11 Ekim 2014 Cumartesi

Keşf-i Blog:İffetin Günlüğü



Arkadaşların bloglarını gezerken bloglar listesinden tesadüfen karşılaştığım ve keşfettiğim çok sıcak ve samimi bir blog ile tanışalım dostlar..

Blogları son aylarda oldukça boşlayanlar,ihmal edenler ve artık yazmayanları dahi görünce blogun tadı o sıcak ve çok özel dostluğunu az biraz kaydeber gibi olduğumuzu hissediyorum..saniyeler içinde yorumların yapılması küçük bir tuşa basılarak beğeninin ifade edilmesi ve paylaşımın kaynayıp gitmesiyle tatmin olanlar anlık bir zevkin peşinden koştuklarını düşündürüyor bana..

Sebebini biliyor ama inanın reklamı yapılır diye paylaşmak dahi istemiyorum..affola..



Evli, ev hanımı, 4 çocuk annesi..Konya'dan güzel evi ve bahçesinden dediğim ve sürekli içimde bıraktığı o sıcaklık sebebiyle vurguladığım samimi ve içten paylaşımlarıyla blogunda uzun süre dolaşmama sebep olan bu hayatı doya doya yaşayan kendisine yer açan hobileri ve sosyal yönüyle de ben anne olabilirim ama bi dünya şey yapmayı da başarabilirim mesajını resmen hatırlamama sebep oldu..

Mutlaka okuyun bakın ziyaret edin demeyeceğim..Direk ve hemen izlemeye alın..
Blog sever olarak veya blog yazarı olarak bizlere bir çok duyguyu tekrar hatırlatacak bloglarımızın neden bizim için önemli olduğunu,ayrı bir pencere ve kendimize özel kurduğumuz bir dünya olduğunu hatırlatacaktır..

Ve varsa sizin de keşfettiğiniz,okumaktan zevk aldığınız güzel samimi bloglar lütfen paylaşın..bu güzellikleri kendimize saklamayalım..

Güzel blog yazan,emek verenlere teşekkürün en güzeli olur bu kanımca..

Bloglarını boşlayıp gidenlerin sessizliğini dinlemek çok acı olmaya başladı..çoğunu da üzülerek söylemeliyim ki artık izlemekten vazgeçip izleme listemden kaldırmış oldum..yenilerine,düzenli olarak yazanlara yer vermek istiyorum..

İFFETİN GÜNLÜĞÜ'nü okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum..ben büyük bir keyifle dolaştım sayfalında ve hayatında..paylaşımlarının devamını,bol azim çokça sabır ve güzelliklerinin artmasını diliyorum..

Siz kıymetli okurlarıma da güzel bir haftasonu diliyorum..
Blog tavsiyelerinizi bekliyorum ha ona göre ..:)

Allaha emanet olun canlar..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

8 Ekim 2014 Çarşamba

Tulumba Tatlısı ve Sıvı Yağlar



Eşimin arkadaşı tulumba tatlısı da yapan bir pastanede çalışıyor..bir gün eve geldiğinde dolapta tulumba tatlısını görünce bu tatlıyı yemememizi söyledi..ben de doğal olarak şaşırmış sebebini sormuştum..Gerek çocuklar gerekse ben bu tatlıyı çok severiz,eşim de sever sevdiği için de bayram sofralarında aile yemeklerinde sıkça tüketilirdi..

Arkadaşı ile geçen bir konuşma sonucu artık bu tatlıyı tüketmememiz gerektiğini vurguladı..karşı çıkar gibi bir tavırla sorular sormaya başladım..bunu neye dayanarak söylüyordu?



Arkadaşı çok miktarda tulumba üretimi yaptıkları için bolca büyük kazanlarda sıvıyağ kullandıklarını ve bu yağların miktarı gereği çok olduklarından sık sık değiştirmediklerini söyledi..sözüne devam ederek kullanılmış bir keresinde bu kazandaki yağları arkadaşının pastanenin arka bahçesine döktüğünü aradan uzun zaman geçtiğini ve bir kez daha yeşil alan olmasına rağmen yağın döküldüğü yerde otların bitmediğini o yerin kuruduğunu görünce kendisinin de bu tatlıyı artık tüketmediğini söyledi..


Bunu duyunca insan dolaptaki pastaneden aldığı tulumbaya el atıp yer mi?
Bu olayı duyduğum günden beri kızartma yağı hakkında tüm düşüncelerim değişti diyebilirim..
O günden bu yana sıvıyağı sadece bir kez kullanır oldum..kızartmaları seven bir aile olarak bu iş maliyet olarak elbette biraz yükseldi ama en azından içim rahat bir şekilde hazırlıyorum yemekleri..

