben oldum,ne yaparak hakettim ben bunu?

Düşünüyorum da..
Geceleri ne diye nefessiz kalır yüreğim geniş terasımda?
Neden serinlemiyor ruhumen soğuk içeceklerle?
Şöminelerin başında,kalorifer peteklerin yanında neden bir türlü ısınamıyor ellerim?

Düşünüyorum da..
Neden hep bir yanım boş,bir yanım mahrum,bir yanım öksüz,eksik,ezik kalıyor daima?
Muhasebemi yaptım..
Senin huzurundayken saydıklarımın tümünü kabul ettim..
Hesaba çekilmeyi bir türlü kabul edemeyişim yüzünden ahireti reddedercesine yaşadığım yıllarım için affet beni..

Sana hiç bir şey vermeden,hak etmeden bana verdiğin bütün güzellikler ve nimetler için ne olur..

Şükrümü,Tevbemi,yetersizliğimle beni kabul eyle ya Rabbi..Kabul eyle ya rabbi..

Affet beni..


..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

29 Kasım 2012 Perşembe

Ben bir alemim,sen de öyle



Bir çok kalıbın içine girmeler ve çıkmalar yorar mı insanı?..yorar.
Zaman zaman değişir mi,değişir.
Her gün yeni bir kalıp yeni bir ruh hali hatta çoğu zaman abartarak gün içerisinde bir çok ruh halleri ve kalıplarına döktürür dururum sokturup çıkartırım kendimi..
Bir öyle olurum bir böyle,bir o şekil bir bu şekil..karşımda bir sahne varmışcasına sabahın erken saatlerinden gecenin bir vaktine dek değişimlerim söz konusu son zamanlarda..
Dedi televizyon programında hikmetler arayan hoca:İnsan gün içerisinde ve ömrü boyunca çeşitli evrelerden geçebilir,ruh hali değişiklikler gösterebilir..
Tamam dedim..demek ki bende bir arıza yok,iyiyim ben,tamam..
Ruh hallerini düşünmeye koyuldum şimdi..hani insan durmadan inceleyip birinci kalite bir ızdırab-ı işkence çektirir ya bazen kendine,haha işte ondan yaptırdım kendime..
Bir değişim bir dönüşüm bir gel bir git oldum bu gün..
Sen bir alemsin!dedim kendi kendime..
Hoca da öyle demişti sabah..her insan bir alemdir esasen..
İnsan,hayvanlar canlı cansız dünya üzerinde bulunan herşey bir alemdir..
Gün içerisinde geçişlerimi düşündüm,bu gün parkta gördüğüm sarı yaprakları sonra,sonra ağaçları sonra rüzgarı..rüzgar da ben gibi aslında,kimbilir belki de uzaktan bir akrabalığımız vardır,kan çeker ya bazen..

Ben bir alemim,rüzgar da bir alem,parkta yaşayan ağacın çürümüş gövdesinde üreyen mantar da bir alem..
Alemlerin içindeki alemleriz..her birimiz..
Ve işte o anda damladı içime kanaat damlası..

Bu kadar alem varsa..Fatiha süresinde geçen 'Alemlerin Rabbine Hamd olsun' deyişimiz belki de gün,yıl,hayatımız boyunca girip çıktığımız ruh hallerimizin de Rabbi Allah'ın olduğu anlamına gelmez mi?
Girip çıktığımız her ruh halimizi bilen O değil mi..şahit değil mi?her halimizin rabbi O değil mi bu durumda?
Şüphesiz ki yeni bitmiş bir ot,çürümeye yüz tutmuş bir ağacın da Rabbi O'dur..yıldızların gezegenlerin bunların da ötesinde bunların da yakınında olanların da rabbi O'dur..

Algılayabildin mi?

Hepsi bir alem..trilyonlarca alem...kat trilyon ve daha fazlası ruh hali,durum ve değişim yaşanıyor her an..
Her birini bilen,haberdar olan,değiştiren yoğuran koruyan yöneten Allah'ın büyüklüğünü düşündükçe beynimin bütün fonksiyonları durdu..aklım alamadı...alamaz...

Bütün bu alemlerin Rabbi Allah'tır..anladım ve bir kez daha içimden göklere aynı ayet-i kerimeyi okudum,tasdik ettim inandım..

« De ki: O Allah birdir, büyüklük onda nihayet bulmuştur, daim ve bakidir, her şeyden müstağni ve her dileğin merci'dir. Doğmamış, doğurmamıştır. Hiç bir eşi ve benzeri yoktur. »

Devamı: http://www.yenimakale.com/ihlas-suresi-ve-anlami.html#ixzz2DdA6jwlN
 Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
« De ki: O Allah birdir, büyüklük onda nihayet bulmuştur, daim ve bakidir, her şeyden müstağni ve her dileğin merci'dir. Doğmamış, doğurmamıştır. Hiç bir eşi ve benzeri yoktur. »

Devamı: http://www.yenimakale.com/ihlas-suresi-ve-anlami.html#ixzz2DdA6jwlN


Alemlerin rabbi olan Allah'a hamdolsun...





