26 Kasım 2013 Salı

Pencere Örgüleri-Şirinlikler ve Süsleri



Pencereler evlerimizin gözleridir..yani en önemli bölümlerden biridir evlerimizin..olmazsa olmazı..perdelerimizse mahremiyetimizin özelimizin evdeki yaşantımızın örtüleridir..
Daha samimi daha sıcak daha güzel olmalarını isteriz bu yüzden..



 Çeşitli örgülerle elde edebiliriz bunu..pencerelerimize asılan minik süsler..ellerimizin gözlerimizin emeğiyle meydana gelmiş şirinlikler var bu gün paylaşmak istediğim..
 Sadeliğin asaleti ve inanılmaz hafifliği var..



Azmin ta kendisi olanlar var :)


Öneri olarak da değişik modeller ve örnekler var ..(sardunyanı sevsinler emi:)..yakışır da bu çiçek pencerelere hani..


Özgün ve ev sahibine olabildiğince özgün ortama özel olarak örülmüş güzellikler var..


Bir de bilgisayarımda kayıtlı olup ne zamandır nasıl yapılır ki bu ponponlar diye diye içinden çıkamadığım bu cici var :)



Çok çok çok daha da çok buna benzer güzellikler var..iğne iplik sıcak bir köşe ve meraktır ihtiyacımız olan diğer malzemeler..
Örülsünler..asılsınlar..örterken bizleri gözlerimizi şenlendirsinler :)

Pon-pon yapımı hakkında bilgi olan dostlardan ricamdır..anlatırsanız veya bir yolunu gösterirseniz memnun olurum..

Sevgilerimle..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Portakalı Bir de Böyle Deneyin!



Kış mevsiminde bol bol tükettiğimiz..tadı şahane görüntüsü iştah açıcı kokusu büyüleyici ve ferahlatıcı portokalları yemek dışında ne yapabiliriz acaba?


Bir bıçak biraz el becerisi ve sıvıyağ ile güzel doğal miiis kokulu bir mumluk yapabiliriz :)
Hatta buradan daha detaylı bilgiler alabiliriz:PORTAKALDAN MUMLUK YAPIMI


Yukarıdaki mumluğa benzer ancak bu kapaksız ade alevi görünür şekilde yapılmıştır,detayları burada:PORTOKALDAN MUMLUK YAPIMI 2


En basittinden portakalları dilimleyerek asabilir kurutabilir görüntüleriyle yetinebiliriz canımız çok çekerse kurutulmuş portakal dilimlerini çayımıza katabiliriz :) oh la la !


Portakalımız yoksa üzülmeyeceğiz..limonla yaparız istediğimizi ama yaparız yine de :)
Buradan detaylı anlatım ve resimleri mevcut:LİMONLA MUMLUK YAPIMI


Hiç biri olmadı portakallarımızı afiyetle yiyebiliriz..kabukları atmamak şartıyla..evlerinde soba ile ısınanlar daha şanslı..


kabukları biraz tarçın ve neden olmasın karanfil ekleyerek kaynatabilir evlerinin miiis gibi kokmasını sağlayabilirler(en güzeli bu bence)..


Hoş dimi?
Bol vitaminlihoş kokulu süslü bir kış geçirmeniz dileğiyle :)


Sevgilerimle...

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

25 Kasım 2013 Pazartesi

Boş Rulolardan Neler Neler Neler Yapılır

  

Bazen elimizin altında olup da nasıl değerlendireceğimizi bilmediğimiz malzemeler olur..kullandıktan sonra çöpe gitmeleri yerine boş rulalar ile bakın ne yapılabilir..
Yüzlerce proje yapılabilir,boyanabilir kesilebilir bükülebilir süslenebilir :)
Maliyeti biz belirleyebiliriz ve tabii ki nerede nasıl hangi şekilde kullanıp değerlendireceğimizi de..aklımda en çok kalan ve en çok hoşuma gidenler yukarı ve aşağıdaki projeler :)


Önce minik daire şeklinde ardından da dairelerin birleştirerek ortaya çıkan süper bir ayna  :)



Uğraşa gelenler zor sevenlere özel :)


Önemli bir günün yaklaştığını vurgulamak eğlenceli haledönüştürmek için rulodan takvim yapımı :)



Yeri mekanı zamanı iştahı olana özel olsa gerek ama çoook güzel bir proje :)


Aşamaları olunca daha bi kolay geliyor göze :)


Neden olmasın :)


Kesinlikle dahice!