Kızartmanın her halükarda pek sağlıklı olmadığını biliyorum yine de sıvıyağı bir kez kullanıp atmak içimi rahatlatıyor mümkün oldukça da kızartma için zeytinyağı kullanmaya çalışıyorum..
Zeytinyağı daha pahalıdır evet ve sanırım kızartma için biraz ağır gelen bir yağ türüdür bu sebepten dolayı mısır özü veya ayçiçek yağı tercih ediyorum..

Kullanılmış yağı ise mutlaka pet şişelere alarak çöpe atıyorum..aslında belediyenin veya devletin bu konuda özel bir yer yapması özel bir tesisat veya toplama yer göstermesi gerek..yok mu?..

Evet var..ama o yerler evimden çok uzak ve sadece bir yerde olduklarından kullandığım yağı çevreye de ulaştığı yerlere de (kanalizasyon-deniz vs..)zarar vereceği için bu yöntemi kullanır oldum son bir kaç aydır..


Sıvıyağların kullanımı ile ilgili bir yazıyı da paylaşmak isterim giderayak:



Çukurova Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cahide Yağmur, yağda kızartmayı, beslenmede çok fazla önermediklerini, ancak yapılması durumunda yağın kullanımına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

Yağmur, kızartmalarda aynı yağın birden fazla kullanımının bazı sağlık sorunları doğurabileceğini belirtti.
Cahide Yağmur, ''Evlerde yapılan kızartmalarda yağın iki-üç kere kullanılması durumunda sağlık riski ile karşılaşılmayacağı gibi yanlış bir kanı var. Oysa, kızartmaya koyduğunuz yağ ısındığı zaman kimyasal yapısında değişiklik başlar. Isınmayla başlayan bu değişim, ısı bittiği zaman ve bekleme dönemlerinde de sürer" dedi.
Yağın, ilk kullanımından sonra oksidasyon denilen değişimin kendi içinde devam ettiğini ifade eden Yağmur, "Dolayısıyla değişen yapı, ortaya çıkan toksik maddelerin miktarını artırır. Tekrar ısı ise toksik madde oluşumunu daha da hızlandırır. Her bekleme ve ısınma dönemlerinde değişim artarak devam eder'' şeklinde konuştu.

Yağmur, bekleme süresinde ortaya çıkan toksik maddelerin kanserojen etkiye sahip olabileceğini belirtti ve bu yağların kullanımıyla yiyeceklere geçen bu özelliklerin tüketim sırasında ise vücuda alındığını söyledi.
Yağdaki toksiklerin vücutta hücre ve DNA yapısına etki edebileceğinin altını çizen Yağmur, ''İkinci kez kullanılan kızartma yağının kimyasal yapısı bozulur ve toksikler kanserojen maddelerin oluşumu hızlanır. Aynı zamanda yemeğin tezzet ve rengini de bozar'' dedi.

Yağı az kullanın
Yağmur, yağın kızartmada bir kez kullanımının dışında az kullanılmasının da önem taşıdığına işaret etti.
Yağmur, ''Kızartma yapımı sırasında tavaya gereğinden fazla yağ konuyor. Tavaya, kızarttığınız yiyeceğin içine girebileceği kadar yağ aktarılması yemeğin pişirimi için yeterlidir. Az yağ kullanıldığı için tasarruf da sağlanmış olur'' dedi.
kaynak:CNNTÜRK 



Siz sıvıyağı nasıl kullanıyor ne sıklıkla değiştiriyorsunuz?

Düşüncelerinize,sıvı yağları kullanma yöntemleriniz ve tavsiyelerinize talibim dostlar..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Ortaçağ Elbiselerinin Asaleti ve Çalınabilecek Detayları



Çook eskilere götürmek isterim sizi ama söz hoşunuza gidecek :)

Bu tarz giysilerin biz kadınlarda çok başka duyguları harekete geçirdiğini biliyorum..Ortaçağ dönemine ait olup günümüzde dahi giysilerimizde detaylarını kullanabileceğimiz giysilerdir benim için..



İncelik zarafet ve kadınlara her daim uzun giysilerin daha çok yakıştığını resmen haykıran bir şey olsa gerek..bu zamanda da seveni çok ama giyeni pek azdır..yine de bu tarz kıyafetlere ulaşıp sahip olmak isteyenlere güzel bir site paylaşımı postumun sonunda yerini alsın istedim..


 Tasarımcı Maria Pryor tarafından tasarlanmış çok güzel bir giysi dikkatimi çekti ve bu yayını hazırlamama sebep oldu...gerek kumaş türü gerek rengi ve gerekse detayları günümüzde de kullanılabileceğini ıspatlıyor..








Ortaçağ'a ait bir gelinliktir gördüğünüz..ve evet rengi beyaz değil tül diye bir şey kullanılmamış ama bol miktarda asalet var diyebilirim..



