Bi düşün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bi düşün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bi düşün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bi düşün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2014 Salı

Her Güzelliğin Arkasında Ne var?


Eğlenceli bol topraklı bol gülüşlü patatesli soğanlı bir gündü..herkes ilkbaharın erken dahi olsa gelişinden memnundu..bende memnundum..
Toprağa ve temiz havaya kendini bırakmıştı herkes..elbiseler etekler eşofmanlar toprak oldu o gün..
Daha yaşlılarımız toprakta kıldılar öğle namazlarını..bazıları yemek hazırlığı ile meşguldü..ben kahveleri pişirdim.

Kahvelerin ardından bağı bahçeyi dolaşmaya ilkbahara merhaba gönlüme günaydın,uyanma vakti dedirtmeye çıktım..
Her yıl ekilen karşımdaki arazi bomboştu bu yıl..otlarla dolmuş..ot dışında toprağa hiç bir müdahale edilmemişti.
Bu arazi çepeçevre kayısı ve şeftali ağaçlarıyla çevriliydi..güzel de bir duvarı vardı alçacık,ona dayadım dirseklerimi seyre daldım..

Arazideki boşluk,terk edilmişlik,ilkbahar çiçeklerinin dahi bitsem mi bitmesem mi düşündürecek kadar hissedilir boyuttaydı sanki..


Tam arkamda taze sulanmış çiçeklerimiz onlara konan kelebeklerimiz dururken kalakaldım boş arazinin karşısında..ne ileri gidebildim ne geri..ne kadar gerçek ne kadarı kurgu bilemem ama Osmanlı Padişahlarının geceleri nefislerini terbiye etmek için kazdırdıkları açık mezarlar geldi aklıma..
Bütün vucüdüm olmasa bile acaba bir elimi,toprağa gömsem kaç dakika kalabilirdim o şekilde?..
Elimin bir süreliğine toprağa gömülü oluşu bile telaş ve panik hislerimi tetikledi..
Bir saat gömülü tutabilir miydim ki elimi orada?



Eve gelince çektiğim resimleri bilgisayarıma yükledim..bu gün de karşıma bir hadis çıkınca elimi toprağa gömme düşüncesinin beni ne kadar çok etkilediğini,o hislerimin henüz daha çok taze olduğunu fark ettim..

''Rivayet edildiğine göre, bir gün Peygamber'imiz (s.a.v), bir "çöplüğün"başında durarak sahâbilere ;"Gelin dünyâyı görün" diye seslendi; sonra çöplükten çürük bir bez parçası ile kararmış bir kemik parçası aldı ve sahâbilere şöyle dedi;"Çöplük dünyayı temsil eder,şu paçavra dünyagüzelliklerinin bir gün çürüyüp onun gibi olacağını gösterir,dünyada gördüğüm canlı vücutlar da bir gün çürük kemiğe dönüşecektir."

Buraya aktarmak istedim..o hisleri unutabilirim,dünyaya dalabilirim demekten dahi çekiniyorum şu anda..Kelimenin tam ve kaba anlamıyla dünyaya dalmak toprağa dalmanın ta kendisi gibi geliyor bana..

Nasıl dalabiliyoruz dünyaya..

Resimlere baktım tek tek..her biri öyle güzeldi ki hangisini ekleyeceğimi bilemedim..sonra fark ettim ki her resimde toprak var arkaplanda..her güzelliğin arkasında,toprak var.


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

30 Mart 2014 Pazar

Evde Doğum



Sabah 05:00 suları..yatak odamın penceresini tırmalayan kedimize bakıp arkamı dönerek uyumaya devam ettim,birazdan kalkacaktım nasılsa namaza,okula biraz daha var diyerek sıradan bir gün diye düşündüm..

Değilmiş..

Pencereye tırmanmalar endişeli endişeli miyavlaması uyutmadı..yataktan kalkıp kahvemi yaptım..bu sefer mutfak penceresine geldi..henüz çocuklar uykuda oldukları için içeriye almak istemedim..son bir kaç gündür havanın ısınmasıyla birlikte geceleri dışarıda olması daha mantıklı geldi..hamile olup karnının ve memelerinin iyice şişmesi ise doğumun yavaş yavaş geldiğini gösteriyordu..evin içinde doğum olur diye paniğe kapılıyordum..
Bu yüzdendi belki de geceleri evden dışarıya çıkartmak sebebi..acıyor kıyamıyordum ama evin içinde de tutamıyordum..

Bu sabahki hali inanılmazdı..acıktığını sandım..halı hazırda verebileceğim bir şey yoktu..yoktan sütlü ekmek dahi iyidir diyerek kasesini önüne koydum..koklayıp uzaklaştı..
Sorun açlık değildi..

 Oğlumun odasında okul hazırlığı esnasında çocuk odasının penceresine geldi..bir sağa bir sola gidip duruyordu..
-Bu kedinin nesi var bugün! .demeden edemedim..

Yavrumu okula gönderdikten sonra bilgisayarımı açıp internetten kedilerin doğumları ile ilgili bilgi arayışına girdim..kedi hala pencerede camları tırmalamaya devam ediyor..ben hala anlam veremiyorum bu haline..

Kedilerin doğumları yaklaşınca kuytu sessiz ve olabildiğince az ışıklı sıcak bir yer arayışına girdiklerini,bu yerlerin yatak altları koltuk altları olabilir cümlelerini okuduktan sonra son iki gündür sürekli yatağın altına girip saklanma sebebini de çözmüş oldum..

Pencereyi açıp kedinin evin içine girmesine izin verip hareketlerini gözlemlemeye başladım..evet yatağa doğru yöneldi..kapıyı kapatıp girmesini engelledim..sonra başka bir yere gitti..Her halde burası onun için en uygun yerdi..

Doğum başlayacaktı..bugün olmasa da en kısa sürede..
Peki ne yapabilirdim ki!