Görmek dahi mutluluk verir o an insana :)



Hediye paketçikleri olarak :)


Günlük alış-verişler unutulmasın diye :)

Ayakkabı kutusuna yeni hava yeni görünüm :) 


kablolar karışmasın fareler kemirmesin diye :) gerçi bu şirinliği ben bile kemirebilirim :)



En kolayı ve en hızlı yapılanı sonabıraktım canlarım..

Bunu pencerem için deneyeceğim :)

Sevgilerimle..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

İmam Gazali:Ey Oğul'dan Notlarım

 

İmam Gazali'nin(Allah ondan razı olsun) eski talebelerinden biri yıllarca hizmetine devam etmiş ondan okuyarak ilimleri en ince noktalarına kadar öğrenmiş ve ruhi faziletlerini geliştirerek kemale erdirmişti.

Günün birinde bu eski talebe kendik kendine düşünürken:''Şimdiye kadar çeşitli ilimler okudum,ömrümün baharını bunları öğrenmek ve toplamakla harcadım.
Şimdi bilgilerden hangilerinin yarın ahirette bana fayda vereceğini ve kabrimde yardımcı olacağını bilmem lazım ki,luzümsuz olanları terkedeyim.
Nitekim Resulullah(s.a.s):''Allahım faydasız ilimden sana sığınırım''diye dua etmiştir..


Daha evvel internette okuduğum veya kanallarda şiir halinde naat halinde kulağımın alışkın olduğu alışkın olmasına rağmen anlamı ve derinliğini bilmediğim güzel bir kitaptan bahsetmek istiyorum..
İçeriğinden çok kitabın genel görünümünden başlamak istiyorum..
Kütüphanemizde çok sayıda eski kitaplar olduğunu daha evvel sizinle paylaşmışmıydım hatırlamıyorum ancakiş te bu kitap kütüphanemizin sahip olduğu 68'nci kitap olmakla beraber yayınlandığı tarihi kitapta not edilmemiştir.
Görünce beni mutlu eden kitabın 6'ncı baskını olduğuydu..bu da demek oluyor ki kitap oldukça eski olmalı..
Kitaptan notlarım beni en çok etkileyen satırları defterime aktardım..
Yeni baskılarına bakınca kitabın elimdekinden biraz farklı olduklarını görünce mutlaka bu baskıdaki çeviri ile bende kalmasını istedim..ve not ettim.

NOTLARIM:

1-Kitabın girişinde ilgimi çeken ilk şey:
İmam Gazal, hicri 488 yılında birdenbire ruh aleminde büyük bir sarsıntı oldu.
Bunu kendi tercüme-i hali (otobiyografisi)olan Munkizu mine'd-Dalal adlı eserinde anlatmaktadır.

2-İnsan sadece iman etmekle cennete girebilir denilse,buna ''Evet!''diye cevap veririz.
Fakar oraya ne zaman erişir ve o hedefe varmak için ne kadar zor engeller katedecektir?
Bu engellerin en başta geleni imandır.
Zira amelle kuvvetlendirilmeyen iman cennete kadar dayanabilir mi?

Sarsıcı bir tespit değil mi?

3-Hz.İsa (a.s) İncil'de şuna rastladım ''Bir ölünün tabuta konulduğu saatten,kabrin kenarına getirildiği ana kadar,Allah Teala azametiyle o ölüden kırk sual sorar:
Birincisi:''Ey kulum!Senelerce halkın gözüne güzel görünmeye çalıştın.Bana ise bir saat bile hoş görünmeye çalışmadın''halbuki Allah teala her gün her an senin kalbine nazar eder(bakar) ve sen O'nun nimetlerine gark olduğun halde başkaları için çırğınıyorsun!
Halbuki sen bu hitabı işitemezsin çünkü sağırsın!''..

4-Hz.Ebu Bekir Es-Sıddık (r.a) Bucesetler ya bir kuş kafesidir yahut bir hayvan ahırıdır,diyor.
Kendi kendine biraz düşün,sen bunların hangisindesin?