Daha fazlasını görmek veya sahip olmak isteyen hanımlar buraya bir göz atabilirler:ARMSTREET

Paylaşımda olan giysilerin bir çok detayını elinden dikiş gelebilenin işine yarayacağı en azından ilham kaynağı olacağını düşünüyorum..ben hepsini sevdim ve hepsinden bir şeyler alarak bu tarz bir kaç giysi dikmeyi isterdim..müsait zamanda ..yani,belki bir gün :)

Siz sevdiniz mi bilmem ama ben bakmaya doyamıyorum :))

Sevgiyle kalın Allah'a emanet olun dostlar..





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

1 Ekim 2014 Çarşamba

Sen Kimsin Bebeğim?



Burada bir abin bir ablan küçük bahçeli bir evin var..
Burada mahalle tabirine tamamen uyan ve tüm anlamıyla her günü yaşayan bir yer var.
Sabahları kapılarının önünü süpüren komşu annelerin var..balkonlarında yatak yorgan havalandıran teyzelerin var..
Senin akranın olacak birlikte sokakta oynayacağın bir kaç arkadaşın var..
Gün boyunca arabaların altında saklanıp hava kararmaya başlayınca sokaktan geçen ve mahalleli olmayana çılgınca havlayan köpekler var..

Alacalı siyah beyaz kül rengi hatta Van kedileri cinsi görünümlü kediler var..
Küçük mavi minaresi olan bir camii var..ezanını çoğunlukla çocukların okuduğu bir cami..

Yola çıkmış geliyorsun..
Geleceksin Allahın izniyle..
Bir düzenin içine bir düzenin üçüncü yavrusu..
Sen..

Sen kimsin bebeğim?
Kimin o eller kimin o ayaklar..bu hafif hafif tepinmeler,tekmelemeler kime ait?
Kimin canı çeker tatlıyı,tuzluyu?

Sana ne renk yakışacak ve senin bu mahallede bu evde bu dünyada en çok sevdiğin kim olacak en çok sevdiğin şey ne olacak bebeğim?..

Şu anda minik bir canlı..bir su damlasından yavaş yavaş anbean günbegün gelişen bir canlısın..
Önce başın sonra yavaş yavaş gövden ardından ellerin ayakların..yüzün..
Gözlerin dudakların burnun şekilleniyor..

Bunların yanısıra kişiliğin bunların yanısıra kaderin bunların yanısıra yaşayacakların ve yaşayacaklarımız..
Şimdilerde seni kimse bilmiyor..şimdilerde sen hiç birimizi tanımıyorsun henüz..
Oysa daha şimdiden çok zengin ve kalabalıktır etrafın..
Seni sevmek için kaç yürek hazır bekliyor bilir misin bebeğim?

Kaç göz merak ediyor gözlerini ve kaç kol bekliyor bilirmisin bedenini sarmayı?
Sen kimsin bebeğim?

Saçı lüle lüle bir kız mı yoksa bakışları keskin bir delikanlı mı?
Rabbine secde edecek güzel bir kul mu yoksa isyan edecek biri mi?

Tam zamanında geldin bil..
Bil ki hiç bir şey ayarlı planlı hiç bir şey düzenli olmadı..
Allah istediği anda ailemizin şu anki kıvamına ulaştırdıktan sonra sevgimizi ve bağlarımızı gönderdi seni..

Allahın planı Allahın lütfusun..
Ama kimsin henüz bilmiyorum bebeğim..

Tam olarak ne zaman gelirsin tam olarak nasıl olursun bilmiyorum..
Bilemem gözünün rengini bilemem teninin miskini bilemem bakışının derinliğini bilemem boyunu bilemem kilonu bilemem kaderini..

Yola çıktın geliyorsun bebeğim..
Bilemiyorum yolculuğunun nasıl geçtiğini.
Nelerden veya hangi evrelerden geçtiğini..bilip bilmediğini bizi..
Bilemem ne zaman tam olarak geleceğini..

Bildiğim bir gerçek var bebeğim..
Ben tanımıyorum henüz seni..
Sen tanımıyorsun henüz bizi..

Bildiğim bir gerçek daha var bebeğim..
Ne gözüne,ne yüzüne ve boyuna ne posuna,ne kaderine ne huyuna müdahale ediyor annen..

Havale ettim bu yüzden seni Rabbime..Emanet ettim..
Nasıl ki o seni bize emanet ettiyse..
Onun kadar mükemmel ve kusursuz olamayız belki ama..Burada bir abin bir ablan küçük bahçeli bir evin var..
Burada Allahın emaneti olan seni merak ve heyecanla bekleyenlerin var..
yatağını yorganını biz seçeceğiz bebeğim ..gerisini Allah bilir gerisini Allah seçiyor ve yaşatıyor gerisine Allah Kerim bebeğim..



O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

26 Eylül 2014 Cuma

Ruh Kuru Çatlak Toprak Nemli ve Islak

Erken saatlerde yağmur başladı bu sabah..
Penceremi aralayıp dinledim sesini..
Düşündüm de..