Okuduğum bilgiler kediye sakin bir ortam hazırlamayı tavsiye ediyordu..evvela sakin ortam..kendimi kedinin yerine koydum..ister insan olun ister hayvan,bazı durum ve duygular aynıdır..

Boş bir koli vardı içini büyük bir naylon poşetle kapladım üstüne de eski havlular kesip yerleştirdim..
Pencereden giren ışığı azaltmak için panjurları indirdim kediyi kolinin içine yerleştirerek kolinin açık kısmını eski bir yastık ile kapattım..kapıyı çekip odadan çıktım..


Aradan yarım saat belki de daha fazla bir süre geçti..odaya girdiğimde ışık az olduğundan yastığı hafifçe çektiğimde kolide bir şeyler görür gibi oldum,ışığı açtım...yavrulamıştı..

Henüz yeni yeni olmalıydı..ışığı söndürdüm yastıkla kolinin ağzını kapatıp odadan çıtkım..
Doğum aşamalarından son anda az dahi olsa bilgim vardı..bu büyük bir nimetti..

Kediyi yavruları ve koli ile birlikte evin başka bir yerine taşıdım..çocukların ilgi odağı olacağını tahmin ediyorum,her anne gibi her şeyden çok özellikle ilk gününde onlarla baş başa kalmak isteğini ve yalnızlığı tercih edeceğini tahmin ediyorum..

Allah'ın kediye günlerce karnında taşıdığı yavrularını nasıl ne şekilde dünyaya getireceğinden hiç bir haberi olmayan bu canlıyı nasıl yönlendirdiği nasıl ilham ettiği nasıl yardım ettiği kesinlikle ve şüphesiz muhteşem bir gerçekti..

Bu muhteşem gerçek hemen hemen gözlerimin önünde gerçekleşti..





Bizim korkularımızı ve doğum öncesi endişelerimizi yersiz tasamızı her şeyi kontrol altına alma isteğimizi düşünüyorum bir yandan..
Bu canlı tamamen her şeyden habersizken doğum ile ilgili tecrübesi bilgisi yokken bir saatten az bir sürede yavrularını dünyaya getirdi,onları yıkadı temizledi..daha fazla detaylara girmek istemiyorum..her şeyi tek başına yaptı..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

11 Aralık 2013 Çarşamba

Bir Bulutun Ağırlığı



Büyüklüğünün sonsuz kudreti karşısında ne,kim ve hangi güç durabilir?

Gökyüzünde 300.000 tonluk bir kütlenin direksiz düşürülmeden durdurulması..

Belki de ilk defa işittiğimiz bu bilginin bundan 1400 sene önce Kur’an’ da nasıl haber verildiğini dinleyelim
“Rahmetinin önünde rüzgârları bir müjde olarak gönderen O’dur. Bunlar ağırca bulutları kaldırıp yüklendiğinde, onları (kuraklıktan) ölmüş bir şehre sürükleyiveririz ve bununla oraya su indiririz de böylelikle bütün ürünlerden çıkarırız.”(Araf Suresi: 57)
“O, size şimşeği korku ve umut olarak gösteren, (yağmur yüklü) ağırlaşmış bulutları (inşa edip) ortaya çıkarandır.” (Rad Suresi: 12)
Hadis No : 1683
Ravi: İbnu Abbas
Tanım: Yahudiler, gök gürültüsünün ne olduğunu Hz. Peygamber (sav)'den sordular: "Bulutlara müvekkel olan melektir. Beraberinde ateşten kamçılar var. Bununla bulutları Allah'ın dilediği yere sevkeder" diye cevap verdi. Onlar tekrar sordular: "Ya şu işitilen ses, o nedir?" "Bu, bulutların istenen yere gitmeleri için onlara yapılan bir sevkdir" dedi. Yahudiler: "Doğru söyledin. Şimdi de İsrail'in [Yakub (aleyhisselam)] kendisine haram kıldığı şey nedir onu söyle?" dediler. Resulullah (sav) "Hz. Yakub (ırku'n-nesa denen) uyluk mafsalından başlayıp dize, topuğa kadar inen bir ağrıdan muzdarib idi. Deve eti ve sütü dışında kendine uygun gelen (ne yiyecek, ne içecek) münasip bir şey yoktu. Bu sebeple o da bunları haram etti" dedi. Yahudiler: "Doğru söyledin" dediler.

Kaynak: Tirmizi, Tefsir Ra'd, (3116) 




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

11 Ekim 2013 Cuma

Veda



Yürüdüğümüz yollar gibi olsa günahlar..
Bu yaşımıza kadar yürümüş olduğumuz her yolu her sokağın sayısını bilebilir aklımızda tutabilirmiyiz?
Hesabını bu şekilde yapmaya kalksak günahlarımızın hesaplayabilir tam bir sayı verebilirmiyiz?

Şurada başladılar diyebilirmiyiz?..
Kaç insan hatırlar ilk günahını..kaç insan hatırlayabiliri veya bilebilir en son işlediği günahını?

Defterimizdeki sevapların miktarını günahların ve kusurların sayısını bilebilirmiyiz?
Bilgimize sunulmayan bu tür bilgilerin yeri başka bir alemde verileceğini bilebilsek yürüdüğümüz zeminin kayganlığının farkına varmamıza kafi olabilir mi?

Ne zaman işlendi ilk günahımız,bilmiyoruz.
Ne zaman işlendi son günahımız onu da bilmiyoruz.

Değişebiliriz ama..
üzerimizdeki bu giysiyi değiştirebilirz..

Hemde çok güzel bir yola girebilir adımlarımızı saya saya ilerleyebiliriz..

Sırtımızı tüm günah ve hatalarımıza çevirebilir tümüne silgi çekebiliriz..
Alışmış kulaklarımız tövbelere..temizlenme ve arınmalara..

