Burası bildiğin bir yer değil duyduğun bir yerden ibaret şehrim..ya da hiç denk gelmediğin..televizyonlardan da göremezsin görmeni istediklerimi..yaşamak nasıldır neler hissettirir duyguların kokusu rengi boyutu ve genişliği ne kadardır tahmin edemezsin..koluma gir ve yürü benimle..
Hayal edeceksin yine..o pencerenin biri mutfak olsaydı ve açık olsaydı camı ve içeride pişen yemeğin kokusu dökülseydi sokaklara ve güzel olurdu dimi..?
Yaşadığım şehrin en çok sevdiğim yerlerini ve bölgesini gezdirmek istiyorum sana..
Benim gözümden görmeni benim hissettiğim gibi hissetmeni istiyorum..
Mesela..
Yağmurlarda..
Karlarda..
Güzel havalarda..
Şafağım bu açıdan söküp..
Bu açıdan batıyor..
Hayat burada tomurcuklandı bizim için..
Mahallemin yokuşlu yollarını geride bıraktığımızda..
Sağ tarafında balkanlardan inen bir çay göreceksin.. seni şehrin en eski ve en güzel semtine doğru götüreceğim..
Fırınları yenilikten bir haber olan..
Dükkanların orjinalliğinden ve tarihi dokularından hiç bir şey kaybetmedikleri..
Evlere hala odun taşınılan ve sobaları yakılan..
Zengin-fakir müslüman-hristiyan yanyana kardeşçe yaşayan..
Her koşulda ve durumda hayata renk katmayı ihmal etmeyen..
Adımlarına beklenmedik güzellikler çıkan..
Hayata küsmüş olmalarına rağmen ümitlerini yitirmemiş davetkar,aralıklı kapıların girişini beklediklerini göreceksin..
Muzaffer Bey'in Konağının önünden geçerken kapıdaki kilidi görüp üzüleceksin belki..merak edeceksin içini..
Çocukluğumuzda yaptığımız gibi bahçe duvarına tutunarak basarak parmak uçlarına konağın içini dışarıdan olsa bile gördüğüne çok sevineceksin..
Zamanın aktığını hangi devirde olduğunu az önce nerden geldiğini karşıdan aniden çıkan bir araba hatırlatacak belki..arabadan nefret edeceksin ve teknolojiye yeniliğe dair herşeye..
İnsanların daha doğal yaşamak istediklerini..ve güzelliklerini bedava olduğunu yerine başka hiç bir şey koyamayacağını fark edeceksin..
Reklamları dahi seveceksin ve bir kez daha görmek için geri döneceksin..
Pencerenin korkulukları renklerini atmış olabilir duvarlar canlılıklarını dökmüş olabilir ama rahatsız olmayacaksın..
Hayal edeceksin yine..o pencerenin biri mutfak olsaydı ve açık olsaydı camı ve içeride pişen yemeğin kokusu dökülseydi sokaklara ve güzel olurdu dimi..?
Susuz bırakılmasaydı çiçekler ve yenilik bu kadar arzu edilmeseydi eğer mümkün olabilirdi belki de..
Çocuklarımızın yapay parklarda değil,çocukluğumuzdaki gibi dar sokaklarda misket yuvarlamaları..
Hayat..yaşadığın andır..hayat ana kattığın anlamdır..
Şafak sökerken günü karşılamak ve güneşin batışını görebilmeyi ümit etmendir..
Ben bu gezegende..
Ben bu şehirde..
böyle yaşıyorum..
Dilerim ki zevkli geçmiştir yürüyüşümüz ve yormamışımdır sizi..istedim ki sizde bu gün yaşadıklarımı yaşayın hissedin ve bulunduğumuz zamandan ve günlük tasalarınızdan uzaklaşın...başarabildiysem ne mutlu bana..hayatınıza mutluluk katın,küçük güzel anlar..takmayın pencerenizin eksi oluşunu takmayın komşunun yeni araba alışını takmayın telefonunuzun son model olmayışını,sevdiğiniz sevdiğini söylemiyorsa siz söyleyin..birinden bir güzellik bekliyorsanız onu sunan ve yaşatan tattıran ilk siz olun..hayat ve mutluluk bunlardan ibaret ..
Sizi seviyorum Sevgilerimi gönderiyorum..






