İster hafif bir çiseleme olsun ister güçlü bir fırtına halinde gelsin ne zaman ki yağmur yağmaya başlasa veya başladığını anlasa mutlaka dışarıya çıkıp bakar insan.
Çıkamayan perdesini aralar penceresini hafifçe açıp sesini duyar...ama bakar..bakar.

Nedir kimdir ki gelen?..Bildiğimiz yağmur..milyonlarca damlacıklardan oluşan su topluluğu..çocukluğumuzdan tanıdığımız bildiğimiz bir durum..
Doğadaki ve dünyadaki en sıradan olaylardan biri..yağmur.
Rüzgar yağmur kar fırtına gökkuşağı gibi doğal bir çok fenomen var ama eminim ki bunlar içinde en çok sevilen yağmur olsa gerek.
İnsan yağmura dokunmayı yağmurda yürümeyi özellikle tercih ettiğine inanıyorum..
Yağmura dokunmak evet,damlaları altında ıslanmak,ne pahasına olursa olsun bazen gerekirse hasta olma riskine göz yummak ister insan..yeter ki yağmurla olsun.


Ağlayabilmek için yağmuru bekleyenler var,ıslanabilmek olsa da bahaneleri..

Yeryüzünde başı öne eğik olarak yürüdüğün ve bundan çok keyif aldığın bir gerçek değil mi yağmur?
Say ki;yağmur başına geleceğini bildiğin dertler kederler sıkıntılar ve günlük sorunlarındır senin..

Say ki;bilerek bunlara dalmış birisin..müminsin..
Say ki;yağmur olmayan bir dünyada yaşıyorsun şimdi..sıkıntısız tasasız,keyif dolu mutlu anların birbiri ardınca gelip sonu asla olmayan bir dünyada yaşadığını say şimdi..

Her yer gökkuşağı her yer huzur olur muydu?

Yağmursuz ve ıslanmadan hele ki yağmurda ağlamadan nasıl olurdu hayat?

Mümin yağmurda ıslanmayı göze alan insan gibidir.
Mümin yağmurda ıslanmayı bilinçli olarak seçmiş kişidir..

İnançsız insan yağmursuz yaşayan insan gibi olmaz mı böylece..ruhu sudan mahrum ruhu çatlak ve kuru çok kuru olmaz mı böylece..

Kurursa insanın ruhu ve çekilmişse gözlerinin ıslaklığı,nemi gitmişse gözbebeklerinin hele ki yüreğinin nasıl bulacak kendini..nasıl bulacak secdeyi..


...yazmak istediğim aslında bunlar değildi..yine de bu yazının ardından yağmur sesini paylaşmak  iyi gelirdi:tık tık

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

25 Eylül 2014 Perşembe

Güzel Gece


Sabahın ilk saatlerinde başlayan ve gün boyunca devam eden yüksek ateş ile savaştık dün..
İlaçlar,ağrı kesiciler,yemek derdi moral derdi sabır ihtiyacı ve azim gerekti bolca..

Çorbalar,uykular,düşünceler ve en çok yıpratan yönü endişeler..
İyileşir mi çocuk,ne zaman kendine gelir hangi doktora gidilir?..
Ki bilmediğim bir durum değildi daha evvel defalarca başbaşa kaldığım bir haldi içinde bulunduğum hal..

Gün böyle geçti..ağır ağır,ateşli ve tasa ile dolu..
Gece olunca erkenden bitap düştü gövdesi yavrumun ve kardeşi de yanına uzanarak saat dokuzu bulmadan uykuya daldılar..

Sessizlik bu saatte başladı..

Balkona çıkıp kafamı biraz toparlamak biraz nefes almak biraz dinlemek istedim geceyi ve kendimi..yorucu bir gündü benim için..Daha fazla dayanamayıp gözlerimi yumdum,uyudum..

Saat kaçtı..bir mi dört mü?bilmiyorum..
Oğlumun ateşi yine yükselmiş midir korkusuyla yataktan fırladım..Alnına bakınca korkum vucüt buldu..Oğlum yine ateşler içinde yanıyordu..yine ılık bir duş aldırıp çorba hazırlayıp ateş düşürücü ilacını verip yatırdım..

Evin kapısı açıktı,balkona çıkıp gökyüzüne baktım..

Yıldızlar nasıl da yakındı dünyaya böyle?
Rabbim semayı dünyaya yaklaştırmıştı sanki..sanki tüm yıldızlar evimin çatısı üstündeydi..
Kocaman bir kucak gibiydi gökkubbe..yıldızlarsa pırıl pırıl kah kırmızı kah sarı kah beyaza maviye dönüp durdu..