5-Firasetli kişiye tek bir söz dahi kafidir.


Feraset zihin uyanıklığı, bir şeyi çabukça anlayış kabiliyeti, bir insanın ahlakını, kabiliyetini yüzünden anlamak melekesi demektir.
Feraset iki türlüdür. Biri bir nevi ilham eseridir ki, sebebi bilinmeksizin meydana gelir. Diğeri bir kazanma eseridir ki, muhtelif tabiatlara vakıf olmak sebebiyle meydana gelir.
Ferasetin zıddı ahmaklıktır, zekadan mahrumiyettir. Ferasetli kimselerin huzurlarında uyanık bulunmalı, edebe, fazilete aykırı şeylerden kaçınmalıdır. “Müminin ferasetinden sakınınız. Çünkü o, Allah’ın nuruyla bakar.” buyurulmuştur. (Tirmizi, Taberani)
Kaynak: Büyük İslam İlmihali, Ömer Nasuhi Bilmen 


Beni en çok etkileyenleri not almakla yetindim..
Kitap küçücük olduğu için bir saatte okunabilir diye düşüncesini yerle bir eden,üzerinde duruldukça insana başka şeyler veren..ne enteresan bir şeydir ayrıca şunu da fark ettim ki bahsetmemek olmaz.kitap beni içine çekmesinden çok ruh halime bir sessizlik tarifsiz bir huzur izi bıraktı..

Bu büyük İslam alimlerinin feyzi ve bereketi..isimlerinin dahi yazılı durması evimizin bir yerinde inanıyorum ki evimize ve hayatımıza da derinlik,mana ve bereketin inmesine vesile olacaktır..

Dikkatimi çeken bir şey daha oldu..


Kitabın arka kapağın.. öylesine güzel bir nasihat içeriyor ki arka kapak..hala,günümüzde dahi yapılabilecek muhteşem bir amel olduğunu düşünüyorum..

Sevgilerimle..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

23 Kasım 2013 Cumartesi

En Lezzetli Penne Makarna Tarifim!



Makarnalar arasında türüne uygun tarifim olmayan bir tek makarna çeşidi vardı..
Penne makarna!..
Çok sevmeme rağmen tereyağlı sade hali dışında başka hiç bir şekilde kullanamadığım bir makarna türüydü taa kiiiii bir gün Yunanca bir programda konuk olan 4 yıldızlı otelin aşçısının canlı olarak yaptığı bu tarife rastlayana dek..

Yemek vakti yaklaşmıştı ve benim hala yemeğim yoktu doğrusu olur ya yemek programı izlerken insan izlerken dahi doyduğunu zanneder ta ki ekrandan ayrılana dek (kısa süren bir hülyadır bu :)

Dolabımda makarna vardı ama..hemde penne türünden üstelik..
Aşçının yaptığı tarifi not etmeme dahi gerek yoktu..haliyle hazır bilgiler tazeyken hafızamda neden olmasın deneyeyim diye düşündüm..

Tarif o kadar basit ki..ucunda böyle güzel bir lezzet olacağını zor tahmin etmek ama aşçı dört yıldızlı otelin aşçısı olunca kör bir güvenle denemek için cesaret toplayabiliyor insan..


Bismillah deyip tarife giriştim..

MALZEMELER:

4 diş sarmısak-soğan yok.
2 yemek kaşığı salça
Tuz-karabiber
Yenibahar(olmasa da olur tarifte yoktu ben sevdiğim için kattım)
Taze maydanoz(olmazsa olmaz
Tabanı örtecek kadar zeytinyağı(mutlaka zeytinyağı)

NOT:Bir paket makarna sosu için eklenecek su miktarı yarım su bardağıdır makarnanın miktarına göre suyu ayarlayabilirsiniz)





YAPILIŞI:

Önce makarnaları haşladım..
Makarna paketindeki kaynama süresinden iki dakika evvel makarnayı sudan alıp soğuk suya tuttum..
Aynı tencereyi ateşe alarak zeytinyağında ezdiğim sarımsakları az biraz kavurmaya aldım hemen bir iki çevirdikten sonra salçayı ekleyip makarna miktarına göre sos için sıcak su ekledim(yaklaşık iki kahve fincanı)..
Suyu eklenince tuzunu biberini yenibaharı ekledim en son olarak da maydanozu ekleyip kıvamını almasını bekledim (2-3dk)sosun kıvamı sulu olmamasına özen gösterin.
Tenceredeki sosun içine bekleyen makarnaları ekleyip sos ile karışıncaya kadar karıştırıp ateşi söndürdüm..