Diyelim ki günahlı yanımızı terk etmeye niyetlendi kalbimiz..
Bavullarımıza doldurduk tüm endişelerimizi,tüm günahlarımızı çekmecelerden çıkarttık odamızın ortasına attık.
Yer dolunca pencereyi açtık sokağa fırlattık.
Hepsini..
Kimimizin günahları odayı,evimizin önünü bulunduğumuz mahallenin sokaklarını,mahallemizin bulunduğu şehrin her yerini doldurdu..

Bu karmaşa ve bu dağınıklık içinden yürüyerek çıkıp utanan kalbimizi de o günahların içinde bırakıp veda edebiliriz yaşananlara..
 Tüm günahlarımıza,kusurlarımıza,açıklarımıza veda edebiliriz..

Çünkü..

Tövbe vedadır..
Utanç dolu mahcup ve korkutulmuş bir hayattan kopma isteğinin ve niyetin canlanması ve tatbik edilmesidir yanısıra..

Tövbe vedadır..
Günahkar bir elbiseden kalbi ve ruhu soymadır..

Tövbe vedadır..
Giderken ardına tonlarca rahmet suyu dökülen bir uğurlamadır..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

6 Ekim 2013 Pazar

Düş-ün..

 

Selamünaleyküm sevgili kardeşlerim.
Blogumu dolaşan yayınlarımı okuyan veya kuş bakışı izleyen güncel,biz kadınların hoşlanacağı yayınların yanı sıra zaman zaman aklımı zorlayan irademi harekete geçiren din hakkında görüşlerim endişelerim ve sıkıntılarımı paylaştığımı göreceklerdir.


HAYAT
Hayat çok yönlü ve renklidir islam ise hayatı tüm renkleriyle yaşamaktır..
Bir günün içine ibadet,muhabbet,sevgi,mutluluk,hüzün,gözyaşı,dert ve rahatlama bir arada yaşanabilir.
Hele ki maneviyata biraz önem verenler ne demek istediğimi anlayacaklardır ..

Sizinle bir video paylaşımında bulunmak istiyorum.
İzledim,oturup iki dakika düşündüm..
Düşüncelerime zaman zaman blogdan ve bloglardan genel bir bakış olmaları ve genel tablomuzuyansıtma sebebiyle beni mutlu eden noktalardan çok şimdi şu anda ne durumda olduğumuzu gösterdiği için soğumuş olmuştum.

ŞÖYLE BİR BAK DÜNYAYA
Hayatı anlamak için,insanların hayatı nasıl yaşadıklarını,önceliklerini üstünlüklerini meziyet ve eziyetlerini görebilmek için onları topluca izlemek lazım.
Bir mahallede bunu izleyebilirsiniz.
Bir köyde bir şehirde de bunu görmeniz mümkün..

Bloglarda da bunu görmek insanların neyi neden nasıl ve niçin yaptıklarını düşünmek ve anlamak mümkün.
Diyelim ki tablomuz bloglarımızdır..blogu olanlar tablonun içindekilerdir.
Gerçek hayat gibi..

Blog alemi veya sanal alem veya bir topluluğun bir parçası veya bu dünyanın ve bu imtihanın parçası ve muhatabı gören herkes için 3dk'lık kısa bir video yayınlıyorum..
 




Vakit darlığından sözü kısa kesiyor büyük bir arzu ve merakla yorumlarınıza ihtiyaç duyduğumu düşüncelerinizi yazmak için bir kaç dakikanızı ayırmanızı rica ediyorum.


Sevgilerimle..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

9 Mayıs 2013 Perşembe

En nefis elbise




Inaniyorum ki..bir insana cok yakisan bazi davranislar vardir..
Bunlarin uzerine bir cok hadi bir cok menkibe bir cok makale yazi veya siir yazilmistir..
Bir cok kez defalarca ustune basa basa agirligini ve guzelligini derinligini ve onemini alimler,din adamlari vurgulamistir..
Efendimizin (s.a.s) haya ve edebi ile ilgili hadilserin cogunda,gelinlik bir kizdan daha edepli ve haya sahibi oldugu anlatilir..

Bu konuya deginmemin ve sizinle paylasmamin sebebi ise okudugum bir kissadir dostlarim..

Soyle ki Menakib-i Cihar Yar-i Guzin Kitabinda:
Resulullah (s.a.s)buyurmuslar ki:Israfil her gun yetmis kere yuzunu kendi kanadi ile orter ve der ki,ya ilahelalemin!Ne yapabilirim ki,herkes gibi sana layik bir secde bir ruku etmeye kadir degilim...


Bir melegin..en buyuk dort meleklerden biri ustelik hayasi ve edebidir okudugumuz..

Melekginki bu sekilde..

Bir tane daha var paylasmak istedigim..



Resulullah (s.a.s) buyurmustur ki:Bir mumin gunahkar kul kabirden kalkar,Sirat koprusu heyecani ve Cehennem korkusu ile mahsere gelirken iki yol basina erisir.Korkarak,aglayarak,sukunet ve karar ileyolun birisine girer.Kimse ondan soz sual etmez.Dosdogru Cennet kapisina erisir.
Sag ayagini kapidan iceriye koyup.sol ayagini yerinden kaldirmazdan evvel,Allahu Teala o kulun sag eline bir name verir.
Kulum,sen al bu nameyi oku ve o name icindekileri ogren.
Ondan sonra,hukum senin hukmundur.
Ebedi Cennete gir ve ondaki senin himmetin ve muradindir.Orada ebedi olarak kal,buyurur.
O kul name'ye bakar gorur ki, (ey kulum,sen ne yaptin ise,gordum ve bildim.Lakin yaptigin isleri tekrar sana gostermeye haya ettim)yazilmistir..