Şaşkın şaşkın merdivenden inip bahçemin ortasında durup baktım gökyüzüne..
Nasıl da yaklaşmıştı dünya ile gökyüzü birbirine..
Her bir yıldız her bir gezegen kendine çekiyordu sanki beni..her biri bir duaya karşılık sinyalleri veriyormuşcasına pırıldadı durdu saatlerce..

Bu yıldızlar kimin yıldızlarıydı bu gece kimin gecesiydi..bu parıltılar neyin işaretiydi..bu güzelliğin içimdeki yansıması kalbimdeki tabiri tercümesi neydi ne olabilirdi..düşündükçe şaşırdım izledim baktım doyamadım bu görüntüye..

Gece de nasıl karaydı..nasıl karaydı gökyüzü öyle..
Avuç avuç yıldızlar şehrin ışıklarını söndürürcesine parladılar sabaha kadar..İntikam alırcasına veya başrölde her daim Rabbinin yaptıkları ve yarattıkları vardır dercesine güzeldi dün gece..yaşanan o zor günü unutturacak sanki bu zor günü bu güzel gece ile telafi edercesine güzeldi..

Rahmet yağıyordu o anlarda belki de belki de mağfiret ediyordu Rabbim sevdiklerine..
İçimdeki endişe,korku,yalnız olup tek başıma çareler arayışlarımı unuttum bir anda..bir anda kulluğumu hatırladım..bu güzelliğin altında olup gökyüzüne bakan gözlerimi düşündüm,kalbimi,çırpınışlarını düşündüm..
Şükrettim..

Şükrettim yaşananlara şükrettim yaşatılanlara..

Rahmet yağdı sanki üzerime,rahmet süzüldü sanki çatımızın üzerine..
Allaha yaklaşmak,düşünebilmek için çok çok güzel bir sebepti..

Zilhicce ayının ilk gecesiydi..
Ömrümün  en güzel gecelerinden biriydi..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

23 Eylül 2014 Salı

Hamilelik İlanı ve Tatlı Fikirler


Mutluluk getiren bir haberi mutluluk vererek daha da artırmanın yolları vardır elbet..belki küçük bir not belki kısa bir mesaj..


Hamilelik boyunca bitmek blmeyen günler haftalar aylar resimlenince ne kadar çabuk geçtiğini fark edebiliyor insan..güzel bir anı ve hatıra olarak kalabilir o günler..o hiç geçmek bilmeyen dakikalar özellikle :)


Beklenen olmak ne kadar güzel :) 






Beklenen gelince beklendiğini göstermek de güzel olmaz mı böylece :)

Sevgilerimle..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

12 Eylül 2014 Cuma

Anne Şefkati





Bir kadının fitratındaki anne şefkati..dünyaya gözlerini yeni açmış bir bebeğin hiç tanımadığı bilmediği bir ortamda hissettiği endişe ve sonrasında gelen güven hisleri..

Tarifsizsiz nimettir şefkat..sınırsız bir nimettir merhamet..Yüce bir lutüftur annelik..
Sevgi ise su gibi ışık gibi bazen isimsiz bazen kalıpsız çoğu zaman tanımsız bir güç ile çoğalıyor,gelişiyor ..Aslolan sevgiyi bulmak değildir aslolan sevgiyi vermektir..

Bitmesini istemediğim duygularımı hatırlattı bu video bana,çocuklarımın dünyaya geldiği ilk günleri..hani hapsetmek istediğimiz anlarımız olur ya hayatta..o çok özel anlardan biridir bu anlar..

Anne olmak için göğsü alev alev tutuşan ruhları şebnem şebnem heyecanla açılıp hazır olan kadınlar tanıyorum..
Anne olmayı sürekli olarak daha başka sebepler ve hedefler için erteleyen kadınlar tanıyorum..

Böyle bir güzelliği ertelemek bir kadının kendine yapabileceği en büyük zulümlerden biridir..
Duygularınız kalbiniz gençken daha canlı daha lezzetlidir sevinciniz bilgileriniz daha bir parlaktır daha etkilidir koşmalarınız gülüşleriniz daha can alıcıdır daha fazla çoğaltır sizi sevgi..

Anneliği ertelemeyin..evlat olma duygusunu takvimlerden bir tarih olarak yakıştırmayın doğacak yavrularınıza..Yavrunuz bir tarihten bir programın meyvesi düzenli bir hayatın bir sonraki adımı değil,Allah'tan belirlendiği zamanda gönderilmiş İlahi muazzam bir hediye olarak her gün bekleyin..isteyin..dileyin..

Bu paketin size ulaşması,size yakışması,sizin olması için toprağınızı ayrık otlardan ayıklayın..nemli tutun..güneş daima dolaşssın tarlanızda..ki..bahçenizde yetişebilsin bu güzel nimet..yakışsın bahçenize varlığı..

Dilerim ki bu mübarek Cuma gününde Rabbim yavrularımızı muhafaza edip bizlere bağışlasın..
Yavrusu olmayan kardeşlerime de hayırlısını nasip etsin yüreğini yumuşatsın..