..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

31 Temmuz 2012 Salı

Allah bazen..


Allah bazen sana ihsânda bulunur (dünyevî şeyler verir. Fakat bu verilenler sebebiyle kulluktan uzaklaştığın için) aslında sana bir şey vermemiş olur! Bazen de aksi olur. Sana ihsânda bulunmaz, fakat aslında sana ikramda bulunuyor demektir!

Ibn Ataullah İskenderi

Neden olmuyor dediklerimizi düşün..
Neden düzelmiyor neden yaver gitmiyor neden başka kapılar açılmıyor mesela..Oysa ki sen bunları dilemekle meşgulken duadasın farkında mısın?
Dileklerini sunarken secdede ve avuçlarını açmışken semalara olman gerektiği yerdesin..
Olmasaydı o dert ve o sıkıntı daraltmasaydı ruhunu nefessiz kalıp soluğu duada almasaydın yaklaşırmıydın Rabbine?
Onca çıkmazın içinde boğuştuğunu düşünürsün sen oysa ki sen tam da Allah'ın olmanı istediğin yerde olabilirsin..
Huzurunda ve duada...

Değil mi dostum??



Geceniz hayrolsun..


..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Neredesin Allah'ım?


Allah nerededir?“Nerede?” sorusu, mekân tutan varlıklar için sorulabilir. Bunlar da maddî varlıklardır. Mekân madde olduğu gibi onda yer tutanlar da maddedirler. Mekânı ve maddeyi yaratan ve bir ismi Nur olan Allah hakkında böyle bir şey düşünülemez.. Kaldı ki, mahluklar içinde bile, mekânla kayıtlı olmayanlar vardır. Bunun en yakın misali kendi ruhumuzdur.

Organlarımızın yerleri, mekânları vardır. Bunun içindir ki, “Ciğer nerededir?” yahut, “Böbrek nerededir?” gibi sorular sorulabilir. Fakat, ruh ve onun latifeleri, duyguları hakkında bu tip sorular sorulamaz. Mesela, “Ruh nerededir, akıl nerede oturur; sevginin, korkunun, hafızanın mekânları nerelerdir?”şeklinde sorular soramıyoruz.
İnsan, maddî olan ve mekânla bağlı bulunan bedenini ölçü almak yerine, mekândan bir derece bağımsız olan, ruhlar alemini, melekleri ve tabiatta icra edilen kanunları düşünse, böyle bir soruya yer kalmayacaktır.

Yazar: Alaaddin Başar

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

20 Temmuz 2012 Cuma

3 secenek - Ramazan (1)

Sabah ezaninin ardindan uzanip yatagimiza sirtimizi donduk nefsimize..
Gozlerimizi rutin hayatimiza kapatarak sartli,kisitli bir alana girdik..
Kurallar net emirler apacik..
Yasaklar dogrular sevaplar gunahlar nilufer cicekleri gibi su yuzunde..
Unuttuklarim dahi hatirlatildi..
Dilim tutuldu elim tutuldu gozlerim tutuldu..
Her azam secde eder gibi bu gun..


Tam bir itaat tam bir boyun egme..
Yeme dedin,yemem..
Icme dedin,icmem..
Sus dedin,sustum..
Sabret dedin,azmettim..
Dusun dedin,dusundum..

Herkesin ve herseyin avrasi degisti..her yere manevi bir tul perde indi sanki..
Sessizlik itaatin ta kendisi sessizlikte konusan Sen dinleyen biz olduk Ya Rabbi..

Okul sinifinda ogretmenin gelmesini bekleyen cocuklar gibiydik..
Ramazan ayindan once bir cok seyi gormuyormussun gibi yasadik.
Bir cok emrini cignedik biz bir cok kuralini yok saydik..
Kimine silgi attik kimine tebesir..
Kiminin pantolonuna gulduk kiminin elbisesine.
Kiminin cantasina tas biraktik kiminin kalemini caldik..

Bizi egitmen icin sessiz kalacagiz..
Sucumuzu bildigimiz icin bagislamani dileyecegiz.
Seni,anlatmak istediklerini dikkatle dinleyecegiz..
Kampa girmis misali..

Oyle geliyor ki kalbime..diger gunlerden daha yakinsin nefsime..

Secenekleri gordum Ya Rabbi..

Gordum..

3 kisiyiz bugun..
Sen,ben ve nefsim..

Kimi daha cok sevdigimi anlayacagim simdi..



..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Recent in Recipes

SON YAZILAR