Allah!...Rab..haya ettim diyorsa..kul..bizler..sayili gunlerin sahipleri,bir tek..
Yasadigimiz an'in icindekilerle ve yaptiklarimiz ve ahiret icin caba gostererek yatirimlarimizla ..kisaca acizligimizle dusunuyorum da..aframiz taframiz kime..

Kusmeler..begenmemeler..kabullenmemeler..

Bir kissa daha var kisa ve dusundurecegine inandigim..



Cebrail aleyhisselam, aklı, hayayı ve imanı Adem aleyhisselama getirdi ve dedi ki: *Ya Adem! Allahü teala hazretleri selam eder, sana getirdiğim şu üç hediyenin birini kabul etsin* dedi. *Adem aleyhisselam aklı kabul eyledi.

Cebrail aleyhisselam, iman ile hayaya; *Siz gidin* deyince, iman dedi ki: *Allahü teala bana emreyledi ki, akıl nerede ise, sen de orada ol!* Ondan sonra haya da aynı şekilde, Allahü teala tarafından emrolunduğunu beyan ederek, her ikisi de akıl ile beraber Adem aleyhisselamda kaldı. Allahü teala kime akıl verirse, haya ile iman da onunla beraberdir. Aklı olmayanın ne hayası, ne de imanı vardır. (Süleyman bin Ceza) 


Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Allah bir kimseyi helak etmek istediği zaman ondan utanmayı kaldırır. Utanması kalkınca hep kötülük işlediğini görürsün. Kötü kişiye kimse güvenmez. O zaman hep hainlik yapar ve hainliğe uğrar. Bu defa da acıma duygusundan mahrum olur ve lanetlenerek kovulur. Böylece o kişi İslâmdan uzaklaşır."

Rabbim muhafaza buyursun utanamamaktan..hayasiz olmaktan..edepsiz yasadigimizi fark edememekten..


Guzel gecsin gununuz..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

4 Şubat 2013 Pazartesi

Yalnizim


Bazen yalnizligi gorursun..baska da hic bir sey..
Bazen etrafindaki hersey anlamsizlasir,seffaflasir..kaybolur,atar rengini..
Genis bir alanda tek basina kalmis bir agac gibi hissedersin kendini..
YALNIZIM!..dersin..

Bakmadan dallarina..dallarin uzerindeki yasami fark etmeden YALNIZIM dersin..
Oysa ki senin uzerindedir hersey..hersey senin icindedir..
Etrafindakilerden anlam katmaya calisma kendine.
Sendeki anlam ile etrafina anlam kat.

Bir agac oldugunu dusun bombos bir vadide tek basina duran..

Dusunsene..

O agac kac kisiye meskendir,kac canliya yuva..



Hayirli sabahlar dostlarim..


..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

19 Ocak 2013 Cumartesi

Bu ihtiyacin adi nedir?..



Bir pazar gunu..
En guzel sekilde degerlendirmek istedigimiz gun...Ne ev isine,ne temizlige,ne saygi ziyaretlerine,bunlarin hic birine ozellikle bu gunde zaman ayirmak istemez insan..
Boyle bir gunde..hani dusuncelerimizi hatirlayarak ''Ah..nerdeee?'' dedigimiz gunleri aklimizda canlanirmaya calisabilirmiyiz?..bu cumleyi kurduran sebepler siralamaya calistim nacizane.. asagidakilerden kacina ''Evet,ben bunu cok kez soylemistim'' diyebilirsiniz?..



Bir hayal kirikligi veya bir ayriligin ardindan,ic dunyanizin aci cektigi bir anda..
Ah,bir deniz kiyisinda olsaydim..dediniz mi hic?



Lapa lapa yagarken kar..anne,baba,hala,teyze,ananne veya babanne oldugunuzu unutarak bir anda disariya cikip kar tanelerinin yuzunuzu islatmasini,yuzunuze konmasini onlara dokunma ihtiyacini kalbinizde arzuladiniz mi hic?


Yapayalniz oldugunuz halde,asla yanlizlik hissetmediginiz tam aksine bu sessizlik esliginde bir fincan kahve alip pencere kenarinda oylece hic bir sey yapmadan oturmayi,karsiya bakmayi,bir noktaya dalmayi istediniz mi hic?..


Hava kosullarina aldirmadan,bir an evvel evden cikip,yagmurda karda defalarca yaninda gecip de 5 dakika ayiramadiginiz o parka gidip oturmayi,islanmayi karlar altinda kalmayi goze aldiniz mi hic?..

................................................................

Eminim bir cogumuz bunlarin tumunu ya da en cogunu hissetmis ve dusunmus-arzulamistir zaman zaman..
Peki hic bir sebebi olmadan boyle hissetmemize sebep olan,bu tur arzularin sicakligi icimizi isitmasina sebep olan sey nedir..
hic dusundunuz mu?


Nefsimiz lezzetler ve zevkler icindeyken an gelir tukenir..ve tikanir butun kapilar..
Nimetlerin sayisi ne kadar buyukse o derece de korelebilir insan..ruh havasiz kalinca ve yapay lezzetlere doyuma ulasinca vucudun hapsinden kurtulmak icin boyle guzel durumlari arac olarak kullanir..sana guzel gosterir sogugu,sicak evinden cikartir boylece..
Sana guzel gosterir yagmuru,kurulugunu islatir boylece..
Sana hos gosterir gunbatimini,omur bitimini unutturur boylece..

Ruh..Sahibine kosma cabasindadir o an..bitme noktasindadir o zaman..
Ruh senden cikip uzantin olur bazen..govdenden ustundur ruh..sana bas egmistir belki de soz dinleyerek ayak uydurmustur ruh..

Bu tur kacislarimiz..Allah'a yaklasmak istedigimizin en guzel ornegidir..nefs bunu gostermez..nefs bunu orter ve yok eder..
Ama ruh Yaraticisina hasret olunca ve yaklasmak isteyince O'na..