Hayırlı Cumalar..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

9 Eylül 2014 Salı

20 Gerçek-Mim



Nazlı Çiçeğimden gelen mim'i cevaplamadan evvel aklıma ilk gelen şey:Arkadaşlarıma dostlarıma ve çevremdeki insanlara yani beni tanıyanlara benimle ilgili olumlu olumsuz üç düşüncelerini paylaşmalarını istemek geldi..

Zaman alıp uzun süreceği için ve uzun sürünce mim'im tazeliği kaybolup gündemden düşeceği pek muhtemel olduğu için aklıma ilk gelen gerçekleri yine ben vereceğim..çok özür dilerim bazı cevaplar tam olduğu gibi değil belki de gerçekten biraz uzak olacaklar :)


1-Sofrada kağıt mendil yoksa sofraya oturamıyorum

2-Yemekte çocuklarıma sürekli önlerinden yemelerini söylüyorum.Sürekli ama.

3-Herkesin gücü kadar evin işlerinde yardımcı olmasını istiyorum (oğlum bunu yaz tatilinde kabullenmekte zorlansa da bu böyledir)

4-Alışveriş yapmayı sevmiyorum

5-Aşırı düzgün çok fazla temiz evlerde büyük bir huzurluszluk hissediyorum

6-Çocuk odası hariç süret silüet veya insan resim karikatür veya hayvan resmi gibi hiç bir şey bulundurmuyorum.

7-Emeğe saygı duyduğum gibi emeğime saygı duyulmasını istiyorum.

8-Apartman dairesinde yaşayamayacağımı düşünüyorum.Evimin olabildiğince toprağa yakın olmasını istiyorum.Doğaya yakın yaşamayı çok seviyorum.

9-Olabildiğince az şeyle yaşanabilir fikrindeyim aşırılığı sevmiyorum abartılı şeylerden etkilenmiyorum.Bir çuval param olsa onlarla ne alacağıma dair en küçük fikrim bile yok.

10-Sezgilerim çok güçlüdür diye bilirim bir insanın havasını ve saçtığı enerjiyi anlamak için iki satırı veya iki dakikalık konuşması yeterli olabiliyor.

11-Kalabalık ortamları (çalgılı,erkekli-kadınlı)düğünler kınalar vs etkinliklerde bulunmayı sevmiyorum.

12-Ana dilim ikidir ek olarak da konuştuğum iki dil daha vardır.

13-Gece uykum 5 beş saati nadiren geçmektedir.Son uyuyan ilk uyananlardanım.

14-Vaktimi boş yere alan insanlar veya uğraşların sayısını bilinçli olarak azaltma çabam devam etmektedir.

15-Kur'an'i Kerim'in mealini hala baştan sona okuyamadığım için büyük bir eksiklik ve utanç hissediyorum.

16-Yirmi adet gerçek çok fazla olduğunu düşünüyorum :)

17-Unutmak istemediğim güzel sözleri veya ayetleri mutfağımın bir dolabında yazıyorum.

19-Eşimin işi gereği iki çocuğumuzu da tek başıma büyütüyorum.

20-Denizi çok seviyorum..suya giremediğim için ağladığımı dahi bilirim..evet bu yaşımda bile :)


Cevaplarımdan beni daha çok yansıtacak olanları yazmaya çalıştım...Yanlış anlaşılırım düşüncesiyle de bir çok gerçeği sanal ortamda aktarmanın doğru olmadığına inandığım için yazmadım..

Mim güzel gerçekten de zor bir mim..Nazlı çiçeğime tekrar teşekkür ediyorum..

Sevgilerimle..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

4 Eylül 2014 Perşembe

Kahvaltılık küçük ekmekler


Selamünaleyküm hayırlı güzel bir gün dilerim herkese..güzel günlerin ruh halimizle yoğurulup mevsimin ve nimetlerin tadını çıkararak şükretmeyi nasip etsin Rabbim herkese..


Maviye şükür beyaza şükür toprağa şükür yaprağa şükür.. Çiçeğe şükür kuşlara arılara şükür..ağaçlara ve dallarına rüzgara ve getirdiği serinliğe binlerce kez şükür..
 