Hepsi bu!..
Günde iki kez bazen sonraki güne dahi artan kısmı dahi yenen bir yemek oldu..
En favori yemeklerden biri oldu evimizin..
Penne makarna kolayca yumuşamayan ısıtılıp yenmeye dayanıklı bir türdür..en sevdiğim yanlarından biri de budur makarnayı tekrar ısıtmamak için yeneceği kadar pişiririm her zaman..

Mutlaka tavsiye ediyorum..
Ama tek şart ile..penne makarnası kullanın ;)



Minik bir püf noktasını da paylaşmak istiyorum sizinle:sarımsaklarınızın uzun süre pörsümeden kurumadan dayanabilmeleri için buzdolabında muhafaza edebilirisiniz  kardeşlerim..

Bu tarifin ardından bir de lazanya yapmıştı kıymalısından ancak yemekten eser kalmadığı için resimleyemedim ki :(

Sevgilerimle..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

22 Kasım 2013 Cuma

Köyde Bir Gün..


Dünyanın bir çok yerinde gökyüzü hemen hemen aynı..Ülkelerinde,şehirlerinde,kasaba ve köylerinde de öyle..Kutuplarda olsun en sıcak bölgelerde olsun bu böyledir..
İşte bu güzel gökyüzü altında..değişmeyen şeyler vardır..ve her zaman uzaklarda olan ve özlenen bir köy vardır mutlaka..
Minik minik evler şirin şirin çatılar yavaş yavaş şehirlere özense de elbet asla değiştirilmeyecek şeyler de var..
Değişmeyecek ve asla büyük şehirlerde bulunup rastlanmayacak güzellikler..


Adını bilmediğim otlar,kimin yaptığı meçhul duvarlar ve o taşlardaki muhteşem renk tonları..üzerime bas üstümden geç diye davet eden patikalar..




Lale mi?..yaban laleler mi..başka bir çiçek türü mü?..fark etmez ismi..onları görünce farketmiyor isimleri gözümde..dimdik duruşları bir arada oluşları ve birlikte olup yanyana durmanın güzelliğini sunuş şekli yetti gönlüme..


Haftada bir yakılan komşuların tepsi tepsi yoğurdukları ekmeklerle neşelenen taş fırının mutluluğunu merak ettim ama..
Ekmekler pişene dek kaç kalp yoğurulur ve yaklaşır kim bilir..bunu da merak ediyorum doğrusu..miis gibi şu anda burnuma geliyor ekmeğin kokusu..


Karların çatılarda uzun süre kalmaması için özellikle tercih edilen taş türü..
-Bu taşları nerden alıyorlar,dedim.
-Dağlardan toplayıp çatılara dizerlerdi eskiden,dediler..
Bir de karla kaplanmış hallerini görmenizi isterdim..bacanın tütüşünü de bir yandan..


Herşey orada ve herşey çocukluğumdaki gibi..yaban mersinlerine bakınca küçükken isimlerini dahi bilmediğim bu güzelliğin hayatımdaki yerini anısını daima her zaman saklamak istiyorum kalbimin bir yanında..çocuklarım da görsün..çocuklarımda da anıları olsun..


Gün boyunca evden uzak gün boyunca kum toprak,aç,sıcak güneşin altında yakılan ateşin küllerine gömerek pişirdiğimiz patateslerin yanında böğürtlen mutlaka vardı..o zamanlarda ne kadar saf bir gerçeğin farkına varmışım meğer..
Doğa varsa insan açlık hissetmez asla..


Mantarara güvenip de yememek şartıyla ama :)


Ne tabak takımı ne çanak çömlek ne masa örtüsü..bir sofra bezi vardı..sayısını bilmediğim çatal-kaşıklar duvara asılmış halleri tavalar süt tencereleri..
Hepsi çivilerle sıralanmış vaziyette,ne askı ne stand ne raf...