O'ndan gelen kar'a..O'ndan inen yagmura..O'ndan gonderilen guzelliklere bir an evvel kavusmak ister..
Topraktan gelen insanoglu..topraga ve dogaya karismak ister..

Bu ihtiyacin adi...
Tefekkurdur..

Ruh tefekkur etmek ister..

Sen yapraklarini istedigin seylerle doldur..

Ruh..Yaraticisini ozler..nefs ise bunu hep engeller..

 Âlimler buyuruyor ki:

Tefekkür, insanı bilgili eder. Bilgili olan da amel eder. (Vehb bin Münebbih)

Tefekkür, iyilik ve kötülüğünü gösteren bir aynadır. (Fudayl bin Iyad)

Allahü teâlânın azametini düşünen insan, Ona isyan edemez. (Bişr-i Hafi)

Tefekkür zekâyı açar. (İmam-ı Şafii)
Dünyayı düşünmek, ahirete perdedir. Ahireti düşünmek, gafletten kurtarıp hikmet konuşturur. (Ebu Süleyman Darani)


Ruhumuzun tefekkure ihtiyac duydugu zaman..iste tam da o zaman..
Yani can..
Sen bunu talep etmesen bile,ruhun bunu senden istiyor ve bilincsiz yapilsa bile bunu senden aliyor can..
Ruhunu kurutma..oksuz birakip mahzun duruma dusurme, etme..

Burada guzel bilgiler var..okuyabilirsin dilersen..



Hayirli bir pazar gunu diliyorum butun dostlarima..


Tefekkurle..


..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

11 Ocak 2013 Cuma

Bir kademe fazla olsaydi?



Yatagima uzanmis kitap okuyorum..odadaki isik los ve sicak..elimdeki kitabin sayfalarini cevirirken sanki kulagimin dibindeymis gibi bir yuruyusun adimlarini,seslerini duyuyorum.
Duyulan ilk adimdaki ses oldukca gucluydu,ardimsira duyulan adimlarin sesi ise bir gok gurlemesi kadar siddetli ve hissedilirdi..urperdim..
Atilan her adimi cok net duyabiliyordum..sanirsin ki evimin catisinda kocaman bir fil yurumekte,sanirsin ki catinin kiremitleri tek tek catlamakta..sanirsin ki uzerine gelmekte bu canli..

Uykuya daldim sonra..
Yastigimin icine iyice yerlestirdim basimi,elimi de yastigin altina gecirerek gomdum yuzumu yastiga..kulagima sesler gelmeye basladi yine..sanki evimin temellerini kemiriyordu birileri..sanki bir seyler evimi yikmaya calisiyordu..duyabiliyordum o sesi ve fisiltiya benzeyen bu ses fisilti degil de sanki ofkeyle savasan iki aslanin gurlemesiydi adeta..

Yatagimdan kalkip askidan hirkami kaparak balkona firladim..her tarafta gurultu,ses..kalabalik konusmalari..surtusmeler,dovusmeler..kavgalar..inlemeler..kemirmeler,kukremeler,havlamalar bogurmeler,kisnemeler....bir arinin dahi viziltisini oylesine yuksek bir sesle isitebiliyordum ki ellerimle kulaklarimi kapatmaya calistim ama nafileydi..her seyi duyabiliyordum..en kucuk sesi dahi son ses acilan radyonun sesi ve gurultusu kadar canli duyabiliyordum..bu neydi?..

Bu ne olabilirdi..

Gozlerimi actim..
Bir varsayim...

Boyle olacakti bu sekilde duyulacakti orumceklerin tavanda yuruyusu ve yine boyle duyulacakti catimizin uzerinde gecen bir kedinin gecisi boyle duyulacakti evimizin temellerinde yasayan boceklerin hareketleri boyle duyulacakti dogadaki hayvanlarin her sesi..bir kademe daha fazla duymaya ayarli olsaydi kulaklarimiz ve etrafimizdaki,cevremizdeki sesleri iste boyle duyabilecektik..hayat hic de sakin ve huzurlu olmayacakti..bu tur sesleri kapatma veya kismaya durdurma yetkimiz olmadigi icin bu kargasanin ve gurultunun icinde yasayacaktik?..

Yasanabilirmiydi?...

Sonsuz merhamet sahibi olan Allah;Kulaklarimizin duyu ozelligini bu seviyeye ayarlamasaydi eger?..

Biz kulaklarimiz bu kadar duyabiliyor diye,hic sukretmeyi dusunebildik mi?

Hayirli Cumalar Dostlarim..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

10 Ocak 2013 Perşembe

Esther


Evi temizlemek icin 30 dakikalik bir surecim var..kapilari pencereyi acarak tepede duran gunesin sicak isinlarini firsat bildim,evi havalandirmak belki biraz toz alip halimi silkeleyebilirdim diye kizimi teyzeme goturup sivadim kollari..Televizyonum acik.
Televizyonda sabah programin yayini var,modadaki must parcalarin tanitimi yapildiktan sonra kapanisa yakin davet edilen sanatci studyoya davet edildi..
Kisa bir girisin ardindan Yunanistandaki krizden bahsetmeye basladilar,sunucular sanatciya bu durumu nasil degerlendirdigini sordular...Sanatci bu durumun oldukca zor oldugunu ama bir cok ulke dolasip seyahat ettiginde daha aci ve zor durumlarla karsilastigini dile getirdi..
Sunucular ornek vermesini istediler..


