Yedi yıllık bir evlilik.
Bir çocuk.
Bugün altı yaşında.
Evliliğin ilk yılında baş gösteren hastalık.
Önceleri dişlerde veya diş etlerde bir sorun gibi göründü,kanserdi.
Altı yıl..
Önce ilaçlarla terapi..
Doktorlar ümitli.
Aile ümitli..
Sonra kemoterapi geldi.
Doktorlar yine ümit vermeye devam ettiler.
Sonra bir ara düzeldi gibi..
Gibi..
Hatta doktorlar bir çocuk daha yapabilirsin dedi.
Dedi..
Zaman geçtikçe hastalık ilerledi..
Operasyon..
Her ay ateş pahası ilaçlar ve terapiler.
Yaş yirmiyedi..
Dediler ki doktorlar..
Koluna akmış operasyondaki akıntılar.
Sızın ondan..
Bir operasyonla rahatlarsın dedi.
Rahatsızlanmıştı
Bir gün hastaneye gitti..
Bir gün iki gece orada kaldı..
Doktorlar koluna sızan akıntıya müdahale etmedi.
Doktorlar doğruyu gördüler.
Avutmak için yalan söyledirler,belki.
Hastanedeyken bir kiremit parçası istedi.
Teyemmüm etmek için.
Ailesi dışında kimseyi görmek istemedi.
Hastaneden Ahirete göç etti..
Hastanede olduğu ikinci gecesinde.
Aylardan Ocaktı..
Bir kaç gün evvel yani.
Gömdüler.
Evladına haberi veremediler.
Haber korku panik ve cevapsızlıktan dolayı
Bir kaç gün engellendi.
Cenaze günü.
Çocuk komşunun evinde pencereden bakıp:
-Bu insanlar nereye gidiyor?diye sorar.
Çocuk camdan uzaklaştırılır.
Evinden kişisel eşyaları toplanır.
Giysiler,başörtüler,ayakkabılar.
Çocuk eve gidince;Annemin eşyaları nerde dedi.
Çocuk verilen cevabı kabul edemedi.
Sustu.
Bir kaç gün sonra rüyada göründü.
Gören sormuş:Kabirdeki ilk gecen nasıldı?
Sana nasıl muamelede bulunuldu?
Dedi:O kadar güzel ki burası,
daha önce gelmek istedim.
Başımı açmadığım namazımı kıldığım için
Güzellikler içindeyim şimdi.
Bazı kadınlar görüyorum,perişan haldeler.
Onlara yaklaşmak istemiyorum,dedi.
Bir haftada iki cenaze.
Biri altmışı aşkın dayım birisi arkadaşım Hülya 27 yaşında hayattan ayrıldılar.
Hülya şehit de olabilir,olmayabilir de.
Ruhlarına bir Fatiha..