Işık değişiyor yavaş yavaş ve mevsim bırakıyor kendini başka bir zaman dilimine..herşeyi bir şeyle değişecek..ya kendiliğinden ya da bizim minik dokunuşlarımızla biraz da kişiselleştirerek günlerimizi..
Ekmek ve kokusu örneğin her daim içimizde olan alıştığımız sevdiğimiz şeylerden biridir..ne kadar mevsim ne kadar zaman geçse de vazgeçilmezlerimizdendir olmazsa olmazlardandır sofralarımızda...
Güne ekmek kokusuyla başlamak,sonbaharın serin bir sabahında afiyetle acelesiz bir şekilde çay bal zeytin eşliğinde kahvaltı etmek..
Sadece bunlar..
Lezzetliydi evet..bir tek ekmekler değil ama..
Erken saatlerde ekmek yoğurmak..hamurun kabarmasını sabırsızlıkla beklemek ve nihayet pişirip fırından aldıktan sonra taze çay eşliğinde bıçak ile ekmeklerin gövdesine dalarak bu güzel nimetleri bahşeden Allah'a nasıl şükredeceğini bilememek güzeldi..Bu tarifsizlik ve yetersizlik hissi güzeldi..
İnsan kendisinden büyük bir varlığa kesinlikle ihtiyaç duymaktadır..anneye,yuvaya her yaşında ihtiyaç duyduğu gibi..
Kul bazen sıradan sandığı nimetler karşısında dahi tarifsiz bir minnet duyup şükrünü etmekte zorluk çekiyorsa..hiç bir iddiada bulunmadan sıradan sandığımız nimetlerin dahi bize çok fazlaca verildiğini görebiliyor..Kendisini Yaradanı da görüyor..söyleyemiyor veya kabul etmiyor o ayrı ama kesinlikle hissediyor..

Bir ekmek dahi yaklaştırıyorsa seni Yaradana..ne ruhuna ne avuçlarına sığar şükürler..etsen de..etmesen de..kalp ona doğru yol almıştır bir kere..bir nehrin önünü kesebilir mi insan?..

Size bu satırları ve kısmen duygu ve düşüncelerimi yazmama sebebiyet veren bir tarif vereceğim..
Vakit daha çok erken..hazırlayabilir kahvaltı masanıza koyabilirsiniz..şükrünü ise nasıl edersiniz bilmem :)





MALZEMELER:

500 gram un
1 paket yaş maya
340 ml ılık su
1 kahve kaşığı şeker
2 kahve kaşığı tuz
3 yemek kaşığı sıvı yağ
Haşhaş-Ansason-Susam
her biri veya hiç birini de eklemeden yapılabilir.


YAPILIŞI:

Yoğurma kabımıza un ve tuzu ekleyip karıştıralım ayrı bir kapta maya ılık su ve şekeri de karıştırarak mayanın erimesini sağlayalım..
Unumuzun içine sıvıyağımızı ve maya karışımını ekleyip hamurumuzu yoğuralım..
İhtiyaç duyulduğu takdirde biraz daha un takviyesi yapılabilir..
Hamurumuzu 45 dakika kadar bekletelim..
Şekillendirmek için limon büyüklüğünde parçalar alarak minik minik ekmek şeklini verelim güvdesini keskin bir bıçak yardımı ile hafifçe yaralım..
Fırınımızı 200 dereceye ayarlayıp içine ısıya dayanıklı bir kase su yerleştirelim..ekmeklerimiz pişerken fırında buhara yani neme ihtiyaç olacaktır..
Pişirdikten sonra ellerinizi hafif ıslatarak ekmeklerin üzerini ıslatın servise alana kadar üzerini örtülü tutun..
Dışı kıtır kıtır içi köy ekmeği gibi güzel bir yiyecek elde etmiş olursunuz..




Bu güzel tarifin sahibini ne yazık ki bilmiyorum ama kendisine buradan teşekkür etmek istiyorum..
tarifin orjinali burada dostlar:KAHVALTILIK KÜÇÜK EKMEKLER

Allah'a emanet olun..
Sevgilerimle :)


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

3 Eylül 2014 Çarşamba

Can-Can


Türkiye demek İstanbul demektir benim için bir bakıma...Türkiyeye her gidişim de kitap almak anlamına da gelebilir diyebilirim..geçen ay yine İstanbul'a düşünce yolum çevreyi ve manzaraları insanları ve mekanları çekmek yerine hedefim sadece ve sadece bir yer bir mekandı..

Kitapçılar!..
Burada(Yunanistan)kırtasiyede görüp de almadığım kitaplara İstanbul'a gidince kavuşma hayali Sultanahmet'e bir an evvel bulunma arzusunu tetikleyip durdu..



Önce Simit sarayında güzel bir kahvaltı edildi ardından da dost kapısı çalındı..


Güzel insanlar olunca çay hiç bir zaman ne yeterli gelir ne de mutluluğu tarif edecek kadar içilir..
Dostun sohbeti yetmediği gibi çay da yetmedi bize :)
Çok şükür ki hamarat hanımlar ocağın üstünden indirmedi çaydanlığı günlerce..dolayısıyla her fırsatta sohbet meclisi kuruldu her fırsatta çaylar içildi..


Sıra şehri biraz gezmeye gelmişken de soluğu dediğim gibi kitapçıda aldım..
Timaş Yayınlarının çocukların dini ve ahlaki yönden gelişmeleri ve bu tür anlayış ve algıları olabildiğince aşılamak amacıyla hazırladığı kitaplardan ne yazık ki sadece birini bulabildim..
Daha fazlası da var..şiddetle annelerin edinmesi ve çocuklarına okuması gerektiğini düşünüyorum..