Ama seccadelerin sayısı çoktu..seccadeler çoktu ve rengarenkti..her biri de yıpranmıştı..her birinde diz,alın ellerin izi vardı..


Eski günlerin anısına..o günlerin içinde büyümüş olmanın anısına..bu toprakların çocuğu olduğumdan olsa gerek çaktım mutfak dolaplarımın altına üç adet çengel..cezvelerimi de dizdim sırayla..


Güzel bir haftasonu geçirmeniz dileğiyle..



Sevgiler ..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

21 Kasım 2013 Perşembe

Çay..


 

Bilgeliğin sıvı hali mi?
Misafire hoşgeldin deme şekli mi?
Yorgunluğu atma sebebi mi?
Dostu görme vesilesi mi?

Açık mı kapalı mı?
Az şekerli-Şekersiz-Orta dengeli mi?

Çay..

Kokusundan mı
Buğusundan mı?
Demini alması zaman istediğinden mi?

Arzuyla beklenir..
Aşk ile içilir?..

Belki ikisi de..belki de hiçi biri..

Belki daha fazlası..belki daha da ötesi..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

20 Kasım 2013 Çarşamba

Senin Verdiklerin Karşısında



Bunca güzellikleri gözlerime sürdüğün zaman Sen her sabah,gün içerisinde Sana neyi nasıl verebileceğimi verdiklerimin ne kadarı samimi ve ihlaslı ne kadarı temiz ve has olabileceğini düşünemeden edemiyorum Allahım..



Eşyaya bağlanmaktansa,gaflete düşüp dünyaya pervane olmaktansa yarattıklarına kul köle olmaktansa,ruhundan üflediğin ruhuma zarar gelmektense taşlar içinde dahi olsa,zayıf incecik değersiz görünsem dahi yeşerebileceğim bir kum parçasından mahrum etme beni Allahım..




Tüm koşuşturmacalar içinde kaybolursa kalbim ve başka şeyler ağır basarsa Senin dışında..Seni unutarak yaşamak beni rahatsız etmeyecekse Allahım..insin yağmurlar üstüme ıslatsınlar beni bir kez daha..
Yeter ki Seni hatırlat bana Seni yaşat Seni her an canlı tut dünya hayatında...





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

19 Kasım 2013 Salı

Uymadın Kimsenin Yüzüne



Ömrüm boyunca bakışımı sığdırabileceğim bir çift göz aradığım yalan değil..
Kalbime gizlenen yaşım ilerledikçe itiraf etmekten,kendime bile zaman zaman dahi olsa hatırlatmaktan çekindiğim gövdem kadar kalbim kadar yaşı olan bir gerçektir bu.
Saklayamam.
O gözleri arayıp durdum o gözleri yüzbinlerce gözün içine yerleştirmeye çalıştım.
Uymadı kimsenin yüzüne..

Bir ömür sürer mi bir arayiş?
Elbette..
Ömrümüz bir adet arayışlarımız bin ve fazla ise ve bunların yanısıra her geçen yıl bizi biraz daha değiştiriyor biraz daha şekillendiriyorsa nasıl bilinebilir arayışlarımızın türü arayışlarımızın tam olarak ne olduğu.
İçimizde olgunlaşmanın zorluğu..
Budur beni düşündüren..
Tutanak tutmak isterdim bu yüzden..

Ruh kıvrım kıvrım ruh patika patika ruh pınarcıklar ve çöl,çöller vaha ve yılan cıyanlarla doluyken ..
Mantıklı değil midir bunu istemem?
Bir çift gözün peşinde koşmanın yorgunluğu taze pişmiş bir kahvenin yardımıyla geçmiyor arkadaş.
Senin içine her gün süzülen ve sızanları nasıl ki kaleme alıp listeleyemiyor ve tanımlayamıyorsan o gözleri de gelişigüzel bulmak ve 'işte bu gözler,o gözler!''demek kadar zordur bu işte..
Akıp giderken her gün hayat ve her gün daha çok sararıken yaprak ve ruhumuz daha çok çocuklaşmayı arzularken büyümenin ve yaşlanmanın kaçınılmaz olduğu baltası iniveriyor kalbimizin gövdesine.
Tam üstüne hemde!..