Kenya sinirlarinda bulunan bir koy..nufusun 80%'i AIDS hastaligina yakalanmis vaziyette ve ac..sefalet,yokluk kol geziyor.
Minik cocuklar cop daglarindan curumus balik,ekmek kisaca yenebilecek her tur gidanin pesinde..insanlarin cogu birbirine dusman bazilari birbirine dost..yasam ve hayatta kalma mucadelesi..
Insanlarda vahsi hayvanlarin yeni avlanmis bir ceylanin etrafinda toplanarak sergiledikleri davranislari sezmek mumkun..
Koy halki su icebilmek icin 20 km.lik bir yolu yurumek zorunda kaliyor ki o su atik bir sudur ..
Haftada yedikleri yemeklerin ogun sayisi 5 ila 3 arasi..cogu zaman pisirdikleri camuru yemek zorunda kaliyorlar..
Esther 20'li yaslarda selvi boylu zenci mankenlerden kiskanabilecegi hic bir seyi olmayan genc bir anne..basini sarmis uzerindeki uzun beyaz elbisesi ile kucagindaki 3 aylik bebegini arabamizin camina yaklasarak bize dogru uzatti..dudaklarindan dokulen cumle ise suydu..


Al onu,olecek...


Sanatcinin anlattiklarini ozet olarak paylasmak istedim..bunlari duydugumda hissettiklerimi anlatamam..dusunduklerimi ifade edemem..icimde beliren ofkeyi de yansitamam..sadece kendi kendime sorduklarimi aktarmak kafi gelecegi ve belki sizin de buna bir cevabiniz olabilecegi ihtimalini goz onunde bulundurarak suraya karalamak istiyorum..
Her ay abone oldugumuz dergiye verilen 30 lira bu insanlara her ay verilemez mi?..Lila kutu Vanilya kutu Mor kutu Pembe kutu vs..gibi her ay belirli bir ucret karsisinda alinan kozmetik urunlerin yerine o parayi bu insanlara su,pirinc,ilac olarak gonderemez miyiz?..
Dolaplarimizdakilerin sayisi arttikca icindekileri ihtiyac sahiplerine verecegimiz yerde daha buyuk bir dolap almayi dusunmek niye?..Her mevsim gardarop yenilemek niye,her kiyafete ayri canta ayri ayakkabi almak niye?..calismakta olan televizyonu daha modern bir tv ile degistirmek niye?
Dusunuyorum da..bunca nimetler icinde acaba biz mi daha aciz yoksa haftada 3 ogun ile yasamaya calisan o insanlar mi?...hakkinizi helal edin..


Uzulduklerimle...

..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

5 Ocak 2013 Cumartesi

Nasil olurdu?

Ne olurdu..insana baskalarini yok etme imkani verilseydi eger..
Ne olurdu,arzu ettigimiz anda bulundugumuz mekani degistirme yetkisine sahip olsaydik?

Hangimiz,veya kacimiz gitmek isterdi bulundugu yerden baska bir yere?..veya kimlerin yok olmasini isteyebilirdi..

Hani su rahatsiz eden insanlar olur ya zaman zaman hani,tahammul edemedigin en ufak davranisi en tatli mimigini dahi cekemedigin insanlari yok etme imkanimiz olsaydi da bunu rahatsizligi duydugumuz anda gerceklestirseydik,nasil olurdu?

Basarisini kiskandigimiz,guzelligine haset duydugumuz o insanlari yok etseydik..nasil olurdu?

Nasil olurdu fakir zengini fark ettigi gibi bir kereye mahsus zengini ve zenginligini fark etmeseydi..veya zengin bir kereye mahsus fakiri fark etseydi..onun yerine kendini koyarak bes dakikasini onun gibi yasayabilseydi..

Nasil olurdu en guclu duygularimiz harekete gecmeden yasamak?

Nasil olurdu imtihan sebeplerinin olmadigi bir gune baslamak..devaminda nefes almak..?
Hirsimiza,tamahkarligimiza,ac gozlulugumuze,hasede ofkeye kine kisaca imtihanin yapi taslari olan bu duygularsiz yasamak..

Nasil olurdu?


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

10 Ekim 2012 Çarşamba

Bu sanatciya hayranim ben!

Zaman vardi dostum ben yere basmiyordum..dolastigim,gezdigim tatigim aldigim yasadigim her seyi dunyalik saniyor tuketilmek icin hatta gun icerisinde daha fazlasini tuketmek icin caba sarf ederdim..dusunmezdim aklimin ucundan dahi gecmezdi her seyin bir sonu bir siniri bir sebebi ve daha da onemlisi bir sahibi oldugunu..
Nefs herseyden agir basardi cunku..cunku herseyden once arkadaslar arasinda dolasan bir tek sloganimiz vardi ''HAYATIMIZI YASAYACAGIZ''doya doya canimizin istedigi gibi ustelik..


Ama sonra acilinca kalp gozu..
Hayatin anlamini,her detayin icindeki sirlari,sinirlari,gizleri ve daha da onemlisi var olus sebebini SAHIBINI gordum..bir daha asla,asla..Allah nerde?..demedim..





 






Burada film kesildi..o filmin sergilendigi salondan ciktigimda..bir kedinin gozundeki mucizeyi bir kusun renklerindeki ahengi,bir su damlasinin icindeki duruluk ve safligi gorunce ben hayatimi iste o zaman YASAMAYA basladim..
Iste ben o zaman anladim..ve anlam kattikca hayat yasadi icimde ben de onun icinde..


Resimler netten alinti,yazilar kabimden sizintidir okuyucum..


..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

29 Eylül 2012 Cumartesi

Zincirleri düsün bir de..

Ay uzak dünyaya..
Dünya da ay'a uzak..
Güneş ay'a uzak..Dünya Güneşten daha da uzak..
Yıldızlar da öyle..kimine yakın kimine uzak..
Sonsuz bir beyazın veya sonsuz bir siyahın içindeler oysa..İnsan gözü görür bunları..Tanır..Bağlantı kurmaya çalışıyor asırlardır..kurmuştur da bir çok kez..
Dünya kilometrelerce uzaklıkta bulunan Ay ile nasıl bağlantı kuruyor?..Güneş dünya ile?..yıldızlar hepsiyle?