Kitabın içeriği İslam alimlerinin ve daha bir çok ünlü isimlerin kıssa hikaye tadında hayatlarını kaleme almıştır..


Bu kitap serisini mutlaka edinmek ve bol bol okumak gerek yavrularımıza..kul hakkının,tövbe etmenin önemini,daha henüz aile kurulmadan eşlerin samimiyeti temiz yürekliliği ve güzel ahlakı dünyaya gelecek güzel insan ve müslümanların  habercisi olduğu ve en önemli tohumları evlilikten önce atıldığını çocuklarımızdan çok biz büyüklere de öğreten güzel bir kitap..

Çeşitli kıssalar masal tadında net güzel sade bir dil ile anlatılmış..
İlgimi çeken bir başka yönü ise hikayelerde geçen kahramanların isimlerini kızımın sonraki gün de hatırlıyor olması hatırlayamadıklarını tekrar sorarak öğrenmek istemesi..

-Abdulkadir miydi neydi anne?
-Sabit miydi Salim miydi yoksa üüf neydi ya annee..

Tek başına oynarken bile tekrarladığı ve etkilendiğini özellikle buradan anladığım cümle ise..Tövbe edin,tövbe edin cümlesiydi..

..bir değil bir çok damla hikmet de barındırıyor içinde bu kitap kanımca..

Sevgiyle kalın Allah'a emanet olun dostlarım..

İnternet üzernden temin etmek isteyen veya incelemek isteyenler için:Dini Hikayelerle Ahlak Eğitimi





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

1 Eylül 2014 Pazartesi

by Happy Day - Yeni Tasarım


Pembeler ve mutluluklar içinde yenilikler ve değişikler yanısıra marifetli ellerin ürettiği güzelliklere ev sahipliği yapan byHappyDay yeni tasarımıyla blog hayatına devam ediyor...

Hayırlı uğurlu bereketli ve çok çok mutlu olsun dilerim :)

Takip etmek yakından görmek için:byHappy Day

Şablon siparişleriniz-geniş bilgi için veya her tür sorularınız için:degmesinyagliboya@gmail.com

Whats App uygulaması aracılığı ile ulaşmak tasarım hakkında birebir canlı görüşmek isteyenler için: 0030 698 09 44 647 

 Sevgilerimle..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

30 Ağustos 2014 Cumartesi

Tavuk Şiş


Sabahları daha serin olduğu yavaş yavaş sonabaharın usulca yaklaştığını haber eden bir günden tüm dostlarım ve okuyucularıma günaydın!

..günlerden Pazar olması akla tatili küçük kaçış ve gezileri ve tabii ki mangalı getirir :)
Eminim bugün bir çok kardeşimiz ızgara tava kırlara çıkacaktır veya en azından ev ortamında olsa dahi haftaiçi yapılan yemeklerden farklı bir şeyler yapmak isteyeceklerdir aileleri için..cümle biraz çarpık farkındayım :)

Çok güzel lezzeti garanti tavuk şiş tarifim var..paylaşmak istiyorum olur da bugün şiş yapmayı düşünen dostlarımız için..

Mangal olayına hiç girmeden evdeki tost makinesinde yapıldı benim şişlerim çok da güzel oldular..
Tarifimiz şöyle dostlar evvela malzemelerimizi sıralamak istiyorum..Ben bir adet tavuk göğgü ile yaptım şişlerimi malzemeyi ihtiyaçlarınıza göre artırabilirsiniz her halükarda yeterli geleceğini düşünüyorum..



MALZEMELER:

1 büyük tavuk göğsü

2 büyük diş sarımsak

1 çorba kaşığı sıvıyağ

3-4 çorba kaşığı yoğurt

1 dolu yemek kaşığı salça (ben biber salçası kullandım)

Kuru nane

Pul biber

Tuz-Karabiber

Kırmızı-Yeşil biber



YAPILIŞI

Tavuk göğsünü kuşbaşından biraz daha büyük parçalara kesip tavuğun derisinden de mutlaka minik parçalar ekleyin.Hazırlamış olduğumuz karışıma tavukları bulayıp şişlerimize dizelim..aralarına biberleri de ekleyip ızgara veya tost makinesinde pişirelim..

Tavuğum dışı güzel pişti içi de olması gerektiği gibi sulu oldu..uzun süre pişirmek tavuğun kurumasına sebep olabilir çok fazla pişirmemeye özen gösterilirse tavuk şişlerin tadı ideal ve yerinde oluyor..

Deneyecek olanlara şimdiden afiyet olsun,güzel bir gün diliyorum herkese..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Recent in Recipes

SON YAZILAR