Bir çift göze gözlerimi yerleştirmek istiyorum.
Bir çift gözde görmek istiyorum kendimi.
Senin gözlerinde ve seni benim gözlerime almak istiyorum şimdi.
Benim olana kadar sen..
Yön değiştirmeden renk değiştirmeden,bukamunleşmeden baktığım gözlerin ne kadar da ben kokuyor şimdi..

Ne kadar da değdi seni aramak diyebiliyorsam şimdi...bunca zamanın gayreti hataları diz kanama ve iç kopmaları unutturup siliyor suyun..
Sen ömrümde hep beklediğim gözlerin ıslaklığı bakışlarımın yaşısın.
Tuzluluğunla tatlı tatlılığınla ferahlatıcı ve doğal..

Sen öyle güzelsin ki şimdi gözlerimde..tohumlarımı ekip ıslaklığında fidan olup varlığınla çatlamak istiyorum mutluluktan şimdi..


Gözlerinizi yerleştireceğiniz yüzü bulmanız dileğiyle..

Bunun eşliğinde..





O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

13 Kasım 2013 Çarşamba

Acı&Tatlı



Mevsimlerin her biri..
Çılgın yeşilliklerin ve narin fidanları taşıyan dallarıyla ilkbaharın tazeliği,güneşin gücünü ve hayatımızdaki güzelliği yansıtan denize olan arzumuzu tetikleyen suya olan ihtiyacımızı hatırlatan yaz,gönlümüzdeki yanıkları ve ıslak günleri kuru yaprakları ve uzun yürüyüşleri tatlı bir nostaljiyle yaşatan sonbahar,ömrümüzün de bir sonunun olacağını,barınmanın ne kadar büyük bir nimet olduğunu dünyanın giyebileceği en güzel ve saf elbisesini gözlerimiz önüne seren kış mevsimiyle her biri ayrı güzel..

Her biri güzel dünyanın ve her bir güzellik ancak güzelliğin derecesinde bir zorluğu içerdiği sürece anlamlı ve bir o kadar kıymetlidir..

Ama bilemiyoruz..

Kolayını hızlısını hemen ulaşılabilir anında sahip olunabilir güzellikleri yaşamak ve tatmak istiyoruz..
Bütün saflığı orjinalliği ve kalitesiyle üstelik..

Okul yolunu kışın soğuğunda yürümüş bir öğrenci zorluğuna ve soğuğun çetinliğine rağmen otobüsle ulaşan bir çocuğun hatıralarından daha güzel hatıralar saklar yüreğinde..

Uzaklarda bulunan bir dostun hasreti ve onunlabirlikte vakit geçirme arzusu hemen yanında kapı komşun olan bir dostundan daha kıymetlidir..
Anında ulaşılabilenin emeği ne kadar olabilir ki..içinde ne kadar sabır ne kadar azim ne kadar arzu barındırabilir ki..

Böyle ve buna benzer hallerdir bizden anlamı alan,çalan vegeri vermeyen..
Biz izin verdiğimiz müddetçe dostluklar dostluk değil,konfor ve lüks gerçekten şart değildir..

Düşünüyorum da;bir sonbahar akşamı dost ile içilen bir kahvenin yerini ne alabilir?
Sesinin içine karışan sesimiz,sözlerine karışan sözlerimiz,gözlerimizin karşılaştığı ve içimize geçtiğimiz her anın yerini ne alabilir?

Aylarca alınması istenen bir ayakkabıya sahip olunan anda hissedilen duygunun yerini ne alabilir ki?
Kutusuna dahi bakmadan,eskiden yaptığımız gibi kokusunu dahi koklamadan çoğu zaman dokunamadan ona sahip olmanın güzel bir şey olduğunu düşünmüyormuyuz?

Yerine ne konabilir aylarca ana karnında taşınan bir bebeğe kavuşma anının yerini?
Uzun yıllar olmasa da artık,uzun aylar beklenen sevgiliye kavuşmanın haz ve huzurun yerini ne alabilir?

İniş ve çıkışlarımız..sevinç ve gözyaşlarımız birbirini tamamladığı ve takip ettiği sürece güzel olur hayat..

Acısı ve tatlısıyla derler ya..