Düşünüyorum da..bütün bunlar bir yana kocaman dediğimiz dünyamız evrende bir nokta hatta noktanın atomlarından da daha küçük bir boyutta oluşu bir yana..

İçinde yaşayan sakinleri biziz..insanlar..
Mesafeler..boşluklar..ışık hızı..yıldızlar..basınç..vs..
Ama bağlantı var..hepsi birbirine bağlı ve öyle bir bağlantı ki zincir gibidir biraz daha yakından dikkat edersen..
Birinde en ufak bir kıpırdama olunca güneş'e dahi etkisi tesiri olabiliyor..
Yıldızlar dahi bundan etkileniyor..yerleşimleri değişiyor,gezegenlerin yörüngeleri de öyle..

Bir kul oturmuş odasında anadolunun çok uzak bir köyünde..köydeki insan sayısı geçmiyor 100'ü..
Açmış avuçlarını ve sesleniyor...yalvarıyor..yakarışı var..ihtiyaçları gerçekten bir an önce düzeltilmesi gereken sorunları büyük problemleri..

Diyeceksin ki anadolunun uzak bir köyünde avuç açmış birininsesini bakanlar işitir mi ki?
Bakanlara her hangi bir valiye veya örneğin başbakana ulaştırabilir mi dileklerini,ricasını dile getirip içinden geçeni rahatlıkla talep edebilir mi?

Zor..hatta imkansız..ne tanıdığı vardır ne yakını devlet işleriyle uzaktan yakından alakalı olan bağlantısı bulunan..
Ama silahı var bu köylünün,başbakanın dahi sahip olamayacağı bir silahı var..benzersiz,gerçekten eşsiz..

Avuçları..dili..sesi..kalbi..atışları..

Bir bağ var dilindekini göğe taşıyan..bir bağ var yüreğindekini yıldızlara fısıldayan,bir bağ var arzularını güneşin ışınlarıyla göğe karışmasına sebep olan..

En büyük olana ulaşmak için sahip olunması gereken herşeyi var yani..araçsız,aracısız..

Melekler var gözle görülmeyen..vazifeli kullar var herşeyi çekip çeviren..birbirine bağlayan..

Allah var..

Her saniye yöneten,yerleştiren,sıralayan,ekleyen kaldıran yükselten alçaltan..
Senin de duan var..ve sen bir parçasısyan bu evrenin ve bu düzenin..ve herşey birbirini etkiliyor ve birbirilerine haber veriyorsa..ulaştırılıyorsa her şey gerektiği yere gerektiği zaman ve anda..

Dua et..

Ulaşacağına dair hiç bir kuşkun,şüphen olmamalı sırf bu yüzden bu durumda..

Dua et..

İşitiliyor..

   Dinleniyor..
          
         Kaale alınıyorsun..





..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

25 Eylül 2012 Salı

Cicek dagitiyorum-Gunaydin


Insanlar uyandi..kimimiz hala kahvemizi icmekteyiz..kimimiz cocuklari yeni gonderdik okula..kimimiz temizlige girismistir isi basindan askindir..kimimiz devlet dairelerinde evraklarla kosusturmada..kimimiz oyle kimimiz boyle..

Pembe bisikletime binip sepetimdeki butun laleleri mahalle sakinlerine yakinlarima ardindan uzaktaki dostlarimin posta kutularina ve blog ziyaretcilerimin de yakasina birer pembe veya beyaz lale vermek isterdim..

Ne guzel olurdu degil mi..bu imkan olsaydi elimizde..
Sabah olunca sevdiklerimizin ne kadar uzak olurlarsa olsunlar kapilarina bir cicek birakmak her gun..

Taze taze..


Gunaydin..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

24 Eylül 2012 Pazartesi

Soguk el




Tusa bastim..yeni yasima girdim Agustosda..simdi yeni yasimi yavas yavas algilayacagim.
Bilirim Kasim'i da bulabilir Aralik'i da..bekleyecegim..
Bu durumda hersey karisik..hersey ipe sarmis vaziyettedir icimde..
Ne gorunur ne goruntulenir..cildirtici bir karmasa vardir bir tek,o kadar.
Simdi yavas yavas uzaklastiriyorum cocuklugu elimin tersiyle..git demiyorum sadece az geri dur..

Simdilik kelimelerim de nacar..simdilik dilim de pek bir suskun.
Tahtalarima hic bir tebesir yakismiyor ve hic bir kalem ekleyemez yazamaz geri eksilen gunleri..

Duruyorum..
Kalbim tekrar kanat cirpana dek..ve buyudugumu tam olarak algilayadigimi nasil anliyorum biliyor musun?
Gozlerim daha zor aglar,kirpiklerim daha az islanir...bende iste tam da bunu kaybetmek istemiyorum ya.

Kac yil gecerse gecsin ve kac dogum gunu kutlanirsa kutlansin..insan cocuklugunun elini hic bir zaman birakmak istemez..ta ki elinde ecelin elini hissedene dek..

O zaman da uyanir ve buyur insan..sicaksa melegin eli sen iyisindir guzel buytmussundur yuregini ve amelinde guzeldi demektir..

Ama ya soguksa..ve bosuna kutlandiysa o gunlerim ve yaslarim ve bosuna gittiyse butun dualarim ve dileklerim ya soguksa ecelin eli?

Beni ondan kim alabilir..o anda elimden kim tutabilir..




O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Yalniz suruculer

Arabadayiz..
Son surat gidiyor araclar..herkesin kosusturmasi yuzunden okunuyor,goruyorum.
Arabanin camina dayayarak yuzumu onlara daha yakin olma arzusu ile yuzlerine daha yakin olmaya calisiyorum.
Herkes ozguvenli asil ve ciddi duruyor direksiyon basinda..konsantre olmuscasina suruyorlar araclarini..
Siyah,beyaz,mavi arabalar ruzgara tas cikartircasina esip geciyorlar aracimizi..