Sarısı ve yeşiliyle..
Siyahı ve beyazıyla..
Meltemi ve fırtınasıyla..

Baharı ve kışıyla güzelleştiği gibi dünya,kolaylık içeren her şey ama her şey zorluğunu kaldırmakla sanmıyorum ki kaybettiğimiz mana ve derinlikler kolaylıktan daha değerli daha güzel ve daha eğitici olabileceğini..






Resim:Değmesin Yağlı Boya
Manken:Sararmış çiçeğim
Mekan:Penceremin saksısı


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

6 Kasım 2013 Çarşamba

Akşamdır..


Akşamdır..
Sertlerin yumuşadığı yumuşakların sertleştiği andır.
Çökme,çekme,gitmedir.
Anlardan bir tutamdır.
Akşamdır diyorum.
Günün örtüsünü yavaş yavaş soyunduğu zamandır.
Dakikaların kum saatini yarıladığı,güneşin renklerini attığı,soğuğun yaklaştığı zamandır.
Fas'ta pilavın piştiği,çöllerde kandilin yakıldığı,Yunanistan'da akşam kahvesi içildiği,Türkiye'de akşam yemeği hazırlandığı,Almanya'da işten çıkış vaktidir.

Ne saz çalabiliyorum ne de gitar.
Ama akşamdır ve her akşam beni en ince yerlerimden yakalar.
Kimi zaman Hamburg'un martılarını ekmek artıklarıyla beslerken buluyorum kendimi.
Kimi zamanÜsküdar iskelesine yeni yanaşmıştır gemi.
Kız kulesinde tek başıma çay içme hayallerini kurarak yakalıyorum kendimi.

Gelecek uzayan ömür değildir,kısalan daralan bakışımızdır aslında.
Ufkun kadardır herşey..
Burada sadece kalbim,ufkum ve ben varım.
Hiç bir engel giremez bunların arasına.
Saçmalıyor dilim sürçüyor da olabilir.
Kalemim kağıdım beni bağışla çünkü;akşamdır..
Bilemiyorum gece ne çıkarır karşıma..

O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

2 Kasım 2013 Cumartesi

İçimize Dünya Kaçtı



Neden..bu kadar ağır oldu yüreklerimiz..
Hangi koltuk hangi araba oturdu üzerine de donduruldu tüm hislerimiz..
İnsanlığımızın üstüne hangi tablo hangi sehpa hangi biblo çöktü de..
İnsafımızın kıpırdamasına müsaade edemez olduk..

Nedir gözlerimizi körelten?
Şu kalın perdelerimizmidir kalp gözümüzü örten..

Nedir sofralarımızı tatlandıran,çocuklarımızın ellerine ayaklarına hangi eşyamızı yükleyerek çocukluklarını,oyun oynama haklarını satın aldık?

Neden neşeli gülüşleri sadece resimlerdeki karelerde mevcut..
Ve neden bir başkası sevsin beğensin diye gülümsetir olduk yavrularımızı?

Neden tenceremizde sevgi kaynamıyor,sofraya herkes bir arada oturumuyor?
O pahalıyemek takımlarımıdır yoksa lezzetimizi kaçıran..
Nefsimizin peşinde koştuğumuz içinmidir karşılaşamamamız..beraber olamayışımız?

Tadı nerde insanlığımızın?
Hangi malzemeden yapılmış ki eşyalarımız kirletince çocuklarımız,çizince bir yerlerini,kazaran yırtılınca koltuğun kumaşı veya bir köşesi bir kumaş parçasına kıyamıyor olduk da çocuğumuzun narin tenine kıyarak şiddet sürer olduk vucütlarına..

Dostluklar hangi malzeme ile yapılmış ki daha kıymetsiz oldu bedava verilenden..
Canımızı nerelerde sergiledik ki paramparça oluşumuza sessiz kaldık şimdi?
Geri almak isteğini dahi duyamaz olduk..tekrar kazanma yüceliğini dahi kendimize yakıştıramaz olduk..

Özür dileyemez olduk..


Biliyorum..
Sır olsa da bunu sadece size söylüyorum..

İçimize dünya kaçtı..
İçimize dünya kaçtı..


O K U
PAYLAŞ: Whatsapp

Recent in Recipes

SON YAZILAR