Ne saga bakiliyor ne sola..hep one hep ufka..
Sanirsin ki karsida bir hazine sandigi acilmis butun ihtisami ve var gucuyle parlamakta..sanirsin ki soforlerin cabasi o isiga bir an evvel ulasmak sanirsin ki azimleri bir an evvel o hazineye konmak,sahip olmak..
Saatte 100 hatta 120 bazen de 140 kilometreyi bulan surat hizi onlari etkilemiyor olmali ki istiflerini bozmuyor hic kimse..
Kimsenin yuzunde en ufak tebessum yok..
Cevredeki doganin guzelligi ve gectikleri yemyesil yerler,agac isik ile dolup tasiyor..kimse donup bakmiyor kimse cevirmiyor basini..
Durmadan degisiyor manzara ama farkeden yok..
Yanimizdan gecen her arabanin icindeki insan sayisi:1.
Yalniz oluslari bilincli bir secim mi yoksa bilincli olarak mi tek bu insanlar?..
Hayatta da oyleler mi?..yoksa onlari bekleyen birileri var mi evde?
Nereye gidiyorlar neden gidiyorlar..neden bu hiz ve neden arabanin geri kalan koltuklari bos?
Herkes kaldigi mahalleden veya apartmandan veya siteden birilerini alsa veya oturup konusulsa haftalik bir toplanti esnasinda kim nereye gider nerede calisir beraberce cikilsa yola ve sohbet ile veya muhabbet ile dolsa yollar azalmaz mi trafik?..
Kisi basina bir araba olacagina neden insanlar grup halinde gitmezler,her gun gidilecek olan ayni yere?
Neden yalniz basina yuklenerek direksiyona surulur hayat ve neden kendi rahatliklari daha onemlidir komsuluktan paylasmaktan veya cevrenin temiz olusundan?..
Neden?
Ben nefse bagladim..sen istedigin yere tutturabilirsin..ama gercegi degistiremezsin..bende oyle..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

4 Eylül 2012 Salı

Güzellik



Her güzellik Allah'ın güzelliğine bir delildir..Allah mutlak güzelliktir.O halde bu güzelliğin insanlardaki tecellisini küçük görmek günahtır.Allah'ı sevdiğini söyleyip de insanların kusur ve ayıplarını yerden yere vurarak küçük gören Allah'ın güzelliğini çirkinleştiriyor demektir.Böyle insanların bu dünyaya bir kum tanesi kadar yararı olmaz...


Hep demez miyim?..kusur aramamalıyız,bulduğumuzu ortaya dökmemeliyiz diye..
Yukarıdaki sözü ben söyleseydim eğer yerden yere vurulurdum..sözlüden çok kalben yargılanırdım tepkilere maruz kalırdım..bilirim..

Zan ediyorum ki tepki görmeyecek bu sözler..hatta eleştirilmeyecek..belki sözlü olarak yorumlarda ifade edilmese bile kalben düşünülecek..

Çünkü..

Üsteki sözü Batı Trakyalı Sevgi değil Veysel karani Hazretleri söyledi..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Ne güzel olur bi bilsen..

Kefensiz gidenler var. Kalplerimizdeki putları atalım. Vücut gemisi toprağa doğru batışa geçti. Gönlünüzde Allah’tan başka ilah taşımayın. Yaradanın yanına gidiyoruz. Tenimiz tertemiz, tazece yaratılmıştı. Haramdan kazandığımız yükleri atalım. Rabbin huzuruna tertemiz varmaya çalışalım.



Dinleyerek oku dost..


Bu sabah sen seni unutsan..


Sana açılan kapıdan geçsen usulca.


Davet edildiğin yoldaki ilk adımını atsan..


Seni,içine çeken kara delikten uzaklaşsan..


Sana dengeyi tavsiye eden..


İhtişamına varis kılan..


Kalbindeki buzları eritmeye söz veren..


Senin için rehber,kılavuz gönderene baharlar cennetler hazırlayana yürüsen..


Dar,zor,sarp görünenlerden sıyrılsan..


Nurun içine sızmasına müsaade etsen..


Gecenin belki de ömrünün son yıldızına tutunarak..


Aklanıp,temizlenip Rabbinin huzuruna çıkıp..


Af dilesen..son günlerine tutunarak Ramazanın ve inanarak Allahın merhametine..
Yaklaşsan o güvene..
Ne güzel olurdu dost..bir bilsen..


..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Cennet kuşları

Endonezyanın henüz keşfe açık olmayan insanların keskin kayalı dağlarına inmeyi göze alamadıkları bakir adaları vardır.
Çocuklarımla izlediğimiz bir belgesel esnasında daha önce görmediğimiz bir çok canlıyı görme ve tanıma fırsatını bulduk..
Oğlum dünyanın en büyük sürüngen hayvanı olan 250 kiloluk kertenkeleye şaşırırken ben güzellikleriyle mest olduğum Cennet kuşları adlandırılan bu inanılmaz canlılara ve daha da çok onları yaratan Yüce Allah'a bir kez daha hayran kaldım..
İnternette pek çok resimlerine rastlamak mümkün olmasa da bir kaç güzel resmi bulup sizinle paylaşmak istedim..
Cennet kuşlarının renkleri öyle canlı ve göz alıcı ki yapabileceğimiz tek şey onlara bakmak ve yaratıcımıza şükretmek..
İnanılmaz tarifsiz bir sanatçıdır Allah..
Görebilene ve anlayabilene..
Hayırlı sabahlar..











Maşallah Subhanallah..


Sevgilerimle..


..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Recent in Recipes

SON YAZILAR